Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ocak '14

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
23501
 

Yeniden yön tayini

Yeniden yön tayini
 

Böylesine değişimden, beyinleri âdeta zonklatan bir bilgi demetinin varlığından memnun kalmayacak tek kişi yoktur. Anlaşılacağı üzere, yazar, toplum olarak tüm yasaklamalara karşın, hak ettiği ilgiyi


Ahmed Hulûsi,1945 doğumlu, bir Türk araştırmacı -yazarve dini çağdaş bilimler eşliğinde inceleyen düşünür. Aynı zamanda, devamlı Sarı basın kartı sahibi. Ülkesinde ve dünya çapında esaslı bir okur kitlesine sahip. Anladığım kadarı ile önünde ceketinin iliklenmesinden hoşlanmayan bir insan.

Birçok kitabı başta İngilizce olmak üzere, Fransızca, Almanca, Rusça ve diğer çeşitli dillere çevrilmiş.

İlginç bir makalesi elime geçti.

‘Kur’an’ı neden anlamıyoruz?’

Bakın yazıda özetle neler diyor:

“Niçin Kur’an-ı Kerîm’deki ve tasavvuf dünyasındaki mecaz ve işaretleri tekrarlamakla avunup onların işaret ettiği gerçekleri fark edemiyoruz?

Niçin, beş duyu sınırları içinde düşünmekten kendimizi kurtarıp kozamızın içinden çıkamıyoruz?

Niçin tek kare resim olan stringler boyutunun algılamasının tasavvufta esma mertebesi’olarak tanımlanıp ‘ilmi suretleri’ meydana getirdiğini; bunun ötesinin mutlak ‘yok’luktan ibaret olduğunu algılamıyoruz?

Niçin "Kur’an’a göre ‘necis’ (pis) olan ‘şirk’ düşüncesinden temizlenip ‘tahir’ olmayıp, kendimizi duş altına atarak ‘necis’likten ‘şirkten’ temizlendiğimizi zannediyoruz?”

Evet! Bu açıklamalar, dini anlama yönündebelirli bir farklılaşmanın işareti olarak algılanmalı. Bu hassas noktaya, dinde değişim olarak değil; mevcut klâsik din anlayışına yeni yorumlarla baktığını söylemek yerinde olur.

Böylesine değişimden, beyinleri âdeta zonklatan bir bilgi demetinin varlığından memnun kalmayacak tek kişi yoktur. Anlaşılacağı üzere, yazar, toplum olarak tüm yasaklamalara karşın, hak ettiği ilgiyi yıllar sonrasında da olsa görüyor.

Ne demişler ‘Sezar’ın hakkı Sezar'a.’

Devam ediyorum…

Kelime-i tevhid’intam anlaşılması sonucu Tanrı’nın tedavülden kalkması, önemli değişiklikleri de beraberinde getirdi denebilir. Söz konusu bu makaledeki, evliyalar arasında kıyasa, tartışmalara sahne olan vahdet-i vücud, vahdet-i şuhud meselesindeki açıklık bunun delili olsa gerek. Ayrıca, madde boyutunun tümden iptali, boyutların yeniden ele alınışı, en çok iki, hatta tek bir boyutun varlığının kabullenilişi, sistemi okumanın pek de kolay olmayacağı, ancak evliya zümresinin buna muktedir olduğu, Fethin savaş sonucu elde edilen zaferlere işaret etmediği, epifizdeki yüksek çözünürlükteki dalga boylarına atıfta bulunduğu, “ismi Allah olan” kavramının detaylı olarak yeniden ve çağdaş bilimler ışığında ele alınıp gündeme getirilmesi, yazının diğer ayrıntıları olarak göze çarpıyor.

Tabi bunlar heyecanı arttırdığı gibi, beklentileri bir hayli güçlendiriyor.

Böyle bir tablo karşısında geleceğe ilişkin düşüncelerin, bilgilerin şaşırtıcı derecede değişmemesi mümkün mü?

Elbette ki hayır!

Ne var ki, toplum inanç, iman ve kültür düzeyi açısından henüz ortak bir noktada buluşamadığından, daha doğrusu, neyi nasıl kavrayacağı hususunda hemfikir olamadığından, bu değişimde ciddî bir ‘yön’ bulma sorunu ile karşı karşıya.

Demek istediğim gayet açık. Ortaya konan harikulâde- canlı bilgiler, eskiden kalma düşüncelerin karmaşıklığı içinde bocalamayı da getirebilecek ve bir uyum sorunu yaşatabilecek.

Toplum şimdilerde, yeni fikirlerin-değerlerinmutlak doğruluğunu kabul etmekle birlikte bunları kendinde bulmaya, oturtmaya çabalıyor.

Çünkü ne kuramsal ne de olgusal bir temele sahipler.

Öyle ki örneğin, eski ifadesiyle “balçık” daha sonra onun yerini alan hücre/nöronsözcüğü dahi artık değerini kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalmış gibi. Zira nöronlar, yerini frekanslara bırakıyor.

Çünkü madde boyutu kesinlikle kabul görmüyor.

Madde üzerine demir atmada inat eden, yaşamını bu boyuta göre düzenleyen bizlerin de burada biraz mantık hatası var gibi.

Ama biz tüm ısrarlara rağmen, bu tür sözlere pek dikkat etmiyor, açıkça itibar etmiyoruz.

Sevgili okurlar!

Onun bu bilgilerine istinaden, fikir ortamımızın allak bullak olduğunu söylemek doğru olur. Tabii bu karışıklığın birçok sebebi var.

Ama büyük bölümünün sözünü ettiğim ‘geniş çaplı değişimlerle’ilgisi olduğu kesin.

Kuşkusuz, eskide kalmış bazı kavramlar kafamıza yer etmiş, kazınmış durumda. En değer verdiğimiz şeyleri, zorlukla edindiğimiz bilgileri birden silip atamıyoruz. Bunların süratle giderilmesi, yok edilmesi gerekiyor. Çünkü bunların karşılığı pozitif bilimde var.

Kur’an-ıanlamamıza engel teşkil edecek ve bizi zor duruma düşürecek bu temel sorunlar varken bir yere varmamız olası değil.

Esasen, yazıda da toplum olarak artık farklı yönlere girmemiz gerektiğine işaret ediliyor.

Bu noktada, bir fikri çatışmadan söz etmek, birikimi, ilerlemeyi ve evrenselliği dışlayıp alışkanlıkların, geleneklerin ve dar ahlâkın peşinden koşulacağını düşünmek çok yanlış olur.

Bütün bunlar, toplumun enerjisini yenileyeceği, sağlıklı düşünme ortamı yaratacağı izlenimini veriyor. Ayrıca, bu düzeni solumamış insanı, ister istemez başkalarının aklına muhtaç hale de getiriyor.

Artık anlayışlar, Agrubu toplumun inisiyatifinden çıkmış, B’ye, C’ye ve D’ye doğru bir genişleme yapıyor.

Dikkat!

Gördüğüm kadarı ile belki de geç kalınmış bir eğitim başlamak üzere. Ben yenileme hareketine uyum gösterileceğine ve eskinin terk edilmesi gerektiğine ve bu sürenin kısa sürede atlatılacağına inanıyorum. Esasen, başka şansımız da yok gibi. Birbirleriyle diyalog halinde olan kazanır diyorum.

En azından öyle olduğunu düşünüyorum.

 

Ahmed F. Yüksel

[ Bu yazı 3 Şubat 2012 tarihinde MİLLİYET BLOG’da yayınlanmıştır.]

***

https://twitter.com/sufafy

 

https://twitter.com/AhmedHulusi

 

http://www.ahmedhulusi.org/

 

https://www.youtube.com/watch?v=bpFIcxkbPb8

 

 

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İnanın canım sıkıldığında Ahmed Hulusi’nin din anlayışı ve ilmini kaleme aldığı yazıları okurum. Bloğunuzu ziyaret etmişken, bu yazıyı tekrar tıklamak istedim (malum, şu an televizyonda akşam haberlerini izlediğimden, canım bir hayli sıkkın). Diyor ya, Sayın Hulusi; neden Kuran’ı anlamıyoruz, neden 5 duyudan kurtulamıyoruz? Neden kozamızdan çıkamıyoruz? Neden şirki kavrayamadık? Neden hala temizlenmenin duşun altında olacağına inanıyoruz? Elbette ben kendi cümlelerimle yazdım, orijinal hali zaten yukarıda… Ahh Ahh ben de diyorum ki; neden hala böyle Alimlerimiz var ve yeterli önemi, değeri göstermiyoruz? İnanın bazen düşünüyorum, kimbilir dine küsecek olan kaç kişiyi kurtardınız, kaç kişiyi imanın esaslarıyla tanıştırdınız, kaç kişiye İslam’ın özünde çıkar olmaması gerektiğini anlattınız? Kimbilir toplumun değer verdiği din kavramını sizler; sessiz- sedasız- beklentisiz ne çok anlattınız. Bizler okuduk, yüreğimize su serpildi; her defasında. Hatta gerek kişisel, gerekse toplumsal anlamda içimiz her karardığında..!

Fürüzan Öztürk 
 26.03.2014 19:23
 

Özellikle şu an ülkemizin düştüğü durumda, Ahmed Hulusi'yi ve fikirlerini daha çok okumaya gereksinim var. Çünkü, daha ilk kitabını eline alır almaz, sadece din hakkında yazdığını ve bundan hiç bir çıkar gütmediğini anlayacaksınız. Dinin ferde geldiğinin ve devletin dini, dinin devleti olmadığını belirtir. Hiç bir kitabından para- pul almadığı gibi TELİF hakkı dahi almaz.. Ve asla, hoca, şeyh vs. gibi kavramlardan hoşlanmaz.. Üstelik de tarikat döneminin Cumhuriyetle bittiğini belirtir, ve günümüz insanının artık, nasıl bir gelişme gösterebileceğinin noktaları üzerinde durur. Bu güne kadar ne bir vakıf, dernek vs. kurmuş, ne de cemaat işleriyle ilgilenmiştir. İşte her şerden bir hayır doğan sistemde, canım ülkem insanı bu vesile ile, artık din adına kandırılmaktan kurtulur inşallah...

Müslüm sünbüloğlu 
 16.03.2014 20:34
 

‘O’nun bu bilgilerine istinaden fikir dünyamız allak bullak olur’ demişsiniz. Çok doğru.. Ve ben de ekliyorum; denizler dalgalanmadan durulmaz! Yıllarca bizleri fazla düşünmeyin, diyerek korumaya çalıştılar. Özellikle din konularında.. Oysa ne yanlışmış hepsi ve ne yalan… Ben şahsım adına yeniden YÖN TAYİNİ yaptığım için çok mutluyum.

Birol Gedik 
 06.03.2014 0:44
 

EĞİTİM! EĞİTİM EĞİTİM! diyorum başka da bir şey demiyorum. Özellikle artık din konusunun da daha üst düzeydekilerin aldığı bazı kararlar, bilgi kampanyaları vs. ile bu konu ele alınmalı diye düşünüyorum. Hele de BİLİM ve DİN ikilisi asla birbirinden ayrılmadan. Çünkü ortalık bir sürü yalan- yanlış bilgiyle dolup taşmış adeta. Bu durumda kafası karışanlar öncelikle gençler oluyor, ne yazık ki. Ben de klasik din eğitimi alan birisi olmama rağmen(okulundan), Üstad'ın bakış açısını ve anlattıklarını ilgi ve teşekkürlerimle takip etmeye çalışıyorum. Kuran aynı Kuran, Hadisler aynı Hadisler, ama, O'nun yaklaşımıyla- bakış açısıyla değerlendirdiğinizde; yepyeni UFUKLAR açılıyor...

Kenan Erkan 
 11.02.2014 20:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 607
Toplam yorum
: 1940
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 10289
Kayıt tarihi
: 14.12.11
 
 

Akşam Gazetesi, Radikal Gazetesi, Piyasalar Dergisi, Yedi İklim, Türk Edebiyatı, Yeni Dünya, Popü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster