Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Mart '21

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
29
 

Yeniden Cinci Hoca

Yeniden  Cinci Hoca

“Alo Şerif, duydun mu bizim İstanbul’da gittiğimiz ‘’cinci hoca’’ ölmüş,” dedi eşim.

O kim ki? dedim.

“Salih Memişoğlu”

‘’Hani çocuklarımız üst üste hastalandığında çaresiz kalıp hocaya gitmiştik ya, ‘’ dedi.  “Acaba gerçekten isim doğru mu? Biz ona mı gitmiştik?” dedi.

“Bir dakika bakayım,” dedim.

Hemen internetten Milliyet Blog  sayfasını aramaya başladım. Milliyet Blog’da 7 Aralık 2010 tarihinde ‘’Cinci Hoca’’ başlıklı yazı yazmışım. Doğruymuş, kapısına gittiğimiz hocamız Salih Memişoğlu’ymuş.  Allah rahmet eylesin. Yazmak ne kadar da güzel bir şey. Bak kanıt var.

O zamanlar eşim banka müdürü, ben  ise bir gazoz firmasında satış şefi idik. İkimizde işyerlerindeki amirlerimizden yarım gün izin almıştık. İki okumuş yalamış takım elbiseli müdür,  çaresizlik içinde hocanın kapısını çalmıştık.

Yalan değil, rahmetliden etkilenmiştim. Takım elbise vardı. Diploması ve vergi levhası vardı.  Aşağıda yazdığım hikayeyi tekrar koydum. Merak edenler okur.

‘’Sizin hocalık bir durumunuz yok. Bir daha gelmeyin. Para mara istemez. Gönlünüzden bir şey koparsa verin’’ demişti.

Koca bir 10 yıl geçmiş. Bu yazıyı ve diğer yazdığım yazıları okuyunca,  duygulandım.

İlginç olan Milliyet Blog’da en son yazım 7 Aralık 2010  tarihinde ‘’Cinci Hoca’’imiş. Bu tarihten sonra hiç yazı yazmamışım. Acaba ölmüş müyüm?

Sonra kapı çaldı. Uzandığım yerden kalktım. Kapıya doğru giderken koskoca ara kapıya kafamı geçirdim. Çok kötü çarptım. Canım acıyınca henüz ölmediğimi anladım.

Hoca sanki vefatı ile bana mesaj veriyordu: “Sen bu on yıl içinde ne yaptın?”

“”Eee kendi işimi kurdum. Kravat esaretinden kurtuldum. Artık yılda bir kez tatil yapmıyorum.  İki  çocuğumuz vardı, 2 çocuk daha  yaptık. Astroloji eğitimi alıyorum. Bol bol çocuklarımla ve eşimle zaman geçiriyorum. Bol bol kitap okuyorum. Bol bol ev işleri yapıyorum. Bol bol toprağıma, atalarımın elini öpmeye gidiyorum. Bol bol yürüyor, spor yapıyor ve bol bol çocuklarımla bisiklete biniyorum. Bol bol dostlarımla denize gidip, balık tutuyorum. ”

“Senin hayatının amacı bu mudur?”

“Aha bak ben gittim.  Dün adam gibi adam,  Rasim Öztekin gitti. Her gün insanlar ölüyor. Adamın biri incir çekirdeğini doldurmayacak bir sebepten ötürü,  beni öbür dünyaya gönderdi. The End.  Zaman daralıyor. Gittiğinizde arkanızda ne bırakacaksınız?”

“Peki neden az önce yazılarını okurken gözlerin doldu?”

“Hiç yazmadım,” diye.

“Bana çocukluğundan beri bir yere giderken yolculuk olsun, ziyaret olsun yanından ayırmadığın üç şey nedir diye sorsam?”

“”Kitap, kağıt, kalem.”

“O zaman neden duruyorsun kafasını çarptığımın. Kaldığın yerden devam et. Yaz. Yaz ki kanıt bırak. Eğer bir gün seni de biri merak edip iz sürmek isterse, iz sürebilsin”

http://blog.milliyet.com.tr/cinci-hoca/Blog/?BlogNo=277999

10.03.2021     Şerif Soner Kaptanoğulları

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 52
Toplam yorum
: 208
Toplam mesaj
: 36
Ort. okunma sayısı
: 7184
Kayıt tarihi
: 08.11.07
 
 

1971 Fethiye'de doğdum.  2000 yılından beri evliyim. Büyüğü 29, 17 yaşında, diğeri 12 yaşında ü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster