Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Şubat '13

 
Kategori
TV Programları
Okunma Sayısı
693
 

Yerli dizi yersiz uzun

Yerli dizi yersiz uzun
 

Yerli dizi reklam sektörüne hizmet veriyor


Bir dizi seyredeceksiniz, koltuğunuza kuruldunuz işte o an esaretinizin başladığının resmidir. Tekrarı, reklamı, yeni bölümü derken 3 saat kanala mahkum ediliyorsunuz. Nerede ağlatacağı, nerede güldüreceği, nasıl öfkelendirip nasıl sevdireceği ince ince hesaplanmış ticari hikayelere biz dizi diye bakıyoruz. Zaten özet dediğimiz şey ne kadar olur? Dizi 2 saat olunca özeti de 1 saat oluyor. Reklamlarda hürriyetinizi ilan ettiniz, ettiniz yoksa bizleri avucuna bir alıyor kurtul kurtulabilirseniz.  Bu durumdan sadece biz şikayetçi değiliz. ‘’Ekmek parası’’ diye bakan ünlüler de bu durumdan şikayetçi! Düşünün 2 saatlik bir dizi bir haftada yazılıyor, çekiliyor, montaj… derken pişirilip karşımıza konuluyor. Haliyle haftanın 6 günü çalışanlar var aralarında uykusuzluk, bunun sonucunda kazalar, sağlık problemleri başlarına geliyor. Ekip gece gündüz çalışıyor.

Haftada 1 gün ekrana gelen diziler gereksiz yere uzun, sanki iş sadece para kazanmaya indekslenmiş gibi. Kendi düzenlerini kurmuşlar çarkın dişlilerinde çalışanlarla beraber izleyenler de öğütülüyor. Dikkat ederseniz dizi süreleri sinema filmleri ile aynı. İyi de film çekilirken ön çalışması hariç 2-3 ay çalışılır. Daha kısa sürede çekilenler de var. Diziler aynı uzunlukta daha güç şartlarda çalışanlarını da zorluyor. Diziyi uzatalım derken bazı sahnelerin cılkı çıkıyor. Seyirci sıkılıyor, set çalışanları fuzuli yoruluyor. Bu tempo insan hafızasını zorlayacak düzeylere ulaşıyor.

RTÜK’e şikayetten tutun yürüyüşler, mitingler her şey yapıldı da bir türlü çare bulunamadı. Avusturya, Bulgaristan, Almanya, Danimarka, İspanya, Finlandiya, Fransa, İngiltere, İtalya, Hollanda, Polonya, Portekiz, Romanya, İsveç, Amerika gibi ülkelerde dizi sürelerinin 20 dakika ile 60 dakika. Dizi süreleri ortalama 45 dakika. Yabancı ülkelerde arz talep dengesinden hareketle yayıncıların süreyi belirlediği biliniyor. Türkiye'de ise dizi süreleri 80-90 dakika veya daha uzun. Bunun yanında özetinin yayınlanmasıyla 2.5-3 saate kadar çıkıyor. Bir de reklamları eklediğinizde neredeyse 4 saate tırmanan bir süre. Bu izleyiciler açısından kabul edilebilir bir şey değil. Buna artık müdahale etmek gerekir diye düşünüyorum.Sorunun eski RTÜK yasasına göre her yirmi dakikada yedi dakika reklam alma zorunluluğundan kaynaklanıyor. Yasa düzenleniyor ve artık sakız gibi uzayıp giden reklamlar dizilere bir rahat nefes aldıracak.

Tabii o kadar çok televizyon kanalı var ki. İnsanlar sanıyor ki dizi uzun olunca yapımcılar daha çok para kazanıyor. Hayır, daha çok para kaybediyor. Çünkü ikinci seti kurmak zorunda kalıyor ki, iş yetişsin diye. Bir yönetmen yardımcısı, kameraman, onun asistanı… liste uzadı gitti. Alın size bir ekip daha… Haliyle de çok para harcanıyor. Dizi altmış dakika yapılacak dedik, televizyon da buna razı oldu. Ama herkes payını bu oranda azaltacak. Kim buna razı olacak?

İşler yönetilirken yapımcılar bir televizyon kanalıyla belirli bir rakama anlaşıyorlar. Kanal dizinin aldığı ratinge göre bonus veriyor. Böylece kanallar, en baştan büyük paralar verip dizi tutmazsa kaybetme riskini ortadan kaldırmış oluyor. Tabii yapımcı vaat edilen o bonusu kazanmak için önce hikayesini reklam alacak cazibeye getiriyor, sonra kesesinin ağzını açıyor. Kastından dekoruna kadar tüm prodüksiyona harcanan paraların yapımcıya hemen dönmesi mümkün olmuyor. Bazı dizilerde başa baş noktasına gelmek on bölümü buluyor. Düşünsenize 10 bölüm cepten…Dizi tutmuşsa daha sonra para kazanılmaya başlıyor. Bu çarkın içinde yöneten aslında reklamcılar olduğuna göre çözüm reklama zam!

Yeni gelen yasa ile programın bütününde şu kadar reklam yayınlayabilirsin diyor RTÜK. Kanal bunu isterse birinci dakikada verir, isterse 89'da verir, isterse her üç dakikada bir yarım dakika reklam verir. Bu da doğal olarak hem Türkiye'de reklam fiyatlarının daha artmasını getirecek, hem de sürelerin biraz daha kısalmasını sağlayacak. Yasa böylece dizi izleyicisi koruyacak olduğu gibi yapımcıların da rahat ettirecek ve makul zamanda, daha kaliteli işler seyredeceğiz sanırım. Tabii bu bazı kanalların reklam fiyatlarını düşürmesine gizli anlaşmalara yani reklam karaborsasına neden olacaktır. Bence en ucuz reklam fiyatı sabitlense de gene de bir gizli anlaşma yapılacaktır, zaten yapılıyor da.

Türkiye'de 2010 yılında bütün televizyona düşen toplam reklam payı 2 milyar Türk lirasıymış. Bütün televizyon kanalları buradan pay alacaklar. Şimdi bunu nasıl kullanacaksınız? Bütün gelirinizle bundan dizi yapacaksınız! Peki! emeğin karşılığı nerede? 12 milyonluk Yunanistan'ın televizyona düşen reklam payı ne biliyor musunuz? Kriz yüzünden azalmış olsa da 3 buçuk milyar doları buldu. Sonra da dönem dizilerine veryansın ediyoruz. Nasıl bir savaş sahnesi çekebilirsiniz? 300 bin liraya, 400 bin liraya anlaştığınız bir dizide hangi boyutta çekim yapabilirsiniz? Ne zaman çekebilirsiniz? Bir hafta içinde koskoca bir dizinin çekilmesi lazım…

Buna bir çözüm var tabii! Ama kim finanse edecek? Türkiye dış pazarda gerçekten sağlam bir yere oturursa, bu kalıcı bir sistem haline getirilirse o zaman diziler ön satış yapabilir. Yurtdışındaki Tv ve dağıtımcılarla anlaşabilir. Böylece dizi 13 bölümlük paketler halinde çekilebilir. Amerika, Avrupa böyle yapıyor. Türkiye de bu yola girecek gibi geliyor bana. ‘’Ne zaman?’’ derseniz üç beş sene sonra ancak derim. Bekleyip, göreceğiz tabi ömrümüz vefa ederse.

Hayatta beklemeden yaşamanız dileği …

 www.medyabey.com

https://twiter.com/eceer6

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 781
Toplam yorum
: 112
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 3870
Kayıt tarihi
: 23.09.12
 
 

16- 06- İstanbul'da doğdum. Tatbiki Güzel Sanatlar Tekstil Ana sanat dalı Moda tasarımı bölümünde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster