Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ocak '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
324
 

Yeni yıla Merhaba derken...

Yeni yıla Merhaba derken...
 

Sıklamenler,Sabancı Müzesi terası


Yeni yılın bu ilk gününe bloğuma birşeyler katarak başlamak istedim. 2010 yılı kişisel açıdan çok verimli bir yıl olmasına rağmen, bloğumu ihmal ettiğim bir yıl oldu. Yazacak onca birikim de varken...

Seyahatlerim çok boldu, Anadolu’nun gitmediğim ili kalmadı diyebilirim. Gözlemlerim hafızamda kayıtlı oldukça yazıya da dökülecektir sırayla umuyorum...

Şehirlerin kimliliğini ve dokusunu çözmeyi, ruhunu gözlemeyi seviyorum.

Son ziyaretim olan İstanbul’dan bahsetmek istiyorum. 2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul...

İstanbul’un Ankara’nın çözememiş olduğu toplu ulaşım sorununu çözmesine hayranım. Bir turist olarak İstanbul’da otobüs, vapur, dolmuş, metro, metrobüs gibi farklı ulaşım araçlarıyla her yere rahatlıkla gidebiliyorum, bir Türk turist olarak. Bir yabancının bu ulaşım araçlarından yararlanması ise tam bir muamma. Bu konuda yabancı dilde hazırlanmış rehberler, broşürler ve pratik ulaşım klavuzları maalesef yok. Yabancı bir turistin merkezi yerlerde kolayca bulabileceği yönlendrimeler ve ulaşım araçlarına ilişkin kitapçıklar yok. Bu konuda yapılacak çok fazla iş var.

Aslında İstanbul, turizme göre tasarlanmış bir kent değil. Oysa bütün yenilikler, kent düzenlemeleri yapılırken bu şehre turla veya ferdi olarak yabancıların ziyarete geleceği düşünülse ve ona göre farklı açıklamalar, tabelalar ve yönlendirmeler konulsa ne kadar yararlı olurdu.

Yüzlerce örnek vermek mümkün ama son gidişimde ruhumu tırmalayan çok basit çarpıklıklardan biri Yerebatan Sarayı içindeki yemek kokuları oldu. Tarihi öneme sahip, her yıl milyonlarca ziyaretçi çeken böylesine özgün bir yerin içinde kafe işletmesinin olması ve etrafa kokular saçması beni hayrete düşürdü.

Yine gözüme çarpan diğer bir nokta, İstanbul metrosunun Taksim durağında yer alan fotoğraf sergisi oldu. Havai fişek gösterileri altında kaybolmuş İstanbul görüntülerine bakınca İstanbul’u değil, sadece havai fişeklerin renklerini algılıyorsunuz.

Bütün çarpıklıları bir yana, şehr-i İstanbul’da sokaklar var ve sokakta hayat var, renk var...Ankara’da AVM’lere hapsedilmeye çalışılan sokak hayatı, İstanbul’da yaşamaya devam ediyor.

Özel müzeler İstanbul’a ayrı bir canlılık katıyor.

Gitmediyseniz İstanbul Modern’deki Body Worlds sergisini tavsiye ederim. Sergiye bazıları gitmeyi baştan reddediyor, gerçek insan bedenleri kullanıldığı için ya da kişisel korkularından ötürü...

Eğer özel bir korkunuz yoksa, sergi görülmeli. İnsan hayatının döngüsünü anlatan,tüm organların çalışma şekillerini orjinal olarak sergileyen, plastinasyon adı verilen özel bir yöntemle gerçek vücütlar dondurularak oluşturulmuş bir sergi. Tıp öğrencileri ya da tıp okumayı düşünenler için ders niteliğinde öğretici.

Sabancı Müzesi’ndeki Ağa Han Hazineleri sergisini de tavsiye ederim. El yazması kuran ve kitaplar, islami eser ve objelerle görselliği ve doyuruculuğu yüksek bir koleksiyon...

2011’de sanat ve kültür dolu, seyahatlerin bol olduğu, mutlu ve sağlıklı günler bizimle olsun...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 144
Toplam yorum
: 274
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 1409
Kayıt tarihi
: 12.09.07
 
 

ODTÜ İşletme mezunuyum, felsefe bölümünde master eğitimi aldım, uzun yıllar bankacılık ve finansm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster