Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ocak '08

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
3079
 

Yer sofrası

Yer sofrası
 

Köy Sofrası





Kalabalıktık. Küçük bir odamız vardı.. Ve küçük bir teneke sobamız kömür yakmazdık da odun yakardık. Bir kamyon odun gelir... evimizin önüne dökülürdü.. Kucak kucak odun taşırdık, evin yagmur, kar almayan duvarına dizelerdik. Bahçemizdeki koca bir kütük üzerinde baltayla keserdi babam o yıgın yıgın odunları.

Kış olurdu.. biz perdeleri kenara çekilmiş odanın penceresinden izlerdik öylece babamı.. kuru odunlar sobanın boyuna göre istiflenirdi kovalara.. babamın alnı terlerdi odun keserken kışın ayazında soguk soguk.. benimse içimi ısıtırdı. Kör sarı ışıklar yanmaya, akşamın alaca karanlığı çökmeye başladıgında akşam yemeği telaşları olurdu küçücük mutfağımızda..

Odamız sımsıcak olurdu kuru odunların çıtırtılarıyla.. teneke sobanın dışı da pespembe..

Soframız yer'di.. yer soframızı hazırlamak ise bir şölendi...

Masamız kasnak üzeri koskoca yuvarlak bir siniydi...

Yuvarlaya yuvarlaya getirirdim odaya kasnagı... koltugumun altında da çiçekli patiskadan yapılmış sofra bezini.. Şöyle bir havalandırırdım sofra bezini yere sererken büyük bir edayla. Kasnagı sonra yerleştirirdim. Sininin üzerine yerleştirilmiş kaşıklar çatallar, tuz sonradan gelirdi. Ekmek sepetindeki taze ekmeklerin kokusu ise hala burnumda. Ya da bayat ekmek kızartılırdı soba üzerindeki ızgarada...

Yemegimiz ısınırdı bir yandan soba üzerinde..

Belki kırmızı acı biberli bir kuru fasulye olurdu,

Belki de yeşil mercimek.. yanına mutlaka kuru sogan konulurdu. Birer çimdik tuz koyardı herkes kendi önüne. tuza banarak yerdik kuru soğanı. Doyum mu olurdu?

Bazen papara bile yapardı annem et suyuna. İçine doğradıgımız bayat ekmekler şişer de şişerdi. Et suyunda şişen ekmekleri büyük bir iştahla yerdik kardeşlerimle birlikte. Kemiklerimiz güçlenirdi..

Bütün ev ahalisi sofranın etrafına öbeklenip bağdaş kurup büzüşerek otururdu. tebessümler, sohbetler.. günün yorgunlugunu, sıkıntılarını yerdeki rengarenk çiçekli patiskadan yapılmış sofra bezine bırakırdık sanki..

Annem daha şerbeti yiyen babatatlılarımızı getirmeden yersoframız tatlanırdı.. sofra bezinde kalırdı herşey.. yerlere kırık dökmemeye çalışırdık..ekmek kırıklarını pencereden silkelediğimizde bahçemizde beslediğimiz tavukların da nasipleneciğini bilmek beni keyiflendirirdi..

Yer sofrasında;

çiçekli örtüyü dizlerimin üzerine çekip bagdaş kurmayı ögrendim..
başkalarına yer açmak için nasıl davranmam gerektiğini.. aynı tasta yemek yemeği ögrendim ki.. paylaşarak başkalarını düşünmeyi.. çorba içtim, hoşaf içtim.. cacık yedim herkesle birlikte aynı tastan kaşık kaşık..

Önümde ekmek bırakmamayı... tabakta yemek bırakmamayı.. tabakta kalan en son yemegi hep ben nasiplendim.. küçüktüm, küçüklere öncelik vermeyi, kol kanat germeyi böylelikle öğrendim..

ben yer sofralarının müthiş rahatlatıcı etkisi oldugunu.. yer sofralarından masalara geçiş dönemlerinde.. yemek masalarının soguklugunda kendimizi kaybetmeye başladıgımızda, içsel yorgunluklarımızın daha da arttığını görmeye başladıgımda anladım.

Artık sofralarımız tatlı telaşlardan çıktı sanki.. bir an evvel yemegimizi yiyip tüketip rahat koltuklarımıza tüneme, diz kırıp, bagdaş kurup oturma telaşına girdik..

Köylerdeki yemek ortamlarına girdiğimde oralarda hala yer sofralarının var oldugunu görüyorum... diz kırıp bagdaş kurmaların zevkine tadına varabiliyorum.

Bizler "yerli" bir kültüre sahibiz.. mevlitlerimizde , düğün yemeklerimizde, camilerimizde, kına gecelerimizde, sıra gecelerimizde diz kırıp otururuz gerektiğinde. BU bize özümüzü hatırlatır..

Ara sıra da olsa özüme dönmeyi severim.. televizyon karşısında yere kurdugum yersoframda minderimin üzerine oturup, diz kırıp, bagdaş kurup yemek yemeye bayılırım.. artık büyük çay tepsimde mi olur, yuvarlak bakır tepsimde mi olur orasını bilemem..

ahh.. bir de teneke sobam olaydı odamın birinde....
Bakır çaydanlıkta bergamot kokulu çayım demlenirdi üzerinde.




Aynı an'da uzandı eller..

Aynı tasa dokunduk.

Söylesene..

Biz önceden tanışıyor muyduk?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Satırlarınız Anadolu kültürünü yansıtıyor.. Sıcacık imrendim.. Geçmiş güzelliklerinizin yaşamınızda var olması dileğimle.. Yürek sevinçleriniz bitmesin.. Sevgi ve saygılarımla..

Siel Vertu 
 14.05.2010 9:47
Cevap :
teşekkür ederim Sema hanım:)) sevgiler, selamlar...  14.05.2010 13:40
 

Hiçbirşey hiçkimseye yetmez, yetemez oldu, hiçkimse kimbirşeyden mutlu olamaz hale geldik, herşey tükendi kala kala elimize soğuk mekanlar, soğuk yürekler kaldı, ne sıcacık sobalarımız var şimdi şimdi nede sıcacık yürekler, yaşamı sadece maddesel boyutta koşturmak olarak algılıyoruz artık, tükettik herşeyi, anılarda olmasa elimizde kalan ne varki, aynı şeyleri yaşamış, kocaman çuvalında binlerce böylesi güzel anı olan biri olarak sevgiler sunuyorum size...

Nuray Ors 
 20.01.2009 10:26
Cevap :
ne diyebilirim ki bu güzel yoruma? nasıl cevap verebilirm.. ağzınıza sağlık, teşekkürler ve sevgilerimle.  20.01.2009 17:49
 

ne kadar güzel, ince ince yazmışsınız.Yer sofrasını okurken anneannemin evine döndüm, her öğün sonrası tavuklara kırpıntıları çırptım;) Sabahları kuzinede mayasız ekmek yapardı, akşamları da sobanın üzerine portakal kabukları koyardı ;)) Ellerinize sağlık

Emef 
 24.02.2008 0:18
Cevap :
:)) evvett.. yediğimiz portakalların kabuklarını değil mi?:)) mis gibi kokarlardı.. bir huzur, bir mutluluk duyardım. sobanın üzerinde kaynayan güğümün sesinden hemen yanındaki şiltenin üzerinde uyuyakalırdım:)) kestanelere kalamazdım.. bana tekrar hatırlattın.. teşekkür ederim Emef.. sevgilerimle.  24.02.2008 0:32
 

çok şey unutuldu. Şimdi çeşit çeşit yemeklerle süslü salonlarda oturulan masalar var. Var da yok olan can acıtıyor... o varlıkta eksik bişiler... Çocukluğunun bütün güzelliklerine selam olsun... Yürekli ve güzel uslu kuşum bu yazı beni ağlattı... özlemlerimi anımsıyorum... SEVGİMLE...

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 15.01.2008 20:36
Cevap :
her şey sunileşti degil mi sofralarımızdaki çeşitlerle birlikte.. önümüzdeki herşey tam olsa bile eksik olan şeyler var evet.. hani derler ya; "yediğiniz önünüzde.. yemediğiniz arkanızda ne eksiğiniz var?" hiç bir zaman tam olunmaz ki zaten hep bir eksik... herkesin içinde bir eksik olsa, tamamlanamaz bir bütün. degerli yorumun için sağol. sevgiler.  15.01.2008 22:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 319
Toplam yorum
: 4719
Toplam mesaj
: 557
Ort. okunma sayısı
: 1355
Kayıt tarihi
: 29.10.06
 
 

"Ben; hiç yalnız kalmadım... Kalabalık bi ailede yere atılan yataklarda Yan yana, baş başa, el el..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster