Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mayıs '17

 
Kategori
Kültür Turizmi
Okunma Sayısı
20
 

Yerel rehber Jorge, Kur’an'ı okumuştur, Hz. Muhammed’i beğenir, bir ara şehadet bile getirir.

22 Aralık 2007 Cumartesi, en yüksek tepesi(1972 mt.)nin adı Turquina (Türk Tepesi) olan Sierra Maestra Dağları’nda, Che Guevara ile Fidel Castro’nun kampını görüp mücadelenin izlerini sürmek üzere önce La Comandancia’ya oradan La Plata’ya ulaşılır.
 
My name is George! diyerek ekibi karşılayan yerel rehber Jorge ile tanışılır: “Abla”nın gözleri, istemeden, güzel, güler yüzlü adamın paramparça ayakkabılarına takılır, parçalanan yerleri öylesine düzgün ve güzel yamanmıştır ki eski ayakkabılar özel bir tasarıma dönüşmüş!
 
Ekip, varını yoğunu devrime adamış, çatışmalarda karşı tarafı şaşırtıp moralini bozmak üzere icat ettikleri gerilla orkestrasının da kurucu ve icracılarından Oswaldo Medina’nın evinde küçük bir mola verir, soluğu ilerlemeye yetmeyenler geride bırakılır. Ufalan grupla ağaçlar arasında, inişli çıkışlı daracık patikadan, ara ara, aralarında tüylerinin rengiyle Küba bayrağına ilham veren Küba’nın ulusal kuşu Trogon’un da bulunduğu nadir tropik kuşlar, kâh gözlenerek, kâh sesleri dinlenerek, devam edilir.
 
Jorge, patikaya dalar dalmaz yanında yürüyen Reyhan’a inşallah’ın anlamını sorar; Kur’an'ı biri İspanyolca iki dilden okumuştur, Hz. Muhammed’i beğenir, bir ara şehâdet bile getirir. Ortadoğu tarihini incelemektedir, Üniversitede İngilizce, Fransızca öğretmenidir, annesinin hastalığında yanında bulunmak üzere yöreye gelir, hem rehber gençler için dil öğretmenine de ihtiyaç vardır.
 
Ekip, Devrimin İzini, tanınmış, muhtelif dünya markalı profesyonel pabuçlarla, Jorge’nin yamanmış ayakkabıları ardısıra sürerken, o, bu defa bizim "revolution"ımızı sorar: Reyhan, bizimkinin "revolution" değil "independent" olduğunu anlatırken, öldükten sonra dağlara gömülmek isteyen birkaç yoldaşın, güllerle süslü mezarları önünden geçilerek dermatolog Che’nin diş çektiği palmiye yapraklarıyla örtülü, zemini toprak, alçak tavanından eski bir gemici fenerinin sarktığı sağlık ocağı geride bırakılır. 
 
Çok uzaktan Karayip Denizi’nin göründüğü düzlükten sonra, ucunda Devrim Radyosu Rebelde’nin bulunduğu patikanın önünden geçilip sonradan gazetecilerin kullandığı toprak zeminli, mutfaklı, iki odalı, Fidel’in ilk konutuna ulaşılır. Bir süre daha yürünür ve patikalara yapılmış basamaklarla karargâha ulaşılır, genel mutfağın, kadın ve erkek tuvaletlerinin bulunduğu küçük alanın aşağısında ekip toplanınca Jorge, solundaki, Fidel’in 6 ay 11 gün kaldığı ahşap barakayı göstererek bu eve nasıl girildiğini sorar.
 
İsabetsiz tahminlere epeyce eğlendikten sonra gider evin ahşap yan duvarını açar, bir payandayla destekler, ekibi ikişer ikişer gezdirip, Fidel'in üzerinde bir şilte bulunan yatağını, sekreterinin yaptırdığı koltuğu, sandalyeyi, kitaplıkları, mutfağı, muhteşem manzaralı küçük balkonu, kerosenle çalışan buzdolabını, silah ve belgelerin saklandığı mahzeni... gösterir.
 
Fotoğraf faslı bitip herkes çıkınca uzun saplı süpürgeyle zemini bir güzel süpüren Jorge yine öne düşer bir başka barakayı açar; fotoğrafların, yazışmaların, birkaç silah, tıbbi gereç ve bir dikiş makinesinin bulunduğu bir müzeciktir burası. Sohbet sırasında Fidel’in, Che’nin özel yaşamları ile ilgili soruları ciddiyetle geçiştirir Jorge, sonradan Alberto’nun anlattığına bakılırsa, bu konuda konuşmaktan hoşlanmıyorlar, dedikodular Miami’de yaşayan devrim karşıtı Kübalıların üretip ülkeye kaçak soktukları CD’lerle girip yayılıyormuş... 
 
Dönüşte Oswaldo Medina’nın evinde muz ikram edilir, bahçenin kedisiyle bir bacağını altına alıp kuyruğunu yayarak poz veren tavus fotoğraflanır, her sundurmanın demirbaşı sallanan koltukta sallanılır. Reyhan, Jorge’nin Ortadoğu tarihi konulu kitap talebiyle ilgileneceğini söyler, vedalaşılırken Küba’nın, ihtiyaç odaklı, lüksten arınmış yaşam felsefesinin ne olduğunu anlayabilmek için Jorge’yi tanımanın yeteceğini düşünür “abla”... 
 
Akşamüstü saatlerinde, Santiago de Cuba'ya doğru yola düşülür. Tüm ülkede yok denecek kadar az reklam panosu vardır, mevcut panolar propaganda ve sosyal içerikli mesajları duyurur. Kente girerken üzerinde Chavez’in resmi bulunan Bienvenido Santiago de Cuba yazan panolar, grubun dikkatini çekmez ise de, otele yaklaştıklarında yolboyu hiç ortalıklarda görünmediğinden ülkede yokmuş gibi görünen polis yollarını keser; sürpriz! Venezuela devlet başkanı Chavez kentte, fazladan Devrimin İzini süren Karıncalar Grubu'nun kalacağı oteldedir!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 591
Toplam yorum
: 50
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 43
Kayıt tarihi
: 27.07.15
 
 

İstanbul'da 20 yıldan fazla, tasarımcı grafiker olarak çalışırken bir kız çocuğu da yetiştiren "a..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster