Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Temmuz '18

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
47
 

Yeniden Çatıya Çıkmak

Yeniden Çatıya Çıkmak
 

Çok korkutucu ama heyecanlı, kendime karşı verdiğim bir mücadeleydi yeniden çatıya çıkmak. Civardaki en yüksek binanın çatısında, alıştığım gibi dört tarafım açık ve gökyüzü berraktı! Rüzgârı, bol temiz havayı yüzümde hissedip vücuduma çekiyor, eskisi gibi çatı sınırlarında yürüyebilir miyim acaba diye düşünüyorum. Bu cesareti kendimde bulmadan az biraz önce çocukluğumun nasıl da gözü pek sularda, canhıraş umursamazlıklarla, kuralsızca ilerlediğini bir film şeridi gibi izliyordum zihnimde. Çatı kenarından sokağa bakıp, hemen oradaki bacanın arkasını saklambaç oyunu için kullanmak pek naçizane bir fikir benim gibi bir çocuk için.

Yeniden çatıda yeniden rüzgâra karşı… O şekilsiz balkonun dağa karşı bakan köşesi benim hikâyeler anlatma yerimdi. Kime mi? Ben dururken neden başkasına anlatayım ki, anlatmazsam yaratıcılığımın ne kadar geliştiğini ben kendim nasıl dikkatlice izleyebilirim ki.

Rüzgâr esince amacım farklıydı benim, yine o köşede rüzgâra karşı mücadele veriyordum sesimi duyabilmek için. Rüzgâr ses dalgalarımı alıp, kim bilir kimlerin kulağına çalıyordu söylediklerimi. Ama ben kendim duymak istiyordum, cildime sürterek derimi zorlayan, üşütmeyen, konuşturmayan, göz açtırmayan rüzgâra karşı, çıkan sesimi. Bazen de balkon demirlerine tutunup vücudumu yükseğe kaldırmış, biraz sonra aşağı sarkarken buluyordum kendimi. Özgür bir çocuktum işte, çok özgür… Ve öyle tasavvur ettim hayatı, hep…

Yatak odalarındaki gömme dolaplar, uyumuş numarası yapıp gece yarısına kadar film izlememi sağlayan duvarlardaki yuvarlak ve eğlenceli soba borusu delikleri, mutfaktaki ufak deniz manzarası, tezgâhtaki karınca ordusu, salonun nedense yüksek yapılmış metal pencereleri. Bambaşkaydı bu ev! Hep öyleydi, öyle olmuştu ve benimdi, benim burası! Balkondaki çirkin sokak kuşunun da yuvası vardı, tenteye yaptığı, terastaki güvercinlerimizin de. Kocamandı evimiz herkese yetiyordu. Hem tavuklarımız vardı, bize yumurta veren hem güvercinlerimiz beslediğimiz, hem benim tavşanım vardı, terasın kullanılmayan tuvaletinde uyuyup orayı değerlendiren. Asmamız da vardı kocaman, eskimiş yapraklarını tavşanıma yedirip, karşılığında yenilerden bir iki tane ödül olarak sunduğum. Civcivlerim vardı yün yatakları silkelemek için terasa yayınca, o yünlerin arasında sarı sarı dolaşan, ablamın gülümseyen güzelliğiyle birlikte cik cik diye oynayan. Güneşimiz vardı sabahları içimizi ısıtan her köşede, ev çok sivrilmişti ya diğerlerinden. Akşam sakinliğimiz vardı, terasın açık kısmında balık ızgara! Kılçıklar da çöp değil haa, tavuklar talip! Balıklarımız evde mutluydu kaplumbağayla birlikte yine kocaman akvaryumda. Kocaman olan her şey babamın icadıydı, onun sağladıkları icat gibiydi çünkü. Kendi gibi… Küçük odamda şahsi karyolamda mutluydum, kardeşlerimin ranzasına aldırmadan.

Salıncak! Evin ne çok yerinde salıncağım oldu benim dönem dönem. Ben büyüdükçe salıncak da yükseliyordu, mevsime göre ya açık hava ya kapalı antrelere taşınıyordu demir salıncağım, o da babamın icadıydı. Kimsenin evinde yoktu park salıncağı. Sallan bir iki, sallan bir iki. Kocamandı bizim evimiz. Ben ufaklıktım belki de ondan kocamandı her şey ama yine de en güzeliydi. Sıkılmaya zaman yoktu bizim evimizde bir çocuk için. Sobadaki portakal kabuğunun yaydığı aromayı pek sevmesem de onların orda durması hoşuma giderdi. Kestaneler çıtır çıtır olurdu sobada. Bir daha öyle pişmedi kestaneler.  Bizim salonumuz vardı, köşelerinde tekli koltuklar kurulu. Herkesin vardı ama bizimkisi başkaydı. Koltuğun arkasında biriktirdiğim paralarımı sakladığım cüzdanım dururdu. Ta ki ağabeyim çalana dek! Çok kullanmazdık orayı, çünkü misafir kültürümüz vardı bizim. Tertemiz derli toplu beklerdi o oda. Kocaman holümüz, tuvalete girmeden geçilen bölümde, dış fırçalarımızı koyduğumuz, ablamın yüzünü sabunladığı lavabomuz vardı. Aynadan bakınca beni gömme dolaptan düşerken görebildiği.

Terasta kuzenlerle sırt üstü uzanıp bulutları şekle benzetirken kurduğum tozpembe hayallerim vardı benim, hayata dair.

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 41
Toplam yorum
: 14
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 59
Kayıt tarihi
: 17.05.18
 
 

Merhaba,  Hayatımızın çoğunu bir sis perdesi ardından yaşıyoruz. Kişisel aydınlanmamızı yaşayacak..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster