Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ekim '10

 
Kategori
Müzik
Okunma Sayısı
819
 

Yerli müziğe bakış açınız nedir?

Yerli müziğe bakış açınız nedir?
 

.


Râhmetli Cem Karaca'nın yaptığı mühim bir tespit vardı.

"Kim olursanız olun, eğitiminizi nerede tamamlarsanız tamamlayın, eğer bu coğrafyanın toprağında büyüdüyseniz, halayın, zurnanın, davulun, Anadolu ezgisinin o cazibesine karşı koyamaz, çaldığında yerinizde duramazsınız" derdi sürekli.

Davulun, zurnanın, üzerimizdeki tartışılmaz etkisini işte böyle vurgulamıştı. Kimbilir, kendimi bildim bileli meselâ Erkin Koray’a olan hayranlığım, Moğollar’a olan tutkum, Barış Manço'ya olan sempatim, Cem Karaca’nın şarkılarında kendimi kaybedişim hep bundandı.

Ne rocker lar, ne bohemlerle tanışmıştım zamanında…Hep birlikteydik bir dönem. İstiklâl Caddesi'ni ayak yoluna çevirdiğimiz yıllarda, yani öğrenciliğimizde, Asparagas bardan çıkar, Gitanes’ e giderdik. Paramız olduğunda da Abdülcabbar adlı mekâna.

Giderdik de bir şeyler hep eksik kalırdı. Belli ki içimizdeki ateşi susturamazdı o tınılar. Çok severdik elbet ama kesmezdi demek. Dayanamaz yine türkü barlarda son noktayı koyardık…

1974 Mart ayında, ben daha cenin bile değilken ikinci büyük çıkışını yapmıştı Erkin Koray: Şaşkın !

Bir o yana bir bu yana yatma şaşkın, tenhalarda menhalarda bitmiş aşkın… Hepsi birbirinden güzel yüzlerce Erkin Baba şarkısından sadece bir tanesi...

36 yıl sonra bile bize Şaşkın’ı hâlâ dinleten büyülü notaların genetik şifreleri nerede saklı sanıyorsunuz? Hepsinin kaynağında Anadolu toprakları yani bu güzel ülke vardı.

*Şaşkın’daki zurna, parçaya Doğu Anadolu etkisi getirirken, yaylılar daha çok Arap Yarım Adası’ndaki popüler müziği andırıyor, ritm yapısı ve tekrarcılık ise Hindistan etkisini gösteriyordu.[1]

Anadolu Rock’ın efsane isimlerinin şarkılarını burada sıralamam mümkün değil. Zaten o yüzden de sıralamayacağım. Ancak hiç unutamadığım ve râhmetli Cem Karaca'nın girişte değindiğim o tarihi tespitini doğrulayacak şahit olduğum bir olaya vurgu yapmak istiyorum.

Seneler önce bir keresinde yolum eğlence mekânı Reina'ya düşmüştü. İnsanlar yabancı müzik eşliğinde bana göre çok da olağanüstü bir keyif almadan ama öyle ya da böyle hoşça vâkit geçiriyorlardı. Piste iğne atsan yere düşmez, birinin üstünde kesin kalırdı. O kadar da kalabalıktı.

Bir lâhza ve sanıyorum dans eden kitledeki reaksiyonu ölçmek için birkaç saniyeliğine o bilindik a yu rediiii, ağrı dağın eteginden türünden bir müzik duyuldu…

Aman Allahım ! O Reina'nın pistinde birkaç saniyeliğine de olsa, öyle bir sarsıntı o oldu ki, bırakın biz Türkleri, ne Rus’u ne Belarus’lusu yerinde durabildi. Ortalığı tahmin edin artık, sanki deprem oluyordu. Millet keyiften neredeyse cûş-u huruşa gelmişti.

“İşte budur !” dediğimi dün gibi hatırlıyorum.

Bol müzikli hayırlı pazarlar efendim.

Sabrın sonu ile

Bibliyografya:

[1] *Bir Erkin Koray Kitabı, Gökhan Aya & Münir Tireli, Ada Yayıncılık, 1.Baskı, İstanbul 1988, sf.70

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Cem Karaca yıllarca yurtdışında kalmak zorunda kalmış bir insan, yurt hasretiyle yanıp tutuşmuş olduğu kesin. Bu sözleri söylemesini çok doğal karşılamak lazım. Tüm notaları çıkaramayan zurnayı bir enstrüman olarak son derece ilkel buluyorum, ama sevmememin nedeni sadece bu değil. Davul zurna sesi tüylerimi diken diken eder. Ancak ne bu müziği ne de icra edenleri ne de sevenlerini yok saymak ya da küçümsemek değil bu. Müziği neredeyse etnik bir yaklaşımla milliyetçilik bağlamında değerlendirmek ne kadar doğru olabilir? Saygılar.

Güz Özlemi 
 19.10.2010 9:00
Cevap :
Teşekkürler yorumunuz için..görüşmek dileğiyle  19.10.2010 13:57
 

Davul ve zurna, müzik keyfim içinde yeri olmayan iki enstruman. Anadolu'nun küçük bir kasabasında geçen 33 yılımda da hiç sevmedim. Üstelik müzikli eğlencelerin saz'dan sonraki diğer seçenekleriydi bunlar. Japon davul gösterilerini izledikten sonra sevdim, davulun sesini. Cem Karaca'nın sözleri de doğru. Bir de gerçek var; şarkı ve türküğlerdeki söz ve müzik çelişkisi. En çok bu yanıyla sevimsiz geliyor bazıları bana. Aşk sözlerine çiftetelli oynuyor adam! Ne bileyim, sevgiliye sitem ederken fasıllarımız var! Aşık Veysel'e bir sözüm olmaz ama. O bizim özümüz. Erkin Koray'la yatıp, onunla kalkanlardım ben de bir dönem. Birkaç şarkısı hala yüreğimi kıpır kıpır ettirir. İsteğiniz açısından güzel bir yazıydı, okuduğum. Selamlar, saygılar. H.H.Dulun

Hasan Hüseyin Dulun 
 14.10.2010 18:19
Cevap :
Sayın Dulun, iyi ki de yazdınız. Aşık Veysel bizim özümüz demişsiniz...buna katılmayan olabilir mi acaba? Sizle aynı şeyi düşünüyoruz. **Ama bu ülkede, öyeleleri de var ki, (Ankara'nın eski valisi Nevzat Tandoğan gibi) çarığından dolayı Aşık Veysel'e zulmü çağrıştıracak muameleleri reva görmüş...**Teşekkürler yorumunuz için  14.10.2010 21:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 268
Toplam yorum
: 1369
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 1857
Kayıt tarihi
: 08.01.07
 
 

Kabataş Erkek Lisesi Matematik (1992) Marmara Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Mak..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster