Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ağustos '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
425
 

Yeniden kurtarılmış bölgeler mi?

Yeniden kurtarılmış bölgeler mi?
 

Televizyonları izlerken ve gazeteleri okurken, gördüğüm kareler beni 1980 yılı öncesine götürdü.

O zamanlar da bu günkü gibi kurtarılmış bölgeler, mahalleler vardı.

Bir taraf sağcıların elinde, diğer taraf solcuların elindeydi. Hatta mahalle aralarındaki sokaklar bile siyasetin kıskacında paylaşılmıştı!

Ama böylesine bir Büyükşehrin, en büyük belediyelerinden birisinin hiç kurtarıldığını! Görmememiştim.

Gelin son zamanlarda basına yansıyan ve herkesin ibretle izlediği, hatta Amerikan Büyükelçiliğinin komisyon kurduğu vahim olayların arkasında ne varmış birlikte inceleyelim.


Biliyorsunuz son zamanlarda Türkiye’nin en önemli gündemlerinden biri de büfeci dayağıyla gündeme gelen Ankara’nın en büyük ilçesi Keçiören’de yaşanıyor.

Bu ilçede neler oluyormuş da hiç kimsenin haberi yokmuş!

Bakın aynı ilçede 1994 yılında 22 olan içkili restoran sayısı şu anda sıfırmış.

Bu konuda bir açıklama yapan eski belediye başkanı Hamza Kırmızı görevi AKP’li Altınok’a teslim ettikten sonra yaşananları şöyle anlatmış: Kimseye içkili yer ruhsatı vermediler. Baskı ve şiddetle bütün restoranlar kapatıldı demiş.

Başbakan’ın da evinin bulunduğu Ankara’nın en büyük ilçesi Keçiören’in 843 bin nüfusu varmış. Keçiören’de tek içkili restoran bulunmazken, içki satan 163 büfe gece 23.00’e kadar faaliyet gösterebiliyormuş.
A takımından dayak

Keçiören’in Altınok’tan önceki Belediye Başkanı Hamza Kırmızı, açıklamalarına söyle devam etmiş. Benim dönemimde içkili restoran için talepte bulunan ve şartları belediyemizce uygun görülen her işletmeye ruhsatı verildi. 1994’te, 22 içkili restoran vardı. Hatta belediyemize ait bir tesisi kiraya verip içkili restoran haline getirmiştik. Biz görevi Altınok’a teslim ettikten birkaç yıl sonra tüm restoranlar baskı ve şiddet kullanılarak kapatıldı. Kimseye de içkili restoran ruhsatı verilmedi. Adını ’A Takımı’ koydukları bir ekip oluşturarak parklarda el ele tutuşanlara dayak attılar, büfecilere saldırdılar" demiş.

Keçiören’de kapatılan son içkili restoranın sahibi olan vatandaş da restoranının kapatılma sürecini şöyle anlatmış: Altınok göreve başladıktan birkaç ay sonra sürekli taciz edilmeye başlandıklarını, restoranının sürekli kapatıldığını ve baskı altına alındıklarını, Müşterilerinin tedirgin edildiğini, A Takımı denilen ekip kurarak müşterilerini korkuttuklarını, bir süre restorandı kapatmak zorunda kaldıklarını anlatmış. Aynı işletme sahibi Keçiören’i, aradan geçen 14 yıl içinde aynı Belediye Başkanının Arabistan’a çevirdiğini de iddia etmiş.

Baskılardan korkan ve basına isimlerini vermeyen alkollü içki satan büfe sahiplerinin birçoğu, Altınok’un göreve başlamasının ardından içki satışları nedeniyle kendilerine baskı yapılmasından yakınmışlar. Ramazan ayında baskıların daha da arttığını söyleyen büfeciler; şöyle devam etmişler:

İçki sattığımız için Ramazan ayında büfenin açılmasını istemiyorlar. Zabıtalar sürekli kontrole geliyor ve gözünün üzerinde kaşın var diyerek sudan sebeplerle tutanak tutup büfeleri kapatıyorlar. Fiziki güç kullanarak Keçiören’de korku imparatorluğu kurdular. İnsanlar ellerine içki alıp evlerine getirmeye korkar oldular, demişler.
Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok, bu suçlamalar karşısında kendisini savunarak, beldelerinde içkili restoran ruhsatı isteyen kimsenin olmadığını söylemiş. Aynı Altınok şunları da eklemiş; Bir dönem içkili restoran işletip zarar eden ve işletmesini kapatanlar, ’Belediye baskı yapıyor’ diyerek, suçu bizim üzerimize attı. Kim bize müracaat etmiş de ruhsat alamamış? Eğer nezih bir aile ortamı ya da vatandaşların tamamının girebileceği nezih bir içkili restoran için benden ruhsat istesinler hemen vermeye hazırım demiş.

Aynı Altınok içkili büfelerin gece 23.00’ten itibaren kapatılması kararının ise Valilikçe alındığını söylemiş.

O zaman bu kararı Polisin uygulaması gerekmiyor mu?

Aynı Altınok, büfeci dayağında, zabıtaların büfeciyi dövmediklerini, büfecinin gizli yara kaçıp bağırdığını da iddia etmişti.

Şimdi benim merak ettiği bir konu var. Bu Belediye Başkanı çok iyi hizmet yaptığı için mi kazanıyor? Yoksa dağıttığı kömür vs. gibi maddeler yüzünden mi kazanıyor.

Eğer çalıştığı için kazanıyorsa, (burada oturan halk içki satışını istemiyorsa, gerçi istemeyen almaz) o zaman halkın iradesidir denir.

Eğer iddia edildiği gibi bir A takımı kurularak, baskı ile lokantalar ve içki satan büfeler zorla, gözdağı ile kapattırılıyorsa o zaman önce Belediye Başkanı hakkında soruşturma açılması gerekmiyor mu?

Bu kadar insan yalan söylüyor da, Belediye Başkanı mı doğru söylüyor?

Yine kuvvetli bir takiye ile karşı karşıyayız gibime geliyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 3842
Toplam yorum
: 6442
Toplam mesaj
: 310
Ort. okunma sayısı
: 2915
Kayıt tarihi
: 23.03.08
 
 

Antalya'da 1956 yılında doğdum. Emekliyim, Üniversite mezunuyum. Evliyim, bir oğlum var Mimar. Gü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster