Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Şubat '09

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
469
 

Yerel seçim telaşı

Yerel seçim telaşı
 

Acaba seçim kazanmak ne anlama gelir?

Bir siyasi seçimde aday adayı olmak demek ne anlama gelir?

Bir siyasi seçimde kullandığımız oylarımızın vebali nedir?

Kaç kişimiz bu vebali düşünerek oyumuzu kullanıyoruz?

Neden hala körü körüne şu veya bu nedenle kalıplaşmış siyasilere oy veririz?

Geçmişteki korkularımız ve buna bağlı olarak gelecek endişemiz midir tek neden. Yoksa "sürü psikolojimiz" mi?

.............

Yaklaşan yerel seçimler ve karmaşıklaşan toplumsal hayat ve sanki seçeceğimiz yerel başkanların bizim hayatımızı düze çıkaracağı yönünde bize empoze edilmeye çalışılan bu günlerde ne yazık ki gene herzaman alışık olduğumuz seyirlikler yaşamaktayız.

Sormak lazım tüm siyasi partilerin adaylarına:

-Ne kadar hukuk biliyorsunuz?

-Ne kadar okuduğunuzu anlayabiliyorsunuz?

-Belediye kanunu nedir? Kaçınız bu kanunu okudu? Anladı? Yarın başkan seçildiğinizde YAPMANIZ GEREKENLER nedir? Ne gibi bir SORUMLULUĞA talip oluyorsunuz haberiniz var mı?

-Küçük de olsa büyük de olsa sonuçta bir toplum yöneteceksiniz. Evin içinden de sokaktan da İYİ YÖNETİM ve KALİTELİ HİZMET vermek adına siz sorumlusunuz. Bu konuda hedefleriniz nedir?

-Belediyecilik demek, bir şehri yönetmek, tüm sosyal hizmetlerin yanında, kaliteli bir şehircilik anlayışı, yedi gün yirmidört saat çalışmak demektir. Hanginiz bu çalışma temposunu göze alabiliyor?

-Hanginizin İMAR Kanunundan haberi var?

-Hanginizin Şehir Planlaması ne demek haberi var?

-Hanginizin paranın doğru kullanılabilmesi adına para yönetimi, İHALE Kanunu, ekonomi vb. den haberiniz var?

-Hanginiz koltuğunuza oturduğunuzda "önümde kocaaaa yıllar var. Koltuğun keyfini çıkarmalıyım. Uyumalıyım" demeyeceksiniz?

......

Bu tür soruların yanıtını kime sorabiliyoruz? Hangi Başkan adayı ile halk olarak bu konularda görüşebiliyoruz?

Kaç kişimizin veridiği oyun bu konuları içermesi gerektiğinden haberi var?

Bence, oy vermeyi düşünenler, oy hakkı olduğunu düşünenler, verecekleri oyun BİR OY olduğunu ve ne işe yarayacağını düşünenler; en azından açıp Belediye Kanunu'nu, Büyükşehir Belediye Kanunu'nu, İhale Kanunu'nu, Türk Ceza Kanunu'nu, Kabahatler Kanunu'nu okumalıdırlar.

Hayattı yaşamayı istiyorsak, ve rahat yaşamak, sağlıklı yaşamak, huzurlu yaşamak istiyorsak; kaldırımlarda rahat yürümek, yollarda egzos gazı yutmamak, yağan yağmur suyu ile arabalar tarafından ıslanmamak, çeşmelerimizden akan suyu kullanabilmek, çocuklarımızın oynayabileceği sağlıklı oyun alanlarının olması, alt katımızdaki lokanta veya fırından şikayetçi olmak istemiyorsak OYUMUZU verirken bir daha düşünmeliyiz.

Yaşam koşullarımız ve isteklerimiz, özellikle büyük kentlerde belediyelerin alması gereken sorumlulukları gerçekten CİDDİ boyuttadır. Bu sorumluluğu üstlenebileceğini düşündüğümüz insanları seçmemiz gereklidir ki biz de yaşadığımız kentin bir parçası olabilelim. Her sabah işimize gidip-gelirken belediyeciliği görebilelim.

İnsanları yönetmek, onlara hizmet HİZMET edebilmektir. O koltuklara oturup, sorumsuzluk sergilemek değildir. Her yöneticinin unutmaması gereken şey, o koltuklar daimi değil, hizmet verdikleri sürece onlara tahsislidir. Onları seçen insanlar olduğu için, o insanlara hizmet yapabilmek için seçilmişlerdir. Seçilmiş olmak, seçenlerden üstün olmak demek değildir. Bunu her siyasinin beyninin en hatırlanabilir köşesine yazması gerekir.

Bizlerin de oyumuzu verirken, tüm bunları düşünerek, titiz davranmamız gerekli olduğu açıkça ortadadır. Ne yazık ki, siyasilerimiz insanların arasına sadece bir dünya koruyucu ve taraftar toplumu ile çıkmakta, soru sorulamamaktadır.

Her ne olursa olsun, öncelikle bizlerin verdiğimiz oyların ne demek olduğunu ve oy verdiğimiz kişiden ne beklentilerimizin olacağının ayrımını yapmamız gerekli.

Sürü psikolojisinden kurtulup, bireysel sorumluluğumuzu üstlenerek oylarımızın en sağlıklı biçimde kullanılmamız dileğimle...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sorduğunuz soruların hepsi güzel, anlamlı ve gerekli. Ancak hiçbirinin cevabı yok. Çünkü sistem baştan bozuk. Bu gömleğin ilk düğmesinin yanlış iliklenmesi gibi bir şey. Sürekli yanlış devam ediyor. Sonunda düzeltmeye kaşktığınız zaman da potluk yapıyor. Herhalde ilk yapmamız gereken demokrasinin bütün kademelerde tam olarak uygulanmasını sağlamak. Öncelikle hiçbir partinin kendi içinde uygulanan demokrasisi yok. İnsan kendi için yapmadığı bir şeyi başkası için yapabilir mi? Söz gelişi bir hanım hiç pişirmediği bir yemeği, misafir geldiğinde sofraya çıkarabilir mi? Hiç değilse belediye seçimlerinde o beldenin tanınan bilinen, bu işi yapabileceğine güvenilen kişilerin vatandaşlar tarafından aday gösterilmesi lazım. Bu kişi bizim beldeyi yönetebilir, bize gerekli hizmeti verebilir denmesi lazım. Oysa çoğu kez tepeden inme adaylar bize dayatılıyor. Particilik de buna tuz biber ekiyor. İş bu raddeye geliince artık oyu bilinçli kullanma imkânı da kalmıyor. İnşaallah düzelecek. Saygılarımla.

Ahmet YILMAZ 
 07.02.2009 20:43
Cevap :
Yazdığınız konuda haklısınız tabi ki ama burda benim asıl vurgulamak istediğim, oy veren insanların yani bizlerin neden, ne için oy kullandığımızın ayrımına varmamız gerektiği. Eğer biz sorgularsak, eminim ki oy verdklerimiz de sorgulamak zorunda kalacaktır. Şimdilerde sokaklarda görüyoruz adayları. Etraflarında bir dünya alkışlayıcı, arz-ı hürmetlerde,arz-ı endamlarda... Bunlara soru sormamız gerekli. Bunu başarabilecek bir yol bulmamız gerekli. Kaç kişi soru sorması gerektiğinin farkında? ANlatmak istediğim bu. Onlara soru sorabilecek düzeye minimumda da olsa bu düzeye gelmemiz gerekli ki bira zolsun aday olacaklar da kendilerine çeki düzen versinler. Bence durum bu... Yorumunuz, katkınız ve okuduğunuz için de teşekkürler. Saygılarımla...  07.02.2009 23:17
 

bağlamında, henüz oldukça zaman varken gerek seçilenlerin gerekse seçmenlerin bilmek ve uymak zorunda oldukları konular hakkında yerden göğe kadar haklısın! Çağdaş değerleri özümlemiş, eğitim ve refah düzeyi yüksek toplumlar için bu belirttiklerinin tümü elzem, 'olmazsa olmaz'lardır. Oysa bunlar ortama eğitim düzeyi hala ilkokul dördüncü sınıf düzeyinde olan, muhafazakar yapısı yaygın ve üstelik giderek de artan, işsizlik ve çaresizliğin diz boyu olduğu bizim gibi bir toplumda maalesef fazla yankı bulmuyor. Burada günlük yada kısa erimli çıkarlar temelinde 'al gülüm-ver gülüm' şeklinde, bir tür 'ergen olmayanların (çocuk) demokrasisi' oynanıyor. 'Dostlar alış-verişde görsün' diye değil, gerçek bir alış-veriş şeklinde! Eğitim ve refah düzeyi topluca artırılmadıkça bu oyun böyle daha çoook oynanacağa benziyor. Bu anlamda ayrıcalığı temsil eden hepimize bol sabırlar. Bu çok önemli ve anlamlı paylaşımın ve değerli anımsatmaların için de sonsuz teşekkürler. Esenlik dileklerim ve sevgileriml

Ersin Kabaoglu 
 07.02.2009 17:11
Cevap :
:) Bol sabır evet. Gülümseyebilecek kadar bol sabır Sevgili Ersin Bey... Hani derler ya 'güleriz ağlanacak halimize'... Güzel ve içten katkın için teşekkür ederim. Sevgilerimle...  07.02.2009 17:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 41
Toplam yorum
: 118
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 752
Kayıt tarihi
: 23.08.07
 
 

Üniversiteyi bitirdiğimden ve işe başladığımdan bu zamanabir hayli yıl geçmiş:). Bir de baktım ki em..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster