Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Aralık '09

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
982
 

Yenilerden izleyecek iyi Türk filmi arayanlar, "Deli Deli Olma" yı unutmasın

Yenilerden izleyecek iyi Türk filmi arayanlar, "Deli Deli Olma" yı unutmasın
 

2009 yapımı Deli Deli Olma filmi ne yazık ki fazla konuşulmadı. Beş para etmez, hatta gişede de etmemiş çoğu film kadar reklam edilmedi. Oysa son yılların en güzel yerli filmlerinden biriydi ve en azından bundan sonra DVD veya televizyon yoluyla daha fazla izlenilmesi, izleyici ilgisi bakımından hak ettiğine daha yaraşır bir yer alması gerektiğini düşünüyorum.

Filmin baş rolündeki isimlerden biri bazı filmlerini çok beğendiğim deneyimli oyuncu Tarık Akan. Kars’ta geçen öyküde yaşlı bir Malakan’ı canlandırıyor. Malakanlar, Kars’ta uzun süre yaşamış, sürgün bir halk. Önce Ruslar tarafından Tiflis ve Erivan’a, sonra da 1878’den 1917’ye dek geçen süre içinde Kars’a yerleştirilmişler. 1877-1967 yılları arasında Kars’ın Arpaçay ilçesine bağlı, Zöhrab, Atçılar, Çalkavur ve Çakmak köyünde yaşamış, 1917’de Rus devrimiyle Kars’ı terk edebilecek durumdayken, Rusya’ya gitmeyip, Kars’ta yaşantılarını sürdürmeye devam etmişler.

Tarık Akan’ın “Mişka” karakteri bulunduğu köyde etnik grubunun kalan son üyesi. Köylü tarafından seviliyor, çünkü mert, babacan bir karakteri, temiz bir yüreği var. Ancak köyde onu hiç sevmeyen biri var ki o da cazgır, herkese kök söktüren Papuç Nine rolündeki Şerif Sezer. Onun Mişka’ya karşı film boyunca sebebi işaret edilen ve sonunda da bütün bütün açıklanan nefreti filmin bütün karakterlerine yön veren, onu akıtan temel çatışmayı oluşturuyor.

Filmin sonunda, Mişka’yı Papuç’tan ayıran sebep konusunda senaryo yazarı Hazel Sevim Ünsal’ı takdir ettiğimi söylemek istiyorum. Herkes ajitatif, “vay be Mişka da ne haklıymış” dedirtecek bir anlaşmazlık, kayıp bir mektup, zorla tutulma gibi şeyler beklerken bu “gelmeme” ye dair öyle dengeli bir gerekçe sunuyor ki film hem Papuç’un bir ömür süren kızgınlığına, hem de Mişka’nın gelemeyişine, ikisine birden, hak veriyorsunuz.

Filmin içeriğine daha fazla kaymayalım. Bu yazıyı okuyanlar da bundan sonra imkan bulduklarında onu daha bir zevkli seyretsinler. Son olarak, Kars’ın karını ve havasını, leb değmez oynanan kahvelerin sıcaklığını başarılı anlatışı nedeniyle, yönetmen Murat Saraçoğlu’nu, rol gereği biri hayli iddialı, öteki daha az iddiasız iki iyi oyunculuk sergileyen Şerif Sezer ve Tarık Akan’ı tebrik edelim. Filme dair en büyük tebriklerden birini de piyanist adayı Alma-Elma rolündeki küçük kız Cemile Nihan’a yapmak gerek tabii. Binlerce çocuk arasından kaşa göze bakılarak yapılmış bir “casting” in ürünü olmadığını anlatan hafif kilolu hali ve sade yüzündeki sempatisiyle Cemile filme değer katan, olmazsa olmazlık hissi yaratan unsurlardan, hatta en önemlilerinden biri olmuş.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 109
Toplam yorum
: 200
Toplam mesaj
: 20
Ort. okunma sayısı
: 1984
Kayıt tarihi
: 22.06.07
 
 

İsmim Burak Çapraz. Buraya başladığımda 21'dim, öğrenciydim. Bir okul bitti ama hala öğrenciyim. İl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster