Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Kasım '18

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
72
 

Yenildim

Kaçıp gitmek istiyorum bazen, şuan mesela o anlardan biri. Yabancı bir yerde başka biriymiş gibi yaşamak bir süre. Becere bilirsem bir daha dönmemek üzere. Hiçbir anı hiçbir eşya götürmeden, pişmanlıklarımı, çaresiz kalışlarımı unutarak. Ne varsa geçmişe dair şimdi buraya gömerek gitmek istiyorum. Söküp atmak istiyorum kalbimi parçalayan ne varsa içimde, kendimden nefret edişlerime sebep olan hatalarımı, söküp atmak istiyorum yaşadığım acılarımı. Sana sevgimi göstermediğim her anı, boynuna sarılamayıp içimden geçenleri çaresizlik içinde sustuğum o zamanları düşünüyorum sık sık, nasıl ağır, nasıl karanlık, kalbim sıkışıyor, bir kez daha diyorum bir kez daha göreyim, zamanı geri almanın bir yolu olsa… Yüreğim isyanlarda, pişmanlığım çığlık çığlığa duyan yok. Sen yoksun. Daha dün gibiyken her şey, asırlardır sensiz gibiyim.

Bazen uzak bir seyahatteymişsin gibi geliyor, bir gün kavuşacakmışız gibi, eskiden olduğu gibi bir sabah kapıya geleceksin erkenden. Neden haber vermedin diye soracak evdekiler, sürpriz yapmak istedim diyerek sarılacaksın kocaman. Sonra bir tokat gibi çarpıyor yüzüme artık olmayışın, zorlanıyorum anlamakta, nerdesin? Şaşırıyorum kendime, bu acıyla nasıl başa çıkıyorum. Evet eskisi gibi değil hayatım, eski neşem yok, bağırarak şarkılar söylemiyorum mesela, mutlulukla dans etmiyorum, uzun yaşama hayallerim yok artık, yeni yerler görmenin önemi yok, daha çok susuyorum, daha çok düşünüyorum geçmişi, daha az bakıyorum fotoğraflara, yarın için bir hayalim yok. Ama yaşıyorum işte, yemek yiyor ve hala gülebiliyorum bazı şeylere, alış veriş yapıyor, film izliyor, kitap okuyorum, yaşıyorum işte! Daha çok özlüyor, yokluğunun günleri yıllara kavuştukça daha çok yanıyor yüreğim, zaman alıştırıyor her şeye. Alışmak! ne acı bir kelime, unutmakla karıştırıyorlar bazen. Acıya alışmanın unutmakla aynı olduğunu sanıyorlar, hafiflemiyor oysaki. İlk zamanlar yabancı olan o acıyı benimsiyor yüreğin sadece, her saat her dakika her an o acı orada, zaman geçtikçe özlem birikiyor yanında. Uyandığında biliyorsun artık, hayatında büyük bir eksiklik, yeri acıyla dolan bir yokluk var.

Keşkeler sıralıyorum bazen, keşke şöyle, keşke böyle… Hiç bitmiyor. ‘Böyle olsaydı nasıl olurdu, ya şöyle yapsaydık’, saatler geçiyor, sonra yine aynı yerde buluyorum kendimi. Gittiğin gün… Her defasında bir kez daha yaşıyorum, başa dönüyorum. Ve bu tekrar tekrar yaşanıyor içimde, her gün bir kez daha kaybediyorum seni, çaresizliğin, pişmanlığın, gittikçe büyüyen özlemin içinde debeleniyorum… Bir an geliyor, zamana takılıyorum, zaman nasıl bu kadar hızlı geçiyor, zaman bizi nereye götürüyor. Sonra ne olacak, sen neredesin, gittin yerde zaman nasıl akıyor? Bu dünyaya neden, nereden geldik, ölüm ne? Yaşam ne? Ne yapıyorum burada sensiz? Uyandın mı sen?..

Çocukken uzun yolculukları severdim. Cam kenarı bir yolculukta, önünden geçtiğimiz evleri seyrederdim. Pencerelerine takılırdı gözüm. Işıkları yanardı kiminin, içini düşlerdim o anda, o evde kimler, nasıl insanlar yaşıyor, nasıl hayatları var merak ederdim. Perdeleri çekilmemiş olurdu bazısının, kısa tüller takılmış olurdu kiminde. Mesela, büyük avizeler görürdüm bazen, ya da kenarındaki mobilyası görünen berjerler pencere önünde, yaşlı insanların olduğunu düşünürdüm nedense öyle evlerde. Aydınlatmanın rengine göre de değişirdi düşüm, sarı ışık sıcak bir aile izlenimi verirdi, loş ışık sessizliği, beyaz ise kalabalık insanların yaşadığı evdi. Bazılarının ışıkları yanmazdı, dışarıda olduklarını düşünürdüm belki yemeğe gitmişlerdi, misafirliğe ya da erkenden uyumuşlardı. Tülünün şekline, desenine göre insanlar belirirdi hemen aklımda, hikayelerini yazardım onların.  Mutlu ve sakin yaşadıklarını düşünürdüm, hepsindeki ortak özellik sevgileriydi. Yalan yoktu, çıkar yok. Bazen yaşlı, bazen kalabalık, bazen yalnız yaşarlardı ama huzurluydu hepsi düşümde.

Şimdi çıksam diyorum bir yolculuğa, uzaktan baksam kendime, geçerken yollardan, mutlu hikayeler düşlesem insanlara. Yıllardır gitmediğim evinin önünden geçsem usulca, mutlu bir son yazsam sana, beyaz aydınlığıyla senin kahkahanı düşlesem…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 13
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 80
Kayıt tarihi
: 26.03.18
 
 

Kamu Yönetemi Mezunu. Fotoğraf çekmeyi, yüzmeyi ve yazı yazmayı seviyorum. Bazen deneme, bazen öy..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster