Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Aralık '08

 
Kategori
Yılbaşı
Okunma Sayısı
653
 

Yeni yılınız mutlu ve umut dolu olsun

Yeni yılınız mutlu ve umut dolu olsun
 

Zamanı, farklı dilimlerde yaşasak da; hemen hemen bütün coğrafyalarda yeni yıl, hüznün ve umudun gizemli bir kesişme noktasıdır.

Sonradan, inandığı bütün doğruları inkar eden Galile; "dünya dönüyor" dediği için yargılandı. Ne hayatın kaynağı güneş, ne de üzerinde yasadığımız küçük mavi gezegen, bu gerçeğin pek farkında değil. Her şey değişiyor. Dünya, gerçekten de dönüyor.

Aslında "zaman", insan türüne özgü sanal bir kavramdır. Biz istediğimiz için takvimler icat edilmiştir. Köle Spartaküs, 70 bin isyancıyla birlikte büyük Roma İmparatorluğuna baş kaldırdığında; tarihin, M.Ö 71 yılı olduğunu bilmiyordu. Çünkü, daha İsa doğmamış, henüz Milat olmamıştı.

Zamanın bu varsayımsal sonsuz döngüsü içinde; her yeni yıl, hayatımızın dönemsel bir bilançosudur. Geride bıraktığımız aşkların, sevgilerin, dostlukların ya da kaybedilenlerin, yani bizler için çok değerli olan pek çok şeyin, eskitilmiş yıllarla birlikte kaybolup gitmesine duyulan gizli bir hüzündür yeni yıl.

Hani , kendimizi uçsuz bucaksız bir bozkır yalnızlığında hissedip; “zaman, unutulmuş o eski zamanlardı” diyerek, söyleyemediğiz şarkılara, yaşamadığımız iklimlere, kaybolduğumuz şehirlere hüzünlendiğimiz anlar vardır ya… Hani, ihtiraslarımıza yenik düşüp, bazen suskun ve bitkin, bazen çığlık çığlığa, düş diyarlarında düşe kalka dolaşarak, hiç yaşamamış bir sevgiliyle, hiç bilmediğimiz bir dilde sevişmenin hasretini duyarız ya...

Her yeni yıl, en eski ve en yeni ihtirasların, hayallerin, tutkuların iç içe geçtiği, tarifsiz, girift, karma karmaşık bir ruh halidir aslında… Ama, yine de; yılbaşı denilen o küçük mutluluk anları, çoğu zaman umutların tazelendiği, özlemlerimize biraz daha yaklaştığımız, geçmiş yılların yorgun bıraktığı yüreklerimizde, taze ümitlerin filizlendiği çok özel anlardır. Her yılbaşı, yepyeni ve gizemli bir yolculuğa atılan ilk adımdır.

Gündelik koşuşturmacanın acımasız ve acele adımları içinde, çoğu zaman düşünmeye bile vakit bulamadığımız hayatımızı, elimizde tuttuğumuz "akıl" denilen billur prizmanın büyülü ışıltısından seyrederek, geleceğe dair hayallerimizi sil baştan gözden geçirme fırsatı bulduğumuz nadir ve çok değerli bir zaman dilimidir yılbaşı.

Kimi zaman yıl başları, sevdiklerimiz ve dostlarımızla paylaştığımız keyifli masalarda neşeli şarkılar söylerken; kristal kadehlerdeki sıcak şarabın kanımızı kaynatmasıyla, sanki zamansız ve mekansız bir boşlukta, başıboş uçuşan hazan yaprakları gibi duygu girdaplarına kapılarak, oradan oraya savrulduğumuz hoş anlardır.

Bazen de yılın o son saatlerinde; ilk gençliğimizden kalma masum ve tarifsiz bir sevinç kaplar yüreklerimizi. İçimizdeki devrimci ruh halinin yakıcı ateşiyle; "gülüşümüze bin kurşun sıksa da ölüm/ unutma, umuda kurşun işlemez gülüm" diye haykırarak, bütün dünyayı, bütün aşkları, bütün sevgileri, dostlukları ve yaşanacak olan bütün güzellikleri sımsıkı kucaklamak isteriz. Yaşama sevincimizin karşı konulamaz güçlü coşkusu, hüzünlerin ve dertlerin kahrolası karamsarlığına galip gelir böyle anlarda. Oysa ne şarap, ne zaman ne de mekandır bizi böylesine çakır keyif yapan.
Bunun tek nedeni; yüreğimizde yeşerttiğimiz, küçücük bir umudun mistik büyüsüdür yalnızca.

Yılbaşını diğer 364 günden farklı kılan; insan türünün, gezegenimizin hemen her köşesinde ortak bir coşkuyla kutladığı devasa boyutta bir karnaval olmasıdır.

Kentin uzak varoşlarında yer alan yoksul mahallelerde, kör lambaların aydınlattığı isyankar sokakların derme-çatma evlerinde kurulmuş çilingir sofralarında toplanmış insanlar da, beş yıldızlı otellerin lüks ve ihtişamımın insanı aşağılayıcı dekoru içinde, sonradan görmeliğin hatta görgüsüzlüğün bile çirkin bir güç savaşına dönüştüğü balo salonlarında da yaşanılan duygu hep aynıdır aslında. Hatta bu ortak duygu; aynı dakikalarda, Moskova'da, Diyarbakır'da veya Johannesburg'da da yaşanır. Kısaca; bütün insanlar için, her yeni yıl, mutlu bir geleceğe yeniden başlama fırsatıdır.

Kimileri, ilkel dogmaların yobaz hükümleriyle, yaşayacağımız bu evrensel şölene bağnazca karşı çıksalar da; yaşadığımız dünya hiçbir zaman geriye doğru dönmeyeceğinden, karanlığa ve bağnazlığa  inat, bu yeni yıla da , gönüllerimizi evrensel barışa, kardeşliğe, sevgiye ve dostluğa olabildiğince açarak, taptaze hayaller ve umutlarla hep birlikte merhaba diyelim.

Hepinizin yeni yılı, sevdiklerinizle birlikte MUTLU ve UMUT DOLU OLSUN .

A. Mesut Tatlıpınar

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 47
Toplam yorum
: 66
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 3706
Kayıt tarihi
: 17.02.08
 
 

İstanbul'da doğdum. Şişli Lisesi'ni ve MÜ Siyasal Bilimler Fakültesi'ni bitirdim. Daha sonra, İ.Ü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster