Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ekim '09

 
Kategori
Alternatif Enerji
Okunma Sayısı
1273
 

YENİDEN NÜKLEER ENERJİ

Milliyet gazetesinin dünkü sayısında Sn. Metin Münir' in nükleer enerji ile ilgili yazısının tamamını okumanızı öneririm. Yazıda bir çok matematik doğru belirtilmekle beraber sonuçta özüne katılmıyorum. Çünkü Sn. Münir' de anladığım kadarı ile aslında kendisi de pek hoşlanmasa da kısa vadede en temiz enerjinin Nükleer kaynaklı olduğunu belirtiyor.

İşte benim sorunum da burada bu kısa vade kavramında yatıyor. Özellikle ülkemizin sürekli olarak kısa vadeli düşündüğünü belirtiyorum. Hiç bir zaman uzun vadeli kurumsal, kurallı ve genel doğrulara yönelik düşünmediğimiz için hep bugünde kalıyoruz.

Ben kesin olarak nükleer enerjiye (teknolojisi ne kadar gelişirse gelişsin) karşıyım. Nedenlerini defalarca yazdım. Ancak ben barajlara da karşıyım. Çünkü ben yapılan her şeyin, Türkiye' nin temel sorunu olan ve aslında sorun dediğimiz sonuçların asıl kaynağı olan insan nicelik / nitelik ilişkisini çözmeden bir işe yaramayacağına inanıyorum. İstediğiniz kadar otoyol, köprü yapın, çok ve niteliksiz insan varsa, trafik matematik olarak gene sorun olur, oluyorda zaten. İstediğiniz kadar üniversite açtım deyin, çok ve niteliksiz insanınız varsa, o üniversiteler bırakın klasik anlamda üniversite olmayı, üst düzey bir eğitim kuruluşu olarak bile yetmezler. Matematik olarak yetmezler. Üstelik eğitim kurumları yetmiyorken sistemin garabeti nedeniyle yetmeyen kurumlarda kontenjan açığı var. Bu da sanırım nitelik, organizasyon, sistem kurma becerisi vb diye neyi anlatmaya çalıştığımın bir kanıtıdır. Doğal olarak bu insan nicelik / nitelik ilişkisi çözülmeden enerji yatırımları da yetmez.

Çünkü biz sürekli olarak fiziksel büyüme içerisindeyiz. 3. 5. 10. köprü, İzmit körfez geçişi, aynı hatta bilmem kaçıncı tren yolu, duble yol, her yere uydu kentler vb. Artan insan, artan yerleşim, artan gereksinimler. O zaman çözüm gelsin nükleer. Peki sonra.

Kesin olarak önce Türkiye insan varlığını planlamalı. Bu planlama sadece sayısal değildir. Daha da önemlisi nitelikseldir. Daha sonra bu varlığın bu ülkede hangi branşlarda, hangi özelliklere sahip nerelerde yerleşerek yaşamını idame ettireceğini belirlemelidir. Yani örneğin hala Marmara bölgesinde başkalarının tasarladığı araçların fiziksel üretim merkezi mi olacağız, yoksa bilgi teknolojilerinde mi gelişeceğiz. Tüm bunları yaparken doğal ve kültürel olarak ülkemizi fiziksel olarak nasıl koruyacağız. Hasanheyf, Allianoi, Munzur vadisi ve ülkemize endemik sayısız bitki ve hayvan varlığı ne olacak? Bunları saptamalıyız. Tüm bunları saptadıktan sonra bugünün değil gelecekteki enerji gereksinmemiz ne kadar olacak belirlemeliyiz. Ve belirlediğimiz enerjiyi nasıl temiz ve yenilenebilir olarak elde edebiliriz araştırmalıyız.

Ben Sn. Münir' e katılmıyorum. Güneş battığında artık enerji kaynağı olmaktan çıkmıyor. Yeni teknolojilerle gündüz depolanan ısının güneş battıktan sonra da kullanılması söz konusu. Almanya -dikkat edin Almanya - güneş enerjisi konusunda Avrupa' da İspanya ile birlikte inanılmaz yatırımlar yapıyor. Bireysel teşvikler bile veriliyor. (Panel çatılar her yer için özendiriliyor.) Amerika bu alanda büyük yatırımlar yapıyor. Hatta enerji tasarrufu için yeşil çatılar farklı bir sektör oluyor. Rüzgar bazı lokasyonlarda belki şiddetini azaltabilir ama hiç kesilmiyor. Bozcaada çok güzel bir örnek. Dalgadan enerji konusunun nükleer enerji kadar tartışıldığını hiç düşünmüyorum. Bunların tamamı sınırsız ve tamamı bedava. İlk yatırım maliyetinden sonra olağanüstü ucuz. Ne saklanması gerekli nükleer atık (bakın bunu defalarca yazdım istediğiniz kaynaktan araştırın nükleer atığın aktivasyon yitirme süresi bile inanılmaz uzun -yüzbinli yıllar desem ne dersiniz- ve bu dünyanın her yerinde bir sorun- ne de başka bir temizlenmesi gerekli çıktı bırakıyorlar dünyamıza. Kuşkusuz ki güneş enerji panel tarlaları, rüzgar santralları, toprak işgali yapacaklar ve bu da tartışılması gerekli bir konu. Ama + ve -' ler yanyana geldiğinde bence fark çok açık.

Ama şimdi biz ne yapıyoruz, çok büyüdük ve daha büyümeliyiz! bekleyemeyiz, o zaman hemen enerji gerekli diyoruz. Hiç tersini yapmadık ki. 1970' li yıllarda Ülkemizi ve doğal olarak İstanbul' u planlasaydık, şimdi 3. köprü konuşulurmuydu. Ya da kaç kişi konuşurdu?

Sayın okurlar o kadar standart bir toplumuz ki aklınıza gelebilecek hiç bir konuda hiç bir alternatifi tartışmaya dahi açık değiliz. Bakın yapalım demekten de vazgeçtim. Sadece sakince tartışmaya bile açık değiliz.

Basketbolda savunma yapmaktan başkası aklımıza gelmiyor, enerjide nükleerden başkası aklımıza gelmiyor, trafikte köprüden, otoyoldan başkası aklımıza gelmiyor, tatil denince Antalya, Bodrum dışında düşüncemiz yok. Siyasette tek bir bize ait somut alternatif projemiz, önerimiz yok, demokrasi anlayışımız insanlar özgürce benim! gibi düşünsün, düşünmüyorsa da özgürce benim! gibi yaşasın şeklinde.

Allahaşkına bu kadar değişmezin içinde olumlu olarak ne değişebilir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

:) Şunu kabullenmek gerekirki Avrupa bizden çok kapasiteli ve kültür olarak ileride... Kabullenmek şart! Diğer yandan bakıyorsun en çok satılan ilaçlar (mesela kollestrol ilacı) haplar bizde! Kısaca 80 milyon nüfuzla türkiye büyük pazar potansiyeli! Ne acıdırki 80 milyonun büyük bir bölümü kapasite olarak avrupaya karşı çıkamaz! Aksi iddia edilemez! En basitinden şu yazdığım dizüstü bile onlara aitken! Domuz virüsü çıktı 20 milyar dolar gelir elde edecek adamlar!!!! Kısaca bir pazar yeriyiz. Durumdan kerkes memnun iken! Adamlar iştahlarını bozmak istemiyorlar. Türkiyede bir tane bile nükleer santral yokken kalkıp atmosfer salınımından bahsedilmesi sadece iştahımı bozma demektir. Hani madem öyle atmosferin şeyini şeyeden israilden neden hesap sorulmuyor? Klasik grenpeace mantığı işte. Kokuşmuş düşüncelerle veya onlara gelen sözle söylersek hani isa mesih demişya; ZEHİRLE PİŞMİŞ AŞI KİM YEMEYE GELİR? tabiki hiçkimse yemez. Yani türkiye de bu politikaları yemez kanaatindeyim.

Carya Eftali 
 30.10.2009 21:49
Cevap :
Samimiyetle ne dediğinizi tam çözememiş olmakla birlikte ilginize çok teşekkür ederim.  02.11.2009 9:22
 

Yazınızı tesadüf gördüm. Şunu belirtmek gerekirki nükleer santraller carbon salınımı yapmadığı için gerçekten temizdir. Belki akla radyasyon gelir? Fakat günümzüde okadar alaşım ve yalıtım ürünleri varki yani radyasyonun yalıtımı da mümkün. Zaten Amerikada 150 civarı bilinen nükleer santral var. Paris bu enerjiyle ısınıyor aydınlanıyor! Yani temiz olamsa adamlar neden üretsin ki onalr bizden temiz olduğu halde 150 tane yapıyorlarsa bizim yapmamız abes olmaz.

Carya Eftali 
 27.10.2009 20:18
Cevap :
Öncelikle ilginize teşekkür ederim. Ben nükleer santral temiz değil demiyorum. Sürekli olarak iki temel noktayı vurguluyorum. 1) Geleceğe yönelik nüfus nicelik/nitelik planlaması yapılmadan hiç bir yatırım -enerji, konut, yol vb- yeterli olmayacaktır. Yani ben sadece nükleer enerjiye değil şu anda baraja da karşıyım. Biz ülkemizin insan yapısını düzenlemeden neyi, ne için, ne kadar yapsak yetmez. Yetmiyorda. 2) Nükleer santralın diğerlerinden farkı ise milyonlu bir olasılık ile dahi ifade edilse bir kaza halinde ne olacağı ve nükleer atıkların ne yapılacağıdır. Benden kesinlikle daha iyi biliyorsunuzki nükleer atık saklanması da bir sorundur. Bildiğim kadarı ile ABD de şu anda en çok 10000 yıl saklanabiliyor. O rakam bile yeterli bulunmuyor. Yani arada bir sorun olmaz ise kesin olarak o süreden sonra sızdıracak. Tabi onbin yıl kim öle kim kala diyebilirsiniz. Eğer yazımın tamamını içeren bir eleştiri yazarsanız çok mutlu olacağım ve o da yayınlanacak.  28.10.2009 16:39
 

Dünya'da güçlü olan ya da olmak isteyen her ülke bu enerjiyi tercih ettiğine göre Amerika'nın yeniden keşfine gerek yok diye düşünüyorum. Çevreci ve nükleer karşıtı hareketler de neden sadece ya da en çok daha da henüz tesisler filan kurulmamışken Türkiye'ye yönelik oluyor anlamıyor ardniyetlilik seziyorum. Malum Altın üretim tekeline sahip Almanya Bergamayı engellemişti çevrecilik kisvesiyle.Saygılar.

beyazışık 
 16.10.2009 12:06
Cevap :
Öncelikle ilginize çok teşekkürler. Çok açık bir şekilde ismini vererek yazdığım değerlerden (Allianoi, Munzur vadisi, ülkemizin diğer fiziksel varlıkları vb) yana olmanın neresi art niyetlilik. Almanya kendisi güneş enerjisi santralları kurarken ABD çok büyük güneş enerjisi tarlaları oluştururken neden biz bu fikre bunca olanakla karşı olacağız. Bana lütfen açıkça nükleer atıkları ne yapabileceğimizi İsveç' ten ABD' den örneklerle anlatın. Açık olun somut olun. Güçlü olmanın nükleer enerji ile ilgisi yoktur. Pakistan' da Hindistan da' nükleer silah da var üstelik. En güçlü onlar mı? Gücün tanımı ne? Altın stoğu ne kadar Bergama' nın. O altın çıkıp bittikten sonra Bergama tekrar Bergama olacak mı? dünyada olmuş örneği var mı? Ama aynı Bergama' yı hep koruyup sonusuza dek toprağından üzerindeki barındırdıklarından üstelik de aynı özel sektörle yararlandırsanız uzun vadede daha çok kazanılmaz mı? Tercihiniz bugün mü gelecek mi? Benim ki belli. Tekrar saygılarımla, Sinan Çakaloz  16.10.2009 12:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 226
Toplam yorum
: 98
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 547
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

15 Nisan 1959 İstanbul doğumluyum. Marmara üniversitesi siyasal bilimler fakültesi mezunuyum. Ancak ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster