Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ağustos '11

 
Kategori
Ramazan
Okunma Sayısı
1017
 

Yerden göğe dini tartışma

Her sene olduğu gibi bu Ramazan’da da gündeme ilahiyatçıların tartışma konuları damgasını vurdu. 10 Ağustos 2011 tarihli Yerden Göğe programında da Yaşar Nuri Öztürk ve Abdülaziz Bayındır’ın ortaya attığı Teravih namazı ve oruçla ilgili savlar tekrar tartışıldı. Benim özellikle dikkatimi çeken nokta Rasim Ozan Kütahyalı’nın hocalara karşı tavrıydı. Anlaşılan Kütahyalı, öncelikle derin bir Yaşar Nuri hoca karşıtıydı. Her ne kadar Yaşar Nuri hoca’yı bir fenomen olarak kabul etse de, sadece Etiler ‘mıntıka’sındaki insanların Yaşar Nuri'ci olduğunu, diğer mıntıkalardaki insanların ise (Fatih, Eyüp gibi) Yaşar Nuri karşıtı olduklarını iddia etti. Kütahyalı’ya göre Etiler halkı ‘seküler’, dini bilgisi ve ilgisi fazla olmayan bir kesimdi. Yani seküler eşittir dine mesafeli duran insan demekti.

Berna Laçin her zaman olduğu gibi Kütahyalı’ya ve görüşlerine karşıydı. Yerinde çıkışlar yaptı. “Halk yeterince kutuplaştı, Etüler'den Eyüp'ten diyerek daha da kutuplaştırmayalım” dedi ve Kütahyalı’nın hangi mıntıkadan (semtten) olduğunu sordu. Kütahyalı duraladı ve sonra espri yaptığını açıkladı. Sanırım kendi de aşağıladığı o zengin semtlerden birinde oturuyordu. Kütahyalı’nın Etiler karşıtlığı “Tarabya’da bizim uşaklar, Etiler’de yumuşaklar” diyen İsmail Türüt’ün sözüne benzedi.

Ben Kütahyalı’nın dini kurallara göre yaşamaya çalışan bir insan olduğunu hiç zannetmiyorum. Ancak, bağlı bulunduğu gazetenin de felsefesi doğrultusunda laik ve Atatürkçü kesime tabiri caizse ‘çakmayı’ görev biliyor. Bir anlamda sosyo ekonomik açıdan üst seviyedeki insanların dininin zayıf olduğunu ima ediyor. Sanırım bu kesimi Televole dindarları, onlara hitap eden hocaları da Televole ilahiyatçıları olarak görüyor. Ben Kütahyalı’nın bu yaklaşımını genelde CHP’li olan bu kesimin hem din hem de siyaset anlayışlarına da bir dokundurma ve eleştiri olarak algılıyorum. Ne de olsa AKP yandaşı değiller.

Programda Kütahyalı, görece aykırı görüşleri olan ilahiyatçılara da laf çarptı. 1990’larda ortaya çıkan ‘konjonktürel’ ilahiyatçıların konjonktürün değişmesiyle birlikte ortadan kaybolduğunu da iddia etti. Otel odasında seks kanalı izlerken yakalanan ilahiyatçıdan bahsetti. Zekeriya Beyaz’a isim vermeden çaktı. Öyleyse diyebiliriz ki, şu anda da AKP’nin güçlü iktidarında da ‘konjonktürel’ bir din, eğitim, yargı ve demokrasi anlayışı oluşmuş durumda. Konjonktürün, bir anlamda iktidarın değişmesiyle bu anlayış da silinecektir.

Kütahyalı’ya göre bu anlayış, ‘halk’ın anlayışıdır. Halk ne demekse? Onun halk anlayışına göre Etiler’de oturan ve laik bir yaşam süren kişiler halkı temsil edemez. Fatih ya da Eyüp semtleri gerçek halkı daha iyi temsil eder. Kütahyalı’ya göre ankette Teravih namazı kılmadığını belirten yaklaşık % 60’lık grup da Twitter dindarlarıdır. Öyleyse önemsenemezler.

Programda ‘halk’la yapılan röportajlarda Yaşar Nuri’nin açıklamalarıyla ilgili ne düşündükleri sorulduğunda bir tek olumlu karşılık veren olmadı. Kütahyalı bunu, “Yaşar Nuri’ye mütedeyyin, dindar kesimin, cami cemaatinin tepkisi var. Bunlar, Abdülaziz Hoca’nın açıklamaları olsa, karşı çıkmayacaklar ama Yaşar Nuri Hoca'ya niye halk bu kadar tepkili?” diye sordu. Çünkü görünüşte herkes Yaşar Nuri’ye karşıydı. Örneğin bir kadın “Yaşar Nuri’ye Teravih namazı zor geliyor ve kılamıyorsa, kılanlara engel olmasın” dedi. Bir adam da zaten Yaşar Nuri’yi hiç referans almadığını belirtti.

Programda taraflı yayıncılığın daniskası yapıldı. Bunun öncülüğünü ise, Kütahyalı yürüttü. Yaşar Nuri ise “Allah’ı halka değil, halkı Allah’a uydurmak gerektiğini” belirtti. “Bırak bunları, ben de televizyonculuk yaptım. Senin yaşın kadar deneyimim var. Ben de röportaj yapsam, aksi görüşte olanları bulurum” mealinde cevap verdi. Ayrıca Kütahyalı, sabah programı formatı yapmadıklarını belirtirken “Burada Ayşe Özgün’ün programlarından yapmıyoruz” diyerek Yaşar Nuri’ye dokundurdu. Bir yandan da bu tür programları aşağılamış oldu. Belki Yaşar Nuri’nin kendisine karşı görüşte olan halkı ‘şarlatan’ olarak adlandırması biraz ağır kaçtı ama Kütahyalı da bu ‘şarlatan’ lafının üzerine mal bulmuş Mağribi gibi atladı. “Halka nasıl şarlatan dersin hocam?” diye demagoji yaptı.

Yaşar Nuri beklediğimden daha sakindi. Suratında alaycı bir gülümseme vardı. Sanırım Kütahyalı’nın suiniyetinin farkındaydı. Bu sefer sinirli olan Abdülaziz Hocaydı. Bu programa geldiğine pişman olduğunu belirtti, “Böyle program olur mu?” dedi. Yaşar Nuri’yi çileden çıkaran tek soru, geçen senenin meşhur sorusu “Orucu cinsel ilişkiyle açabilir miyiz?” idi. Yine geçen sene olduğu gibi, Yaşar Nuri buna “Bu kadar saat bekledin. Biraz daha bekle. Kudurdun mu be adam?” diye cevap verdi. Kütahyalı, bu tür saçma soruların Levent Kırca’nın parodilerine konu olabileceğini, ilahiyatçıları şaklabana döndürmekten başka işe yaramadığını belirtti.

İlgimi çeken başka bir nokta da Abdülaziz hocanın bir takım tasavvufi görüşlere ve Mevlana’nın bazı görüşlerine karşı olmasıydı. Bilindiği gibi sema yaparken semazenlerin bir elleri havada, diğer elleri aşağıdadır. Abdülaziz Hoca, bu anlayışın bir anlamda halkı küçümsemek olduğunu açıkladı ve “Halkla Hakkın arasındaki kimdir?” diye sorguladı. Bu arada Berna Laçin de sıkı bir tasavvuf hayranı çıktı. Kütahyalı’nın tasavvufla ilgili yorumu ise ilginçti. İnsanlar İmam Şafii’yi ya da başka bir din adamının eserlerini okuyarak değil, Yunus, Mevlana, Hacı Bektaş-ı Veli gibi tasavvuf ehlinin kitaplarını okuyarak Müslüman oluyorlardı. Dolayısıyla bu kişileri dinden dışlamak doğru değildi.

Programa katılan seyircilerden biriyse insanların her birinin dinle ilgili kendi doğruları olduğu halde ilahiyatçıların “şu yanlış, şu doğru” demesinin doğru olup olmadığını sordu. Abdülaziz hoca, Kur’an’da ateistler de dahil olmak üzere herkesin dindar (yani inançlı) olduğunun belirtildiğini açıkladı. Ancak, ‘Allah’ının dini’ni benimsemek isteyenler doğruları bilmeliydiler.

Kütahyalı’nın da sık sık değindiği gibi acaba yıllardır sürdürülen inançlar değişmemeli miydi? “Tüm İslam dünyası yanlış yapıyor olamaz, o zaman gelenekleri bozmayayım” mı demeliydik? Bence dinde bazı uygulamalar 1000 yıl da sürse, 2000 yıl da sürse yanlış olabilir. Uygulamanın değiştirilmesi gerekebilir. Bunun için Peygamberimizin hayatı ve sözleri önemli bir referanstır. Örneğin birkaç yıl önce Mevlid’in eleştirilmesi mümkün bile olmazdı. Şimdiyse kandillerde Mevlid şiirini okumanın ille de dini bir ritüel ya da farz bir ibadet olmadığı çoğu kişi tarafından kabul edilmektedir.

Peki oruca ne zaman başlanıp ne zaman açılacağı konusu bu kadar önemli midir? Bu konulardaki tartışmalar halkın kafasını karıştırır mı? Eğer yeni uygulama bir kolaylık getirecekse, ilahiyatçılar halkı aydınlatmakla yükümlüdür. Abdülaziz Hoca’ya göre ise, asıl sıkıntı orucun süresinden ziyade, Sabah namazının vaktinde kılınmamasıdır. Zaten orucun açılma ve kapanma süresinde bir ihtiyat payı tanınmaktadır. Ancak halihazırda kılınan sabah namazı erken kılındığı için sabah namazı değil, gece namazıdır. 

Bence İlahiyatçılar arasındaki görüş ayrılıkları ise, Kur’an’ı ve uygulamalarını farklı yorumlamaktan kaynaklanan bir durumdur. O kadar kötü değil, bilakis sağlıklı bir durumdur. Şahsen ben dinde dayatılan tek bir görüş olmasından da farklı görüşler olmasını, halkın vicdanına doğru gelen görüşü seçmesini tercih ederim.

R.O. Kütahyalı’nın provokatif soru ve yorumlarına rağmen yararlı bir program izledik. Kütahyalı iyi bir demagog da, konuştuğu sözcükler net anlaşılmıyor. Ya ağız yapısında, ya telaffuzunda bir problem var. Belki bunu örtmek için yüksek perdeden konuşmak zorunda kalıyor. Kütahyalı’nın siyaseten görüşlerini ve tarzını onaylamasam da onu siyasi gündemin renkli şahsiyeti olarak görüyorum. Fütursuz eleştiride Oray Eğin’in yerini alacak gibi.

Son olarak, programda yerin dibine batırılma gayretlerine rağmen, Yerden Göğe programına çıkan ve görüşlerini cesurca açıklayan Öztürk ve Bayındır’ı can-ı gönülden kutluyorum. Lütfen böyle cesur olmaya ve gerçekleri söylemeye devam edin. Güneş balçıkla sıvanmaz. Rehberimiz Kur’an ve akıldır. Atalarının dinini atalarından gördükleri gibi uygulamak isteyenlere karşı çıkmaya devam edin. Yolunuz açık olsun! 

Kütahyalı’nın oldukça taraflı davrandığı ve Yaşar Nuri’ye ‘90’ların İlahiyatçısı’ diyerek saldırdığı programın özet videosunu aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz: http://video.ekolay.net/video-izle/haber/yasar-nuri-ve-rasim-ozan-birbirine-girdi/542873/ 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

merhaba, programı ben de izledim. siz güzel özetlemişsiniz olanları. Yaşar Nuri bey'i ben de refrans noktası olarak kabul etmem açıkçası. Ama programdaki sakinliği ve olgunluğuna büyük saygı duydum. Rasim Kütahyalı'ya gelince; son derece şımarık olduğunu ve cahil cesaretiyle konuştuğunu düşünüyorum.Daha meslek hayatının bu kadar başında ve bu kadar toyken boyundan büyük laflar etmesi de cahil cesaretine iyi bir örnek. Ayrıca son dönemde neredeyse tüm TV kanallarında onu görmek rahatsızlık verici. Kala kala bunların yorumlarına mı kaldık?Bu kadar deneyimli gazeteci, aydın varken, her sözü ve tavrıyla "ben provakatörüm" diye bağıran birini ekranda görmek can sıkıcı. sevgiyle kalın...

Yelizaveta 
 15.08.2011 4:47
 

programı ben de izledim, elinize sağlık güzel özetlemişsiniz... Kütahyalı ile ilgili en iyi yorum "konuşmasan daha güzel olacak" yorumuydu... gerçekten reklamlar ve Kütahyalı olmasa program çok kaliteli ve doyurucuydu... son sözünüze de içtenlikle katılıyorum:gerçek din, ataların dini değil Kuran dinidir... Selamla...

Dr İbrahim H KAYRAL 
 11.08.2011 22:19
Cevap :
Merhaba İbrahim bey, yorumunuz çin teşekkürler. "Ataların dini" sözü programda Kütahyalı tarafından kullanıldı, ancak sanırım "atalarımızdan gelen geleneği değiştirecek miyiz?" manasında konuk hocalara eleştiri olarak. Halbuki bu söz Kur'an'da "Atalarımızın dinini bırakıp Muhammed'e mi inanacağız?" diyen Mekkeli müşrikleri eleştirmek için çok kullanılmıştır.  12.08.2011 19:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 110
Toplam yorum
: 62
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 633
Kayıt tarihi
: 01.02.11
 
 

ODTÜ Eğitim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği mezunuyum. İlgi alanlarım edebiyat, sinema, tiyatro, TV..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster