Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ekim '11

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
217
 

Yeni yüzle aranız nasıl?

Yeni yüzle aranız nasıl?
 

 “Nassınız, eyi misiniz?”  Aman, aman. Eyi olun, eyi.

 

Yeni “Blog yüzü” ile aranız nasıl? Evde, her yastık yüzü değiştiğinde, bloğun yeni yüzü aklıma geliyor. Sizin de geliyor mu?

 

Küçüklüğümde, emniyette bekçi tahsildarı vardı. İsmi  “ Yüzsüz Zühtü” idi. Yastıkla, mastıkla karıştırmayın. Bildiğimiz yüz yani. Adam dürüst ve onurluydu amma, nedense yaz kış  yıllarca aynı elbise ile dolaştığı için, millet bu adı vermişti kendisine. Azarlansa bile o mübarek yüz, aynı güleçliğini muhafaza ederdi. İşte, bu Zühtü amca aklıma geldi. Valla, o adam, bloglara yetişseydi, yüzü “apak” olur muydu? Olurdu her hal! Ört ki, ölem!

 

Bu  yeni yüz çıktı çıkalı, Sevgili İdaremiz, bizlere, ne de güzel “uğraşlar” armağanlar etti. Ki tadından yenmez!  Vasıflı zengin bilmeceler gibi. “ İçi taş, dışı taş, ha dolaş, ha dolaş!” Veya, birbiri içinden peş peşe çıkan “matruşkalar” gibi. Fincan fincan içinde.  Anlayacağınız. Çık çıkabilirsen işin içinden.

 

Gir oyna, çık oyna, yat oyna, uyan oyna, üç öğün yemek sonrası oyna, yatmadan evvel bir daha oyna. İhtiyaten, sahura kalkar gibi kalk, yine oyna. Tık’laya tık’laya da oyna…Ne muhteşem şey. Hem “bellekler, hem gözler, hem eller” alışıyor, fena mı?

 

Sonracığıma, eski yüzde rahat, batıyordu. Sık sık kavgalar yaşanıyordu. Şimdi sıkı mı? Hepten azaldı. Herkes, yeni yüz derdine düştü de ondan bu tabi. Demek ki, “bize böyle lazımmış”. Ama, verilen hizmet, bir  "rönesans"  değerinde. Tabi, kimilerine göre.

 

Bu arada da herkes,“Başak” ismini iyice belledi. Kızcağız 3 kilo birden verdi, Eskiden, idarenin yolunu, pek bilen yoktu.

 

İşin özü, “yazmak” fiiliyken / Lüks değil miydi yeni yüz edinmek? / Hipotenüs icat edilmeseydi / Dert  miydi ? / Tarihteki Diyojen misali / Meşhurlaşır mıydı, olmasaydı feneri / Hele o Büyük İskender'i  / Aradan bunca geçmiş yılları / Kimler günümüze taşıdı? / Adam iyi adammış zâr / Kendi gitti, / Kebabı kaldı yadigâr …

 

Yeni yüzü, merdiven altı imalatı sananlar oldu. “ Eski köye, yeni adet” dendi. “Geçmiş günlerin gölgeleri, uzun olur,” derler. Bunu sıfırlama, düzeltme uğruna, küçük parmağımızı bile oynatmadık. Yalan mı?

 

Yeniçeri’liler gibi lâ minör tondan ve de  “nefreti makamından,” öyle bir “istemezük” çekildi ki, Sarayburnu önündeki,  Kız Kulesinin külahı bile sallandı. Yamuk külahı ile, insan içine çıkamaz olduydu. Bunca laf taşeronluğuna soyunanlar oldu. Bunlardan bir tekini yazılı basında  çalışırken yapmış olsaydık, kapının önüne konurduk. Teknik editörlük, kızamık çıkarır gibi  “kurdeşen”  döktüler, içlerine ata ata. Ya bunca emek, ya bunca uğranılan tahribat?!  Hı?

 

Eskiden pilav üstü az kuru ile doyardık. Şimdi inat olsun diye  pilav üstü “rosto”  istiyoruz. Yetmedi mi, “cacık üstü, kuru cacık” istemekteyiz, ne demekse?!

 

Bizim derdimiz yok mu? Hiç “Gık’ımız” çıkıyor mu? Çıkmaaaz. Bir bakmışsınız, yeni yüzde, benim memleket, olmuş Artvin... Lise olan öğrenim derecem de terfi etmiş ”lisansüstü” ne. Gıkım çıkıyor mu? Çıkmaaaz.

 

Sonra. Yazarın  ismine tıkladığınızda, beklediğiniz “Namik” gelmiyor. Gerine gerine, ele güne, ev halkına karşı “ Namiiik geldi” diyemiyorsunuz.

 

Dahası var. Sizi, tren yolcusu gibi, oradan oraya aktarıyorlar. Denizli’nin Goncalı aktarma istasyonu gibi, trenin kapı tokmağı, elinizde kalıyor. Tren gitti gider.  Üüüü, “ Denizli yolcusu kalmasın” diyenlere hayıflanıyorsunuz üstelik, dalga geçer gibi. Hiç gık’ım çıkıyor mu? Çıkmaaaz!

 

Sizlerde de oluyor mu bilmem. Ekranda; blog sayfanız, yarı beline kadar arzı endam edince, pelte gibi donuyor. “Yüz görümlüğü ister” gibi bekletiyor insanı.

 

Kuruluştan bu yana, rütbelerimiz arttı. Eskidik gari. Yıldızlarımız çoğaldı. Olduk her birimiz topçu sınıfından KORG'’BLOGGER... Bir yıldız daha, etti: ORG’BLOGER… Yenilere  “örnek” olmalıyız. Di mi?  Şimdi söz onlarda.

 

Aman ha, sakın ha,  yanlış anlaşılmayayım. Ben kendimden misal veriyorum. Sıkıntılarımı anlatıyorum. Blog’daki bir kere ben, ben değilim.

 

Ağrıdı başım nanay / Çok içmişim nanay / Nanay yavrum nanay / Ben Artvinli Muzaffer’im / Yemin etsem, ağrımaz başım / Kader bu, alın yazım / Öyle yazılmış, benim yazım / Netcez, gık’ım çıkmaz derim / Kaderime razıyım / N’olcek şimdi  halim /  Artık ben Aydın’lı değilim / İşte  budur benim halim  / Artvinli  Muzaffer Cellek’im. / Öyle yazılmış yazım. / Kaderime razıyım.

 

Ben, düpedüz, ne Yaşar’ım, ne de öbür yaşar. Yani “Yaşar, ne yaşar, ne yaşamaz” sınıfındayım. Hiç gık’ım çıkıyor mu? Çıkmaaaaz!

 

Sahi siz nassınız? Eyi misiniz? Eyi olur inşallah.  Eyi olun, eyi…

Ört ki, ölem!

 

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

NO: (2) Bu blog’da ne kadar sarı kartlı adam varsa / Kırmızıya dönüşmeden çıkalım biz yola / Şimdiden ssülüyelim biz, Elizabet Taylor’a / Fethedelim Paris’i, Amerikaayı Toronto’yu / A be hem çalayım, hem sülüyeyim / “Bu bulok” iki buçuk lira / Hem kaynasın, hem ynasın / Bloğumuzun Muhtarı İlyas Bayram kapıda dursun / Bilete kessisn, ahkam kessin cukka saysın

Muzaffer Cellek 
 03.10.2011 16:48
 

HERŞEY OLACAĞINA VARIYOR BU ÜLKEDE...HELE Kİ ''PATRON ''HER ZAMAN HAKLIDIR :) BİZ SAFLARI SIKLAŞTIRALIM..HAKKIMIZI ALIRIZ HER ZAMAN...GELEN ISRARLARA DAYANAMADIM...ÖZELLİKLE ARİF ÖĞÜTÇÜ'NÜN ÖĞÜTLERİNE UYDUM...M.B CENNET MAHALLESİ-BETA -VERSİYONU,YENİ DİZİSİ SALI'YA BU EKRANLARDA YAYINDA OLECEK !..SANSÜR,RTÜK,ARTİSTLERİN KAYIT İŞLEMLERİ,SAVCILIK,NÜFUS BELGELERİ DERKEN İŞİMİZ YOĞUN...ARİF'E TARİF GEREKMEZ ;AMA YİNE DE SORAYIM...''SİZE HANGİ ROLÜ VERELİM ?..'' ÖNCEKİ DİZİMİZ GİBİ TUTARSA EĞER İZMİR-ANKARA-İSTANBUL TİYATRO KIŞ TURNELERİMİZ OLACAK...İSTERLERSE,DEMİRÖRENLER DE SPONSORUMUZ OLABİLİRLER...ACELE CEVAP...KESTANE KEBAP...SELAM VE SEVGİLERİMLE...

Mesut Selek 
 03.10.2011 12:55
Cevap :
A be ne güzel sülersin / Sabiş’in meleklerince öpülesin / 933 Chevrolet Kel Haydar / Sülesin şarkılar, sabaha kadar / Nefes Cafer üflesin telli zurnayı / Görelim bu turnede Falcı Tilki Fatmayı / Fal açsın, bakla açsın / Ne kebap yansın, ne de şiş yansın / Döktürsün Pariste Zurnacı nefes Cafer / Gübecikler atsın, eli çabuk Gül Hacer / Seyreylesin bizi sevgili Çingen Sabiş / Elemtere şiş, kem gözlere şiş / Sülesin bu turnede Çolak elli Şahande / Sekiz köşeden aşağı olmaz, atsın göbek Şaheste / Güllü , Gülizar, Güldeste maniler sülesin / Hırsız Bedir ayna tutsun zarf atsın / Mon amaur'la başlasın Paris geceleri Halimeyi samanlıkta bastılar diye bitirsin / Si tu save kombiyen jötemö ile devam etsin / kapkaçcı babalık / Spali Ahmet de sülesin "her yer karanlık" / O güzelim Show'la daha da eğilsin Eyfel / Oh ne ala, ne ala durmadan yangel/ Bu blogda ne kadar sarı kartlı adam varsa / Kırmızıya dönüşmeden biz çıkalım yola / Şimdiden sülüyeyim biz Elizabet Taylor' DEVAMI 2 de)   03.10.2011 16:41
 

Merhabalar, Bu yeni yüzden benim memnun olduğum tek taraf şu oldu: Bir bloğa yorum yazmak istediğim de; bir taraftan bloğa bir tıkla dönebilirken, bir taraftan da yazdığım yoruma bir tıkla dönebiliyorum. Eskiden öyle değildi. Yorum yazmaya tıkladın mı, kafana bir şey takıldı, tekrar okuduğun bloğa dönemiyordun. Bu kolaylığın dışında, diğer tüm yeni yüzler hiç te güzel değil!.. Selam ve dualarımla, en Güzel'e emanet olun efendim, saygılarımla.

Pervane 
 03.10.2011 11:55
Cevap :
Haklısınız. Benim derdim, şimdi şu hapishane arabasının penceresi gibi ufak yere yorum yazabilmek. Teşekkürler yine de  03.10.2011 16:43
 

Ha satıldı ha satılacak, ha kapatıldı ha kapatılacak derken astarından pahalı bir yüz ile karşılaştık Muzaffer abi, alışmak sevmekten daha zor geliyor emme, netçen!!! Saygılar selamlar..

Arif ÖĞÜTÇÜ 
 03.10.2011 10:42
Cevap :
Astar aynı astar amma, tevatürler değişik. Bir de şunu düşünüyor insan. Satıldı satılacak derken, en yeni sahipler, bu yeni yüz formatı ile karşımıza çıksaydı n'olacaktı acaba? Şimdi doğruya doğru, eğriye eğri. Di mi,? Selamlar sevgiler.  03.10.2011 11:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 905
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster