Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ocak '14

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
447
 

Yeniden yaratılan ülke

Yeniden yaratılan ülke
 

Türkiye'nin mevcut bir toplum yapısı var zaten. Ama işte bu yapıyı sorunlu olarak gördüğümüz için değişmesini istiyoruz. Toplumları siz değiştiremezsiniz, kendi kendine değişecek. Bizim yapacağımız bu değişimin önünü açmak. Kuracağımız yönetim sistemleri ile toplumumuzdaki rahatsız edici birikinti ve tortuları temizleyecek, değerlere zarar vermeden toplum yapımızın  hızla değişmesini sağlayacağız.

Derdimiz şunu kaldırmak, bunu yasaklamak değil. Hatta tam tersine insanlar bir şeylere sarılıyorlarsa o değerleri yaşatmak/geliştirmek/sistemleştirmek ve kişileri bu alanda özgür kılmak için çalışılacak. Örneğin bu ülkede Türklüğe değer verenler var. Yani belki ülkenin yarısı için Türklük önemli. Bu durumda devlet bu insanların bağlı oldukları Türklük değerini gönüllerince yaşamaları için çalışmalar yapacak.

Türklük beni ilgilendirmiyor kardeşim, bu ülkede bu değere bağlı insanlar var ve ben bu çalışmaları onlar için yapacağım. Aynısını Kürtler için, dindarlar için, ateistler için vs yani herkes için yapacağım. Bunlar birbirlerine karşıymış, beni ilgilendirmiyor. Birisi varsa diğeri yok olsun diyemem. Burada sabahlara kadar zikir çekenler, ülkenin başka bir yerinde ise satanist ayini yapanlar olabilir. Ben hiç kimse için hiçbir şeyi yasaklayamam. Bu ülkede yasak yok, çok uç konularda kanuni çizgiler var. Adamın eroin üretmesini de serbest bırakacak halimiz yok herhalde.

Ağaç Hareketinin amaçladığı dünya düzeni insanların akıllarına sığmaz. Düşünün yani herkesin istediği olacak. Hiç kimse ben böyle düşünüyorum, şöyle inanıyorum, şunu yapmak istiyorum bana izin vermiyorlar diyemeyecek. Bu düzende nasıl yaşamak istiyorsanız öyle yaşayabileceksiniz. Alabildiğine özgürlük. İsteyen kapalı isteyen açık giyinebilecek. İsteyen istediği dini seçebilecek. İsteyen soyuna, inancına hizmet anlamında özgürce çalışma yapabilecek. Atıyorum İslam’ın yayılmasını isteyen biri insanları bu yola çağırabilecek.

Bir şeyi vurgulamak istiyorum, etnik kimlikmiş, dinmiş, mezhepmiş, yönelişmiş kim neyi yapmak istiyorsa, kimde ne varsa Lazı, Çerkezi, Türkü, Kürdü vs herkes alabildiğine özgür bir şekilde yaşamak istediğini yaşayacak. Kişinin yapmak istediği şey kendisine ve başkalarına zarar vermediği halde bize yanlış gelebilir. Olsun, bize ne. Eğer hani yani günahsa, ayıpsa kendi sorunu.

Ancak kanunun suç saydığı şeyi yaptırmayız. Kanun da öyle her şeyi suç saymayacak. Ama şimdi adamlar zikir çeksinler tamam da hani şiş sokuyorlar, zincirle işkence ediyorlar, insanları kandırıp parayla fal bakıyorlar vs ise elbette izin verilmez her halde. İnsanlar umuma açık yerlerde aleni olarak mahrem yerlerini gösteremezler. Para ile fuhuş yapamazlar. Uç müdahale dediğimiz bunlar.

Tabi bu müdahalelerin yanında özgürlük uygulamaları da var. Bir kere 21 yaşına basmış kişi her bakımdan bağımsız ve özgürdür. Kanunda yazılı şeyler dışında(anne babası dâhil) kimseden izin almadan, kimseye hesap vermeden her şeyi yapabilir. Kişi özgürlüğünün sınırı kanundaki uç yasaklamalardır ki zaten bu onun faydasınadır, bu elzemdir ve halkın %76'sının kabul etmesiyle kanunlaşmıştır.

Bir önemli konu da insanlar özgürdür ama onların özgürlüğünü destekleyen yapılar da vardır. Kırmızı bölge eğlence ve tamamen turistik amaçlı sahiplerinin, çalışanların ve devletin para kazandığı belirli yerlerde kurulmuş devasa eğlence platformları... Kişi diyor ki ben bunu meslek edindim, bu işi yapmak istiyorum, insanları eğlendirmek. Eğlence anlamında aklınıza ne gelirse. Bir de yeşil bölge var. Kırmızı bölge özgürlerin, yeşil bölge ise muhafazakârların eğlence alanı. Kırmızı bölgede her şey sınırsız. Ama bir şey var. Yaptığınız ne olursa olsun kalite şart. Yeşil bölgeye giriş serbest. Kırmızı bölgeye ise 16 yaşından gün almışlar girebiliyor. Kırmızı bölgede bazı bölümlere 21 yaş sınırı konulması gerekebilir.

Hakaret, küfür ve aşağılama içermediği takdirde herkes her yerde her şeyle ilgili olarak izin almadan görüş bildirir, basın açıklaması yapar, tek başına ya da toplu olarak toplantı/gösteri/yürüyüş yapabilir, yazar çizer, konuşur. Önemli olan bir şeyin yapılması değil içeriğinin kişilere, değerlere ya da kurumlara hakaret, küfür ve aşağılama olup olmadığıdır. Polis orada sadece o kişi ya da topluluğun güvenliğini sağlamak için vardır.

Din dâhil, Türklük, Atatürk, değerler dâhil hiç kimse hiçbir şeyi dayatamaz. Ben Atatürk'ü sevmiyorum dersin çıkarsın. Din beni ilgilendirmiyor dersin çıkarsın. Ama bu değerlere hakaret anlamında laf söyleyemezsin. Hakaretin sınırları da iyi belirlenmeli."Ben Tanrı'ya inanmıyorum" hakaret değildir. Hâşâ Tanrı yoktur denilmesi de. Müslümanlar şöyledir dersen hakaret olur.

Yeşil ve kırmızı bölgenin dışında gül yaprağı, gül bahçesi formatları, konuk sistemi, yine SSES evlilik modeli ve daha birçok uygulama bu topraklarda yaşayan insanların gönüllerine göre ömür sürmelerini sağlayacak. İsteyen sevap işlesin, isteyen günah işlesin kitabı orada, Tanrısı orada, şeytan orada... Yani herkes kendi yönünü kendi çizecek. Koruma bahanesiyle insanların özgürlükleri engellenmeyecek.  

Elbette korunması gerekenler korunacak. 21  yaşına basmış aklı başında sağlıklı kimselerin birilerinin korumasına ihtiyacı yoktur. Anne babası da olsanız bu kişilerin hayatına karışamayacaksınız. Ancak 21 yaş altı için zaten evlilik birimi, doğum birimi, çocuk yetiştirme birimi, temek eğitim ve mesleki eğitim birimlerimiz var ve bu birimler içinde bunlar korunacaklar. Tabii ki bu, serbestlik hiç yok anlamına gelmiyor. Zarar geleceğine inanılan durumlar dışında bütün özgürlük uygulamaları bunlara da açık. Büyükleri özgür bırakıp gençlerin boynuna zincir bağlayacak değiliz elbette.

Bir adet ya da töreyi(örneğin bayramlar) bir kısım kişi yapıyor diğerleri yapmıyor diye kaldırmak ya da yasaklamak yok. Kim kutlamak istiyorsa kutlasın, başkalarına dayatamaz. Yalnız özellikle milli bayramların festival şeklinde kutlanması fikrindeyiz.

 

ERIC VAN BUYTEN bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kıymetli Korkusuz Kerim: Gerçekten Ağaç hareketi yavaş, yavaş beyinlere nakış oluyor.Bekleyelim bakalım.Bu yazınızda da yine Türk,Laz, Çerkez, Kürt dediğiniz halde Zaza demediniz. Zazaların küçük taşları düşsün başınıza.Saygılar sunuyorum.

Mehmet Burakgazi 
 05.10.2014 1:24
Cevap :
Senden Zaza özürü diliyorum...  11.10.2014 20:52
 

Ne zaman diyesim geldi ve dedim :) selamlarımla.

Tülay EKER 
 25.01.2014 14:24
Cevap :
Selamlar,arkadaşım.  26.01.2014 13:14
 

ne yani agac H gelirse eroin imalathanesini kapatacakmiyiz! cik, cik,cik

Newyorker 
 24.01.2014 16:43
Cevap :
Çok güldüm ya!  25.01.2014 14:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 5775
Toplam yorum
: 14552
Toplam mesaj
: 282
Ort. okunma sayısı
: 639
Kayıt tarihi
: 21.09.08
 
 

Sadece sayfalarda kalan yazılar şaheser olsalar bile önemsiz ve anlamsızdır. İnsanlara ulaşan ve ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster