Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Temmuz '13

 
Kategori
Yurtdışından Bildiriyorum
Okunma Sayısı
92
 

Yeni ülke yeni keşifler

Yeni ülke yeni keşifler
 

Kanada’dayım. Eşimle birlikte eğitim - araştırma amacıyla geldik Kanada’ya. 3 aylığına geldiğimiz bu ülkede 1. ayımızı doldurmuş durumdayız.  

Halifax’tayız. Halifax, Kanada’nın eyaletlerinden biri olan Nova Scotia’nın başkenti. Yaklaşık 400.000 civarında nüfusu var. Atlas Okyanusu kıyısında yer alıyor. Üniversite öğrenimi ya da İngilizce öğrenmek için gelen dünyanın her yerinden insan var burada. Uzak Doğu ülkeleri ve Arap ülkelerinden gelenler çoğunlukta. Türkler de var ama sayıları daha az.

Bir şehri keşfetmenin en iyi yolu toplu ulaşım araçlarıyla seyahat etmektir. Ben de eşimle birlikte her gün zorunlu olarak uzun bir yolculuk yapıyorum. Dartmouth isimli bölgeden Halifax’ın kent merkezine gitmek için yaklaşık 1 saatlik bir seyahatimiz var her gün.    

İstanbul’da olduğumu anımsatıyor bu yolculuklar bana. Neden mi? Çünkü tıpkı İstanbul’daki gibi iki köprü bağlıyor, Dartmouth ve Halifax’ı birbirine. Biz de her gün otobüse binip bu köprülerden geçiyoruz şehir merkezine giderken.

Ülkemizdeki ve özellikle de İzmir’deki belediyecilik açısından kıyaslama yapabilmek için dört gözle etrafı inceliyorum. Elbette önemli gözlemlerim oldu.

Öncelikle yağmuru bol ve yemyeşil bir bölge burası. Onlarca göl var ve birbirinden güzel kocaman parklar var. Parklarda da kokuları birbirine karışan, alı al, moru mor binlerce çiçek.

Apartman yok denecek kadar az. Genelde bahçeli, tek katlı ya da içerden merdivenli (bizim dubleks-tripleks diye tanımladığımız türden) evler var. Evlerin bir ön, bir de arka bahçeleri var ve ön bahçelerinde çit vb. sınırlayıcı bir unsur yok. Hem yoldan geçenler hem de orada yaşayanlar bahçelerdeki bütün güzelliklerden nasibini alıyor.

Otobüs aktarma istasyonlarında yolcuların oturup otobüs beklemeleri için koltuklar var. Tıpkı şehirlerarası otobüs terminali gibi; ama daha küçük. İçerde danışma ofisi, kafeterya ve tuvaletler var. Tuvaletler feribot istasyonlarında, turizm enformasyon ofislerinde vb. yerlerde de var ve ücret alınmıyor. Otobüs aktarma istasyonunda gölgelik amacıyla yapılmış olan pergola vari yapının çatısından yağmur suyu borular vasıtasıyla yer altında toplanıyor.

Aktarma istasyonlarında; hangi otobüsün hangi yoldan geçtiğini gösteren, üzerinde otobüs numaralarının yer aldığı, küçültülmüş haritalar var. Herkes, ücretsiz olan bu haritaları alıp yanında taşıyor. Ayrıca; bu haritaları turizm enformasyon ofislerinden, belediye iletişim ofislerinden de ücretsiz temin edebiliyorsunuz. Yöredeki görülmeye değer yerleri göstermek için de hazırlanmış benzer haritalar var ve şehrin her yerinden bu haritaları temin edebiliyorsunuz.

Ayrıca; otobüs ve feribotların rotalarını ve hareket saatlerini gösteren kitapçıklar hazırlanmış. Bunları da şehrin çeşitli noktalarından ücretsiz temin edebiliyorsunuz. Yerli halk da hem haritaları hem de bu kitapçıkları evinde bulunduruyor ve evden çıkmadan hareket saatlerine bakıp ona göre yola çıkıyor ve otobüs durağında gereksiz zaman kaybetmiyor.  

Otobüslere her gün gazete bırakılıyor. Herkes alıp okuyor. Sokak ve iş - alışveriş merkezlerinde de gazete yine ücretsiz olarak dağıtılıyor. Bu gazetede yerel haberler, belediye etkinlikleri, sosyal-kültürel etkinlikler kadar ülke genelini ilgilendiren haberler ve elbette reklamlar yer alıyor.

Yukarıda sözünü ettiğim köprünün bir yanı yayalar, bir yanı da bisikletliler için ayrılmış. İsteyenler yaya olarak ya da bisikletli olarak da köprüden geçebiliyor. Kask takmak zorunlu. Gelişmiş diğer ülkelerde olduğu gibi burada da bisiklet kullanımı oldukça yaygın. Otobüslerin önünde bisikletler için ayrılan bölüm var. Yoruldun diyelim ya da yağmur başladı, ilk durakta dur ve otobüs gelince otobüsün dışında ön tarafında ayrılan bölmeye bisikletini koyup yoluna otobüsle devam et. Herşey bu kadar basit.

Otobüsler bir tuşla hafifçe aşağı iniyor, yaşlılar, hastalar, engelliler, çocuk arabası olanlar rahatlıkla binebilsinler diye. Herkes bindikten sonra yeniden bir tuşla olması gereken yüksekliğe geliyor. Otobüsün içinde ön sıradaki koltuklar yan yerleştirilmiş. Buralar; çocuk arabasıyla ya da tekerlekli sandalyeyle binenler için ayrılmış. Otobüslerin içinde “arka tarafa ilerleyiniz” yazısı var. Ama yoğunluk pek yok otobüslerde ve çoğu zaman koltuklar boş kalıyor. O yazı anlamını yitiriyor.

Belediyenin düzenlediği etkinliklerden birine katıldık burada. Jazz Festivali. Waterfront denilen Okyanus kıyısındaki bir açıklığa büyük bir çadır kurulmuştu. Çadır; izleyenleri ve sanatçıları hem Halifax’ın sıcağından koruyor, hem de değişken havası nedeniyle her an yağmaya hazır olan yağmurdan koruyordu herkesi. Çevreye portatif tuvaletler de kurulmuştu. Ayrıca; el yıkamak için portatif lavabolar da unutulmamıştı. Kağıt havlular ve sabun da unutulmayanlar arasındaydı.

Başıboş kedi ve köpek yok etrafta. Sahipli köpekler de tamamen sahiplerinin sorumluluğunda. Tasmalarının çıkarılarak dolaştırılması yasak, buna dair ibareler var her yerde.

1 ayın sonuna geldiğimizde; aklımdan geçen şey “bülbülü altın kafese koymuşlar ille de vatanım demiş” sözü. Evet, çok güzel şeyler var burada. İnsan yaşamın merkezinde yer alıyor. Bu yönüyle de örnek almamız gereken şeyler var. Benim arzum ve dileğim bizim de gelişmiş ülkelerin iyi yönlerini örnek uygulamalar olarak kendi şehirlerimize aktarmamız. Herkesin vatanı kendine. İçime çoktan vatan hasreti çöktü bile.  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 87
Toplam yorum
: 30
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 534
Kayıt tarihi
: 02.12.09
 
 

Çevre Bilimi Uzmanı – Peyzaj Mimarıyım. Yüksek lisansımı çevre sorunları ve biyokütle enerjisi üz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster