Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Mayıs '14

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
942
 

Yenidünya’nın temeli Ortadoğu’da atılırken

Yenidünya’nın temeli Ortadoğu’da atılırken
 

YENİDÜNYA’NIN TEMELİ ORTADOĞU’DA ATILIRKEN


Türkiye’nin Eksen Kayması;

Ekseni kaymayan bir devlet kaldı mı? Devinim dinamiklerinin 6 ay gibi kısa bir zaman dilimine kadar indiği kısa dönemlerde yaşıyoruz. 20 yy’ın paradigmaları hızla değişiyor. Ortadoğu hızlı bir şekilde form değiştirirken, batı ekonomisinin yıkılması ile güç kaybetmekte ve kabuğuna yavaş yavaş çekilme emareleri göstermektedir.

Böyle bir dönemde Türkiye ne yapıyor? Türkiye eski kabuğundan çıkarak kendine  biçilen yandaş rolü bir kenara bırakarak, olması gereken şekilde kendi çıkarlarına göre konum alıyor. Türkiye, Ortadoğu’yu batının ve İsrail’in arzuladığı şekilde yönlendirmemekte. Bu sebeple de batı ve İsrail huzursuz olmakta. Türkiye Filistin-İsrail sorununda Filistin tarafında tavır koymaktadır. İsrail konuyla ilgili hırçınlaşırken, Türkiye’de İsrail’e karşı tavır tutumunu sertleştirmekte. Türkiye Müslüman kardeşler ve Hamas gibi örgütlenmelerle iyi ilişkiler kurmaya özen göstermekte. Bu Türkiye için böyleyken batı ve İsrail için nasıl değerlendiriliyor? Türkiye hıyanet içerisinde. Neden? Ortadoğu’da huzurun gelmesini istediği için mi? Nasıl batı huzur içerisinde, halinden memnun ilişkiler içerisinde ise doğuda bu huzur ve mutluluğu ahir ömründe yaşamak istiyor.

Batının mazlumlara yaptığı menfi kıyımlara dur diyen güçlü ve arkasına bölgenin desteğini almış bir büyük gücü batı ve İsrail ne görmeyi arzu etmiyor. Çıkarlarına, menfaatlerine göre hareket eden batı ve İsrail, Türkiye’yi yıldırarak kendilerini her halükarda destekleyen rotasına geri getirmeyi arzuluyor. Bu amacına ulaşmak içinde elinden gelen yumuşak gücünü kullanıyor.

Beyaz Türkler diye adlandırılan ülke içerisindeki konumlanmış olan organize edilmiş, dış güdümlü yapı kendi çıkarları üzerine inşa edilen sistemin yıkılmasına karşı tepki göstermekte. Kandan, emeğin çalınmasından beslenen sistem canını kurtarmak için harekat düzenlemekte. Türkiye’nin icraatları global düzenin çıkarlarını baltalamaktadır. Düşünün artık ne kadar büyük bir kütle ile mücadele içerisindeyiz. Cihan devleti olma yolunda kendine bir yer açmak için elbette cihan devletleri ile itişip kakışarak bir konum edinebilirsiniz. Bu durum, hangi yönetim başta olursa olsun artık Türkiye için mecburi bir süreçtir. Kimi öteler, kimi yanından geçer, kimi başına gelmesini bekler ama her kim olursa olsun suyun yönü bu tarafa doğru akarken yapacağı  fazlaca da bir şey yoktur. Bu Türkiye’nin mecburi bir politikasıdır. Bundan kaçış yolu çok sınırlıdır.

Bahsedilenler sadece Türkiye için değil tüm doğu toplumları içinde geçerlidir. Herkes artık yeni bir düzen ve bu yeni düzenin içerisinde etkin bir yer almak istiyor. Etkin olanlarda etkinliklerini sürdürmeye çabalıyor. Türkiye etkin olmak zorundadır. Etki alanını; Ortadoğu, Balkanlar, Kuzey Karadeniz, Kuzey Afrika ve Kafkaslara kadar götürmek zorundadır. Bu etki alanını oluşturmaya hem kendimiz hem dünya adalet ve barışı için mecburuz. Türkiye kendine verilen bu rolü reddetmek gibi bir lüksü yoktur. Türkiye’nin yerinde saymak, konumunu muhafaza etmek veya gerileyerek var olmasını devam ettirmeye çalışmak gibi bir şansı yoktur.

Türkiye vizyonunun büyük tutmak zorundadır. Bu vizyonu zamanın tanrısı ona gereğini icra etmesi için sunmuştur. Tevdi edilen görevden kaçmak gibi bir şıkkı göremiyorum. Türkiye’nin istikameti mecburidir. Başkaca da bir ihtimali yoktur. Yol dosdoğrudur. Biz istemedik, rota bize çizilmiş olarak elimize verilmiştir. Türkiye’nin çıkarı bağımsız politikalar oluşturarak uygulamak, bölgesine adalet, huzur getirmek ve dünyaya bunu yaymaktan geçiyor.

Tüm ideolojilerin tükendiği bu zamanda Türkiye dünya mutluluğu, adaleti ve huzurunu tüm insanlığa getirerek, onlara bu hediyeyi vermek zorundadır. Ben hiç tevatür yapmıyorum, gerçek dışı da konuşmuyorum. Bunu farklı değerlendirenler Türkün tarihine şöyle bir dönüp bakıversinler. Bizde daha cihana verilecek çok hizmet var.

Yumuşak Gücün Kullanımı         :

Daha önce yazmış olduğum makalelerimden birinde yumuşak güç kullanmanın askeri güç kullanmaktan daha akıllıca olduğunu anlatan bir makale kaleme almıştım. Şimdi Türkiye’nin Suriye ve Ortadoğu politikasındaki girdiği/sürüklendiği çıkmaza bir bakalım. ABD tarafından Suriye politikaları konusunda desteklenerek güdümlenen Türkiye bir müddet sonra kendi kaderi ile baş başa bırakılmıştır. ABD, Rusya ve Suriye yönetimi ile iş birliği kurarak aktif olarak müdahaleden kaçınmış kendi iç sorunlarına yönelmiştir.

Batı Ortadoğu’ya vermek istediği şekli ise yine Gene SHARP’ın kitaplarında yazdığı gibi yumuşak güçle, sivil itaatsizliklerle, kamuoyu, toplum baskısını devreye sokarak bir baskı ortamı oluşturmuşlardır. Böylelikle iktidarları ya yerlerinden etmek, devirmek yada kendi çıkarlarına çalışmalarını sağlamak yönünde zorlamaktadırlar.

Türkiye son hava savunma silah sistemi ihalesinde Çin ile bir anlaşma yapma konumu sağladığını duyurarak NATO’ya bir mesaj vermek istemektedir. Benim için benim çıkarlarım önemlidir. Evet, ben çıkarıma göre özgürce hareket eden bir ülkeyim. Bundan sonra sizinle çıkarım olduğu sürece ve çıkarımın olduğu yere kadar varım. Ötesi benim işim olamaz. Çin, ileriki dönemde ABD ile Ortadoğu’da olduğu gibi okyanuslarda ve Kafkasya’da ve belki de bir zaman sonra SSCB’nin eski hinterlandında karşı karşıya gelecek. Şu an böyle geniş çaplı bir duruma Çin hazır değil ama ileride değişen sistemlerin gereği çok sıcak sürtüşmeler cereyan etmesi kaçınılmaz olacak. Bu sebeple Çin bir çevre ve silah sistemlerini dünyaya yayacak bir yapılanmaya ihtiyacı var. Türkiye’nin ise kendi silah sistemlerini ve bu sistemleri destekleyecek unsurlara ulaşmaya, teknik desteklere ve eğitime ihtiyacı var. Türkiye artık bağımsız bir yapı oluşturmayı istiyor. Herhangi bir operasyon halinde haklarını savunmaya, milli menfaatlerini korumaya çalışırken dost olarak bildiği devletlerin kendisine ambargo uygulamasını istemiyor.

Güçlü Türkiye İçin İç ve Çevre Sorunlarının Çözülmesi :

Türkiye 1980’li yıllardan beri dış güçlerin oyunları ve terör örgütleri ile enerjisini kendi insanı üzerinde tüketmektedir. Bunun böyle olmasını isteyen güçlerce bir deşarja tabi tutularak sorgusuz sualsiz yanlarında tutulma politikalarına, oyunlarına figüranlık yapmak durumunda kaldık. NATO, Türkiye’nin başına bir iş geldiğinde Türkiye’nin yanında olmayı hiçbir zaman düşünmezken (bunu Kıbrıs Harekâtında yaşadık) soğuk savaşın patlaması halinde be Rusya ne de ileri batı ülkeleri kendi topraklarında bu savaşı kabul etmeyi düşünmüyorlardı. Çıkan sıcak temaslar; Ortadoğu, Kafkaslar, Balkanlar, Baltık bölgelerinde cereyan edecekti. Bu sebeple de Türkiye ve buna benzer ülkeler bağlı oldukları ülkelerin menfaatlerini kendi menfaatlerine rağmen korumlaydılar. Fazla gelişerek baş kaldıracak bir konuma gelmemeleri gerekiyordu. Yıkılan Varşova Paktı sonunda yapılan NATO toplantılarında Türkiye’nin artık herhangi bir öneminin kalmadığını alenen dile getirir oldular. Nasıl olsa artık Rusya’nın gözlenmesine de gerek yoktu. Şimdi bunlar böyle düşünürken; kader bizi öyle bir yere getirdi ki, bağımsız bir politika uygulayabilir bir konjektür oluştu.

Şimdi bizim bölgesel ve sonrasında küresel bir aktör olabilmemiz için yapmamız gereken işlerden biride; ülkede ekonomik refahı ve toplumsal huzuru çevre unsurlarımızı da dahil ederek sağlamamız gerekli. Eğer bunu sağlayamazsak kafamızı pencereden dışarı bile çıkaramayız. Dilim varmıyor ama etki alanımızı genişletemezsek belki de şuan ki durumumuzda kalmamız bile söz konusu olmayabilir. Gerçi bu ikinci şıkkın olması halinde bile bunun belli bir kısa dönem sürüp tekrar bir kalkınma hareketinin başlayacağına da eminim. Bu ne demek oluyor her halükarda biz genişlemek durumunda ve hatta zorundayız. Alternatifi olan daralma ise sadece bize değil tüm çevremize zarar getirir. Bu oluşum doğu ile batı ve batı ile de doğu iletişimini ortadan kaldırır, kaldırmazsa da en azından çok zayıflatır.

Yenidünya'nın Temeli Ortadoğu’da Atılıyor:

SSCB ve doğu bloğunun 1989 yılında iki Almanya’nın birleşmesi neticesinde yıkılma sürecine girmesinin miladı atılmış oldu. Bu aslında sürecin ileri safhalarında iki kutuplu dünya düzeninin bitmesi, ABD’nin algıladığı gibi tek kutuplu dünya düzenini getirmedi. Aksine çok kutuplu bir yenidünya düzeni başladı. Bununda miladı ABD’nin yeni düşman olarak Ortadoğu ve Müslümanları düşman olarak göstermesi ve ileride bunu destekleyecek olan ekonomik krizle atılmış oldu.

Günümüz etkin gücü ABD, kendisine oyun alanı olarak Ortadoğu’yu seçerek bir anlamda da yenidünya düzeninin yazılacağı mekânı seçmiş oldu. Rusya’nın eski unsurlarına, Çin’in yeni bir güç olarak doğma arzusuna, batının göçüş sürecini durduramasa da en azından hafifletme amacına ulaşmaları için bir oyun alanı gerekti. Bu oyun alanı tatbiki soğuk savaşta olduğu gibi kendi yurt toprakları olmamalıydı. Geriye en uygun ve enerji yataklarının paylaşımında sağlayacak olan bir tek yer kalıyordu orası da Türkiye’nin dibinde bulunan Ortadoğu idi.

SON SÖZ :

Tüm insanlık olarak önümüzde meşakkatli bir yol ve bu yolun sonunda güzel, yeni bir oluşum durmaktadır. Tarihin tanrısı bize bunu ölçtü, biçti ve kesti. Bize ise bu yeni sistemin parçalarını bularak onları bir araya getirmek kaldı. Bakın biran önce bunu böyle düşünerek birlik ve bütünlük içerisinde topyekun bir çaba verirsek, çocuklarımızın geleceğini de biran önce sağlamış ve önlerine koymuş, huzurla gözlerimizi yummuş oluruz. Ben bunun er ya da geç olacağını biliyorum ama yeni adil bir yapının biran önce yerleşerek hayat bulmasını arzu ediyorum.

İnşallah her şey güzel ve herkes için hayırlı olacaktır…

Sevgi ve saygılarımla.

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 72
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 862
Kayıt tarihi
: 29.06.08
 
 

1971 İzmir doğumluyum. Strateji, Taktik Felsefe, İşletme, Liderlik, Kalite Güvence Sistemleri, El..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster