Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ocak '09

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
356
 

Yeniden var mısın?

Yeniden var mısın?
 

alıntı


Bölüm 5

Kıyaya yanaşan sandaldan önce erkek atladı ve elini Esra’ya uzatıp inmesine yardımcı oldu.Sandaldan oltaları balıkları alarak yola koyuldular.

‘’Çok uzak değil,yürürüz dimi?Hem saatlerdir oturuyoruz açılırız ne dersin?’’diye sordu adam.Esra başı ile onayladı.

Yol boyunca belki yorgunluktan belki de içinde bulundukları duruma anlam katamamaktan ikisi de konuşmadılar.Bir müddet sonra restorana geldiler.Çok şık bir hali yoktu buranın,bir kıyı restoranıydı.Biraz salaş,balık kokan,odun sobalı bir restoran.

Esra ve adam içeri girdiklerinde sobanın ateşini düzelten kirli sakallı,kır saçlı ufak tefek bir adam yanlarına yanaşıp sıcak bir gülümse ile cama yakın,sobaya karşı bir masaya oturmalarını önerdi.Adamın daha öncede buraya geldiği karşılamadaki sıcaklıktan da hissediliyordu.

Masaya otururken balıklarını kır saçlı adama uzatıp servis yapmasını istedi adam.Balık tutmuşlardı ama kimi büyük kimi küçük belki de cinslerini oda tam bilmiyordu,bu adamın balık konusundaki tecrübesine güveniyor olmalıydı ki nasıl pişirilmesi konusunda bir şey söylemeden adama uzattı.Adam yanlarından uzaklaşırken:

‘’Balık tutmayı çok severim ama hangisinin ne olduğunu henüz öğrenemedim,o yüzden tutuğum balıkları yemek için her zaman buraya gelirim ve balıkları tanıyan ustamın servisine güvenirim…’’ diye adam lafa girdi.Esra gülümsedi,bir şey söylemeden çevreyi inceliyordu.

Birkaç masadan oluşan,gölün kıyısında küçük bir yerdi burası.Mutfak bile yoktu.Çalışanları da tek tip giyinen şık ve sıkıcı bir restoranlardaki tiplere benzemiyorlardı.Zaten bir kendilerini karşılayan adam,bir tezgah arkasındaki kadın ve yaşlı adamın balıkları verdiği genç vardı içerdi.Duvarlar ağlar ve denizci aksesuarları ile süslenmiş,sobanın çıtırtıları ve içerdeki insanları ile samimi bir havası olduğunu anlamamak mümkün değildi.Esra’nın inceleyen bakışlarını fark eden adam:

‘’Bize yer gösteren adam Rasim usta,Karadenizli bir balıkçı imiş zamanında,yaşı ilerledikçe balık işine pek elvermemiş sağlığı,ama denizden,sudan,balıklardan da kopamamış,çok zaman sonunda burada yaşamaya karar vermişler karısıyla.Çocuklarını okutup evlendirip memlekette yada meslekleri gereği bulunması gereken şehirlerde bırakmış,en küçük oğullarıyla yerleşmişler buraya.Eşi ve oğlu hem balık tutkusunu bildikleri için hem de artık denize çıkmaması gerektiği için geçim sağlamak adına da bu küçük restoranda yardımcı olarak onu sevdiği işten uzaklaştırmadan kontrolleri altında çalışma imkanı sağlamışlar.Ailece burada çalışıyorlar,burada küçükte bir evleri varmış,günleri dükkanda geceleri evde yaşayıp giden bir kasaba ailesi olmuş onlar.’’

‘’Ne kadar hoş bir yer ve ne güzel bir dayanışma olmuş bence.Büyük şehirde insan ailesinden ve sevdiklerinden öyle uzaklaşıyor ki,hele de ayrı şehirlerde yaşam sürüyorsa aile fertleri,yılda bir yada iki ancak görüşebilme ihtimalleri oluyor.’’

‘’Sen ailenle mi yaşıyorsun İstanbul’da?’’

Bu soruyu cevaplayamadan yaşlı kadın elinde tabaklar ve salatalar ile masaya geldi.Servisleri yerleştirirken bir şey içip içmeyeceklerini sordu.Adam balık yanı rakı istedi Esra pek içmese de balık ve rakının metini duyup denemek içinde oda rakı içmek istediğini söyledi.Kadın rakı yanı mezeleri ve rakıyı masaya bırakarak işinin başına döndü.Esra adamın soran bakışları karşısında konuşmasını sürdürdü.

‘’Hayır.Onlar memlekette.Ben,okul için İstanbul’a gelince bir daha dönmedin.’’

‘’Peki ailen nasıl izin verdi,yani genelde hele de kız ise evden ayrılan pek müsaade etmezler büyükler…’’

‘’Aslında ben gelmek istemiyorum dediğimde en çokta annem gelmemem için ısrar etti.Ben evin tek çocuğuyum sülaledeki tek kızım,herkes fazla üzerime düştüğü gibi kendisini üzerimde söz sahibi zanneder.Biraz asi ve hırçın yanlarım vardır.Okulum bitince memlekete dönsem ya istediğim işte çalışamazdım ya da istediğim hayatı yaşayamazdım.Tek tahammül edemediğim şeyde hayatıma müdahale edilmesidir.Küçükken herkesin fikrine saygı duyuyor insan,gerçi o zamanlarda da hep bildiğimi okurdum ben,annem babam bu asiliğim karşısında çok yıprandılar,ee büyüdükçe bazı şeyleri görüp öğrendikçe hiç yapamazdım artık,onlarda anladılar ki ne amcalar ne teyzeler,dayılar bana hükmedemez ama huylu huyundan da geçmez,o yüzden pekte karşı çıkmadılar.’’

‘’Zor olmuyor mu yalnızlık,yinede karışmıyorlar mı sana?’’

‘’Zor tabi ailemi çok özlüyorum ama bayramlarda giderim,sık sık annem gelir buraya.Ben kalınca İstanbul’da amcamlar küstüler bana,arada annemlere hala söylenseler de alıştılar.Bana değil ama anne babama zor oldu ilk zamanlar ama alıştık zamanla.Sen ailenle kalıyorsun galiba?’’

‘’Hayır.Benim anne ve babam bir trafik kazasında hayatlarını kaybettiler yıllar önce.’’

‘’Özür dilerim üzdüm seni…’’Esra bu soruyu sorduğunu pişman olmuştu.

‘’Önemli değil küçük hanım asma yüzünü,annem ve babamı kaybettim evet ama dünya tatlısı bir kız kardeşim var.’’

’’Onunla yaşıyorsun o zaman!’’

‘’Hayır,ben yalnızım İstanbul’da.Önceden kız kardeşimle yaşardık ama okulda bir genç kandırdı kardeşimi aldı memleketine götürdü,bende yalnız kaldım…’’Güzel bir gülümse ile devam etti anlatmaya.

‘’Kız kardeşim üniversite okuyordu bende yeni mezun olmuş işimi kurmaya çalışıyordum,ailece mutluyduk ve her şey bizim açımızdan yolunda sayılırdı.Talihsiz bir kazadan sonra ailemi kaybettim,Nihal ile yalnız kalmıştık.Bir süre birlikte yaşadık birbirimize destek olduk,o okulunu bitirdi ben işimi kurdum birlikte acımızı hafiflettik.Okulu bitince Nihal erkek arkadaşından,yani şimdiki eşinden bahsetti ve evlenmek istediklerini söyledi.Mehmet’le aynı fakültede okumuşlar,İzmirli bir genç ailesi ve kendisi çok iyiler.Kız kardeşimin fikrine saygı duydum enişteyi de gözüm tutunca evlenip İzmir’e Mehmet’in ailesinin yanına yerleştiler.Beş yıldır evliler ve birde şeker mi şeker kızları var.Nihal gittikten sonra bende yalnız yaşamaya başladım.Aslında Nihal beni bırakmak istemedi ama işimi kurmuştum gidemezdim,ee onlarında ailesi orada yalnız kalmamalıydı,o yüzden o İzmir de ben İstanbul da yaşıyoruz.Sık sık gelirler,Mehmet İstanbul ana bayili bir firmada yöneticilik yapıyor işi için gelip gider hem İzmir yakın Nihal de sözde beni yoklamaya ama kocasından ayrı kalamadığı için sıkça gelir.’’Bütün bunları sevgi ile bakan gözlerle anlatmıştı Esra’ya. Esra büyük bir sevgi ve şefkatle dinledi.

Biran bir sessizlik oldu.Adam balıkların ızgaraya gidişini görünce rakılarını doldurdu ve bu esnada Esra’ya bakarak,gülümsedi:

‘’Neredeyse bütün günü birlikte geçirdik,yaşamımız hakkında az çok bilgi edindik ve şimdi birlikte kadeh kaldıracağız belki de,ama biliyor musun küçük hanım ben henüz adını bilmiyorum…’’ dedi.Bunun üzerine ikisi de sıcacık bir kahkaha attılar.Adam:

‘’Ben Erkan’’ diyerek ellini uzattı.Esra gülerek karşılık verdi.

‘’Bende Esra,memnun oldum’’.İkisi bir bu durumu saatlerce fark etmemiş olmalarına ve sohbetin sıcaklığı ile gülümsüyorlardı.Erkan rakısını Esra’ya uzattı.

‘’Tanışmamış şerefine Esra hanım’’ diyerek içkilerini yudumladılar.

Bir müddet sonra balıkları hazır ve dumanı tüterek masalarına geldi.Sohbet ederek yemeklerini yediler.Kimi zaman güldüler kimi zaman hüzünlü bakışlarla uzun uzun sohbet ettiler.

‘’İyi ki balıkla aram yok dedim,ne kadar çok yedim.’’

‘’Rasim usta bu işin piridir,tok olsam bile buraya gelip dünyanın balığını yediğim günlerim olmuştur.’’

Yemekleri bitmişti ve vakitte hayli olmuştu.Esra duvardaki kırık dökük saate bakarken Erkan:

‘’Kalkalım mı artık?’’ diye sordu.Esra başı ile onayladı ve restorandan çıktılar.

Hava sabaha göre oldukça serinlemişti,sobanın sıcağından da çıkınca iyice üşümüşlerdi.Esra yalnız gidebileceğini söylese de Erkan onu otelin kapısına kadar bıraktı.Esra gün için teşekkür ederken bir çay ısmarlayabileceği teklifinde bulundu.Erkan teşekkür etti ve evine dönmek için otelden ayrıldı…



......................................

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 205
Toplam yorum
: 496
Toplam mesaj
: 91
Ort. okunma sayısı
: 4459
Kayıt tarihi
: 11.11.06
 
 

86nın bir kış günü doğmuşum, belki de ondadır kışı çok sevişim .Hayatın gerçeklerini görüp nefret..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster