Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Eylül '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
3072
 

Yenilginin getirileri

Yenilginin getirileri
 

Tartışmalarda yaşanan üstünlük olmasaydı, belki de bugün “topluma yön verecek liderler” de yetişmeyecekti...........................


Yapışkan dilleriyle, “böcek avlayan sürüngenler” olmasaydı, böceklerin yenilgisi yaşanmazdı.

 Kurbağalar yenilerek yutulmasaydı, yılan olmazdı.

Aslan, ceylanın peşine düşüp onu kıskıvrak yakalayıp parçalamasaydı bugün aslan da olmayacak, gücünden de bahsedilmeyecekti.

Erkekler başa baş, dişe diş mücadele etmeseydi, kadınların hayranlığını kazanamayacak, güçlü erkek niteliği olmayacaktı.

Tartışmalarda yaşanan üstünlük olmasaydı, belki de bugün “topluma yön verecek liderler” de yetişmeyecekti.

Farkındasınızdır, çocuklar birbirlerini yenmek suretiyle vakit geçirirler, gençlik dönemine gelirler.

Kendi aralarındaki oyunları daima “yenme” üzerine kuruludur.

Yenilen üzülür, pısırık olma durumunda kalır.

 Yenenin ise hali tavrı farklılaşır. Kontrollü olmadığı takdirde yenilmeye hazır olur.

 Genelde durum böyledir.

 Bu arada yenilginin getirilerinin de bir hayli fazla olduğunu söylemekte yarar var.

Şöyle ki; en başta kişiye,  tecrübe-deney kazandırır. Hayata daha gerçekçi bir şekilde sarılmasını temin eder.

Mağlubiyet, insanı narsistik düşüncelerinden, havalarından vaz geçirir. Bilmeden de olsa kendiyle buluşturur, baş başa bırakır.

Yenilerek yaşamak, sathî düzeyde kalmamayı, derinliğine dalışı, sabretmeyi, en kalitesiz yerlerde yaşayabilmeyi, abuk sabuk konuşmamayı, her an her şeye hazır olmayı, kayıpları kapamayı bilmeyi ve en nihayet dip yapıp en yükseğe çıkabilmeyi öngörür.

Yenilgi, yenmenin izafi olduğunu, “mutlak gücün bu gibi kavramlardan münezzeh olduğunu” kabullenmektir.

Ama yenenin bu tür derinliklerde yaşadığını söylemek,epeyce  zayıf bir ihtimal gibi görünür.

Yenilgiyi tadanın hayal dünyası genişler, ne var ki kurduğu hayallerin pek de pekiştiğini söylemek mümkün değildir.

 Etrafınıza şöyle dikkatlice bir bakın!

Güçlü insanların yanında ona yakın eşdeğer düzeyde, faal olan, tuttuğunu koparan kimseleri görebiliyor musunuz?

Zira güçlü olan, yanında başka bir güçlüyü istemez. Belki de bana yenilgiyi tattırabilecektir düşüncesiyle ona ısınmaz.

Çok enteresandır, bugün pek çok insan şöhretini, kendisine yenilgiyi tattıran insana borçludur. Sosyal yaşamda bunun tipik örneklerini görebiliyoruz.

Diğer yandan, eşit düzeyde iki insanın da birbirini sevmediği bir gerçektir.

Bunlar arasında gizli bir rekabet vardır, birbirlerini yenmek için fırsat kollarlar.

Dikkatli olanlar bu hususu fark ederler, yapmacık hareketlerle topluma mesaj verdiklerini anlarlar.

Bir gün basit bir nedenden ötürü aralarında sevgide bir kopukluk yaşanacak ve mutlak surette ayrılma noktasına geleceklerdir.

Bilinmesi gereken bir nokta daha var,o da şudur:

Yenilgi olmadan yenmenin anlamı ortaya çıkmaz.

Bu hususu “bilenle, bilmeyen bir olur mu?” sözü ile kıyaslamak doğru değildir. Zira öyle farklılıklar vardır ki, yenme veya yenilgi hissiyle anlatılamaz.

İnsanoğlu, dışta oluşacak yengilerle uğraşacağına, kendi içinde, kendisini perdelemekle kalmayıp, taşkınlığını dışa vuracak ve etrafı rahatsız edecek konular üzerine eğilmelidir.

Bu hususu Allah Rasulü (sav), yapılacak en mükemmel cihat olarak kabul etmiş, görüntü boyutundaki yengilerin veya yenilmelerin, çok fazla bir şey getirmediği gibi, insandaki bazı değerleri götürdüğüne de işaret etmiştir.

İdrakin sonsuzluğuna inananlar, ait olduğu topluma karşı büyük bir sevgi duyarak, o toplumla kendisini özdeşleştirme yoluna gider.

Aklına hasmını alt etmek anlamında bir düşünce gelmez.

İlim sahibi oldukları halde, karşısındakilerini sürekli savunmada bırakmazlar.

Eleştirileri de ihanet olarak görmezler.

 Her türlü yargıya tahammülleri vardır. Çünkü “Allah’ın gücü dışında” yapay şeylerle ilgilenmezler.

Sevgili okurlar!

Bütün bunları bilinçli şekilde analiz etmek gerekiyor. Bilinç sadece kuru bir bilgi yığını değildir. Bilginin açığa çıkışıdır. Evrenselliğe açılan kapıdır. Bu bakımdan, insan içselleşmeli ve hangi konu olursa olsun, ondan birtakım sonuçlar, davranışlar çıkarabilmelidir.

Meseleye yenilgiye uğrayanlar açısından bakıldığında onların, hayata daha iyi hazırlandıkları ortadadır.

Yan yana duran iki yenilgi sahibi pozitif durum yaratabilir. Çünkü birbirlerini desteklerler. Hata yaptıkları konu üzerinde dururlar.

Ancak çok önemli olan, ilginç bir husus daha var!

Yenilenin bitip tükenmemesi durumu.

Çünkü yenilgiyi yaşayıp da değişmek isteyenin buna şiddetle ihtiyacı vardır.

Aksi takdirde yok olup gider.

 

Ahmed F. Yüksel

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

 Yenmek-yenilmek gibi kavramları yazınızda çok  boyutlu olarak degerlendirmişsiniz. Şunu eklemek isterim ; Hayatı "skor yapmak" olarak görenler icin yenmek ve yenilmek pek çok anlam taşır. Aslında insan,  yıllarin  kazandırdığı tecrübeleri harmanlayarak düşündüğünde, yenilginin ruhuna yaptigi  darbeyi yoğun bir sekilde hissettiği  zaman ;   "yenme hazzı"nın birgün "yenilginin hayal kırıklığı" nı da yaratacağını maalesef cok net görür. Belki de öncesinde görememenin ya da görmemezlikten gelmeyi tercih etmenin bedelini yaşar yenilmekle ! Oysa,  " Yenmek varsa yenilmek de var ! " mottosunu, bu basitlikte algılayan bakış açısına sahip olmak en doğrusu olsa gerek....  Saygilarimla....

Tulay Turkoglu 
 03.09.2012 14:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 629
Toplam yorum
: 2039
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 10021
Kayıt tarihi
: 14.12.11
 
 

Araştırmacı Yazar.. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster