Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ocak '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
514
 

Yeni yılda toplumsal muhalefet yükselecek...

Yeni yılda toplumsal muhalefet yükselecek...
 

Tekel işçileri


Yeni yıl hepimiz için yeni umutların çimlendirildiği, yeşertildiği taze başlangıçların miladı olarak değerlendirilmeli. Toplumu oluşturan bireylerin kendince bir mizan çıkardığı bu başlangıç emin olun 2010 daha mutlu ve yaşanılır bir Türkiye düşüne biraz daha yaklaştığımız sabahlara gebe.

Yılın son günü Ankara sokaklarında, caddelerinde süregelen ‘suikastçı avı’nın ardından çıka, çıka marangoz ve tesisatçı taşıyan askeri araçlar televizyonlarda tekrar, tekrar gösterilirken; taksimdeki alkol duvarını aşmış olan yurdum insanının görüntüleri ile müthiş bir paralellik fotoğrafı beyinlere kazınıyordu…

Taciz..

Baştan başlarsak, şu malum “ergenekon tertibi”ne Susurluk sürecinde olduğu gibi inanan yurdum insanı olmadığına göre yeni yıldan umut ile söz etmenin yarattığı rehavete kapılmadan olayları ve gelişmeleri değerlendirmekte yarar var diye düşünüyorum. Malum oldu ki artık kendini sosyalist olarak tanımlayıp sürece uzaktan bakan kesimlerde bile ‘susma ile verilen örtülü destek’; 2009’un noel baba çantasında liboş geyiklerin çektiği kızağa binip terki diyar ediyor, iktidarın işi zor..

Demem o ki; bana göre baştan sakat olan malum süreç (Blogda yazdığım yazılarım tanıktır!) hani bildiğimiz “derin” yerleri temizlemekten ziyade, muhalif olanların oyundan atılmasından ibaret olduğu tartışma götürmeyecek biçimde komedi/suikast senaryoları ile ortaya çıkmıştır.

Irak’ta askerin kafasına çuval geçirerek halkın yüreğinde tartışmasız yerini ve sağladığı güven’i resetlemeye yönelik eylemlerin geldiği son nokta, memleket yeni yılı karşılarken; vatandaş memed’in pekte anlayabileceği senaryoların sahnelenmesi değildi ilelebet…

Silahlı kuvvetlerin façasını çizerek kimi iktidar yalakası kalemlerin “memlekete demokrasi geldi!” diye zil takıp oynamalarının encamı/içeriği/görüntüsü daha iyi anlaşılacak 2010’da kuşkusuz.

2010’a girdiğimiz şu tarihi öneme sahip vakti zamanlarda zam ile hevesi ve de düş bile olsa hülyaları kursağında kalan sıradan yurttaş, en azından yaşananlar ile yaratılan ilüzyona dair kendi içinde sorgulamalar başlatıyor, başlatacak kaçınılmaz olarak.

Artık iyice anlaşıldı, küresel egemenlerin/ABD’nin startını verdiği “Irak’taki çuval operasyonu” meğer sıra dışı bir olay olmanın yanında askerin ABD politikalarına karşı kendini yeniden kurgulamaya yönelik yeni yönelimine verilen bir tepkiymiş. Devamı ise Ergenekon süreci… Anlaşıldı ki AB cenahlarından ve memleket sathında yer alan beslemelerin/işbirlikçilerin gelişmelere kına yakmaları boşuna değilmiş. Özel olarak görevlendirilip bir iki olumlu/doğru haberin yarattığı algı rüzgârını arkasına alan ikinci cumhuriyetçilerin medyalarında düğün bayram etmeleri de bu yüzdenmiş.

Tüm tahriklere rağmen askerin hukuka sığınması yeniden bir mağdur yaratmama kararlılığından kaynaklanıyor. Malum ekonomik kriz, vahşi özelleştirmeler ile süregelen sat, sat ye ekonomisi duvara tosladı. Emek kesimleri toplumsal muhalefetin yeni yılda iyice yükseleceğinin işaretlerini eskiyen yılda çoktan verdi. Türk İş’e rağmen direnen tekel işçileri yeni yılı Ankara ayazında açlık grevine başlayacaklarını duyurarak karşıladılar.

Bu arada Tekel işçilerinin mağduriyetine neden olan Tütün Yasası’nı çıkaran DSP, MHP, ANAP koalisyonunu hatırlatmak lazım. IMF direktifleri ile Tütün Yasası'nı çıkaran 57. Hükümetin ithal ekonomisti; Kemal Derviş’in daha sonra CHP’den Millet Vekili yapıldığını “balık hafızalı” olduğu öne sürülen memleketimizin insanına anımsatmak için altını kalın çizgiler ile çizmek gerekiyor. Şimdi muhalefet vekilleri direnen tekel işçilerini ziyaret ederek günah çıkarıp timsah gözyaşları döküyorlar.

Anımsatmamızdan sonra yine devam edelim;iktidar cephesinden 4/C’de yapılacak iyileştirmeler, işçilerin on bir ay çalışabileceklerine dair yapılan açıklamalar işçiler tarafından kabul görmedi.

Yeni yıl havai fişekler eşliğinde gelirken araya sıkıştırılmış benzin zamları, alkollü içkilere ve sigaraya yapılan zamlar IMF’ye dayılanan iktidarın aslında anlaşmadan da IMF programlarını uygulamaya devam ettiğinin görünür olmasını sağladı. Ve iktidar katından yapılan IMF ile anlaşmaya yakın olduklarına dair haberler yüzde doksanı yabancı yatırımcıdan oluşan borsayı uçurmaya yetti.

Salı günü grup toplantısında emeklilerin maaşlarında yapılacak iyileştirmeleri açıklayacak olan başbakan, kamu çalışanlarına yapılan %2, 5’luk zammı ceplerine girmeden geri almanın verdiği mesut ve bahtiyarlık ile süslü sözler söylemeye devam edecek.

Doğal gaz parasını ödeyemeyen, ucuz diye kömür yaktığı için zehirlenerek ölen krizin teğet geçtiği masalları anlatılan yurdum insanı sırasını beklerken, yine özelleştirmeler ile yeni mağdurlar yaratılacak.

Küresel egemenlerin dayattığı serbest piyasa ekonomisinin mucitleri çoktan devletleştirme politikalarına yönelirken bizim topraklarımızda uygulanan sat, sat ye /lale devrine söz söyleyecek aklı başında ekonomistlerde yok değil. Hatta anımsadığım kadarıyla özelleştirmelerden gelen gelirlerin yeni yatırımlara dönüşmemesinin uygulanan ekonomi/politikalarını çıkmaza sokacağına dair yazılarım MB’nin sayfalarında duruyor. Okuyucunun affına sığınarak altı yüzü aşkın blogda ilgili yazıları zamanı bol olanlara bırakıyorum. Kim bilir belki blog konusunda araştırmalar yapan akademisyenlerde sanal sayfalardan tarihe not düştüğümüzü tespit ederler.

Yazanın çok, okuyanın az olduğu güzide yurdumuzda biz yine okuyup yazmaya devam edelim.

2010’da Türkiye’de toplumsal muhalefetin yükseldiği bir süreç ivme kazanarak devam edecek. Bu arada açılımların sayısını tam olarak anımsamasak ta ilk akla gelenleri Kıbrıs açılımı, Ermeni açılımı, Yunanistan açılımı, Irak, İran, Suriye açılımları.. ve en sonunda iktidarın istikbalini bağladığı en son adıyla demokratik açılım tartışmaları ile açılım süreçleri devam edecek.

İktidarın Habur’u, Kandil’i boşaltarak arkasına aldığı rüzgar ile seçime gitme hesabı Bağdat’tan döner mi göreceğiz. Demokratik açılıma dair yasa tekliflerinin yakın bir zamanda Meclise geleceğinden kuşku yok. Muhalefet ise muhalefetliğini yapmaya devam edecek. Nasıl olsa iktidarlar yıpranır sıra onlara gelir diye iktidar olma düşleri kuruyorlar. Uygulayacakları ekonomi politikaları bakımından farkları yok nasıl olsa. Yukarıda ‘Tütün Yasası’ ile ilgili duruşları söylediklerimizi teyit etmeye yeter.

Mutlu yıllar...

Necati TÜFEKCİ Ocak 2010/ANKARA

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Toplumsal muhalefetin biraz da olsa kıpırdamasında bir çok etkenden biri de bizlerin yazıları diya düşünüyorum. bu yüzden de yazmaya devam. Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 03.01.2010 14:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1114
Toplam yorum
: 2289
Toplam mesaj
: 135
Ort. okunma sayısı
: 825
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

Ankara'da yaşar, dünyalı,aynadaki görüntüsüne muhalif, vicdan hesapları yapmaktan yorgun, yaşanıl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster