Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ağustos '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
941
 

Yeşil - Beyaz Müslümanlar

Yeşil - Beyaz Müslümanlar
 

Müslümanlar için büyük bir öneme sahip olan Ramazan Ayı yine geldi çattı ve bununla ilgili acayip haberlerde peşi sıra gündemi meşgul etmeye başladı. Zaten ne zaman bir yerden, birşey çıkacak diye merakla bekliyordum ki, 1 ay en koyu müslüman olan ama 11 ay yemediği halt kalmayan bazı kardeşlerim beni sükut-u hayal e uğratmadan hemen dümene geçtiler. 

Ben bu arkadaşlara sahte müslüman, yeşil - beyaz müslüman ya da bukalemun demeyi tercih ediyorum. Neden mi? Hemen heryerde arz - ı endam eden bu arkadaşlar müslümanlığın bir hoşgörü dini olduğunu unutmuş, öğretileri hakkında en ufak bir bilgisi olmayan, Hz. Muhammed' in sünnetini kavrayamamış ve en basiti dini kimliği bir yana koyalım, saygı ve hoşgörüden nasibini almamış insanlardır, nazarımda. Gazeteler de hemen hergün haberler okuyoruz. Erzurum' da sigara içen bayan tartaklandı, belediye otobüsün de şort giymiş kızın ağzı burnu dağıtıldı vb. Aslında herkes buna benzer şeyleri çevresinde görüyor günlük yaşam içerisinde. 

İnsanlar neden bu hale geliyorlar onun tespitine girecek olursak, herşeyin başının eğitim olduğunu görmekte çok zor değil. Maşallah ülkem tarikatler, tekke ve zaviyeler diyarı haline geldiğinden, bu tarz saçmalıkları yapan adamların genelde tarikat toplantılarında neler yaptıklarını bir göz önüne getirmeye çalışalım. Biz bu ülkede koca koca sakallı adamların şeyhlerinin testislerine şapur şupur öpücükler kondurduklarını, üfürükçü hocaların bulundukları lokasyonlarda cinsel açlığa bir merhem olmak için geleni gideni föktüğünü, tarikatlerde ki oğlancılığı, hatta geçenlerde vardı bir haber, kendine şeyh diyen bir adamın evine gelen kadın, erkek herkesi dürttüğünü gördük. Şimdi bu sahte şeyhlere bir yere kadar kızabiliyoruz tabi ki. Yav arkadaş sen adama kendi ayaklarınla gidiyosun kendi kendini öptürüyosun ve sonra da bundan şikayet ediyosun. Senelerdir bu haberler yapılır, hiçmi televizyon izlemez, hiç mi muhasebe etmezsin. Bir büyünün sondajla çıkarıldığı nerede görülmüş. O yüzden bu şekilde kandırılan ve sevişilen halka karşı en ufak bir üzülme eğilimi içerisinde değilim. Şimdi asıl konuya dönecek olursak, her yerinden kokuşmuş, herkesin kendine göre bir müslümanlık yarattığı bu ülkede eğer devlette el altından dini dayatmalara giriyorsa, sazı eline alan cezayı sokakta kesmeye başlar. Dergahta ki dürterek, sokakta ki döverek, tepede ki aba altından sopa göstererek. Burada en suçsuz olan ve tartaklanan halk ise ne yapacağını şaşırmış bir vaziyette kolluk kuvvetlerinden yardım ister ama, bizim ülkemizde gereksiz bir arabuluculuk zihniyeti olduğu için polis bile " yav yenge tamam olmuş bişey, sende hem giymişsin kısacık eteği, hem de elinde sigara, gel sen vazgeç bu sevdadan şikayetçi olsan da bişey çıkmaz, ha bi de Ramazan' da biraz daha usturuplu giyin" der ve mağdureyi gönderir. Aslında polis haklıdır. Bu ülkede seçimlerini özgürce yaşayamazsın, bu ülkede Ramazan' da oruç tutmama gibi bir hakkın olamaz, bu ülkede ne giyeceğini mevsime göre değil, toplumun dayatmalarına göre belirlemek zorundasındır, yoksa dayağı yersin. 

Sözde dini bilgi veren tekke tarzı kokuşmuş yerler de oğlancılığı ve cinsel istismarı öğrenen agalar, sokakta hoş bir bayan gördüklerinde, o ve onun gibi bir bayanı hayatı boyunca elde edemeyecek olmanın kompleksini bile dine bağlayıp kendi öküzlüğünün cezasını ona kesmeye kalkar. Hızlanan ve artan bir eğilim vardır toplumda çünkü, devlet buna çanak tutmaktadır. 

Hülasa tartaklanan o bayanların yaşadıkları psikolojik travma ile bir daha şort ya da mini etek giyebileceklerini sanmıyorum. Zaten mahalle baskısı denen şeyde bu işte zaman zaman bakışlarla, zaman zaman sopayla. Lafım o bayanlara, bu insana benzeyenlerle mücadele edebilmek için bence şortlarınızın, eteklerinizin boylarını daha da kısaltın, direnç gösterin, bu ülkede, bu adamları haklı duruma getirmeyin. Şems' in bir sözü vardır. " Sen yanmasan, ben yanmasam, nasıl çıkar karanlık aydınlığa " der. Eğer özgür bir ülkede yaşamak istiyorsak pes etmemenizi öneririm, savaşmanızı öneririm. 

Geçenler de tv de izlediğim bir ilahiyatçı " ateistin, özgürce ben Allah' a inanmıyorum arkadaş diyemediği bir ülkede, önce müslümanların, müslümanlığından şüphe etmek gerekir" demesi beni son derece mutlu etti. Vay be dedim bu ülkede aklı selim ilahiyatçılarda mevcut. Müslümanlığın bu kadar hızlı bir şekilde bütün kıtalara yayılmasının en büyük sebebi hoşgörü unsurlarının üst düzeyde olmasıydı, bir de şimdi geldiğimiz yere bakın. 

İsteğim o ki, her müslüman dilediği gibi ibadetini yerine getirsin, her başı kapalı insan okuluna, üniversitesine gidebilsin, her hristiyan, her musevi dilediği gibi dini vecibelerini yerine getirebilsin, devlet elini din üzerinden çeksin bunu kurumlarına ve vicdanlara bıraksın. Din M.E.B kontrolu altında eğitim veren kurumlar tarafından öğretilsin, tarikatler temizlensin. Özgür ve hür iradenin egemen olduğu bir toplum içerisinde kardeşçe yaşayalım. 

Kalın sağlıcakla. 

Birkan Altunyollar 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 36
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1056
Kayıt tarihi
: 12.01.11
 
 

Okur - yazar, dört işleme hakim, büyük - küçük tüm ünlülerle uyumlu ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster