Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Aralık '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1782
 

Yeşil sahaların Şeytan'ı Rıdvan Dilmen'in 1987'de GS'ın kapısından döndüğünü biliyor musunuz?

Yeşil sahaların Şeytan'ı Rıdvan Dilmen'in 1987'de GS'ın kapısından döndüğünü biliyor musunuz?
 

Rıdvan tam GS'a transfer olacakken, hatta bu uğurda GS'a hatır şikesi bile yaptığı ileri sürülürken, herkesi şaşırtıp FB'li olmuştu


Şike davası Türkiye gündeminin başköşesini işgale devam ediyor

Türkiye, futbolda şike olayını tartıştığı kadar diğer hiçbir meselesini tartışmamıştır dersem, inanın bana abartmış sayılmam. Başta Aziz Yıldırım olmak üzere, kimi mensuplarının tutuklu yargılanmakta oluşuna büyük tepki gösteren FB camiasının buna karşı sergilediği dayanışması, söz konusu tartışmalı sürece damgasını vuran olayların başında gelmektedir.

Efsanevi futbolcu ve başarılı futbol yorumcusu Rıdvan Dilmen, nam-ı diğer Şeytan, son zamanlarda şike davasına ve FB’nin bundaki rolüne dair yaptığı açıklamalarla ilgi odağı oldu. Aziz Yıldırım ve arkadaşlarının tutuklu yargılanması ve akabinde de ağır bir biçimde cezalandırılması gerektiğini savunan bazı çevrelerin, aldığı bu son pozisyon yüzünden Rıdvan Dilmen’i, Ergenekon Örgütüne dahil olmakla itham etmesi, söz konusu sürecin enteresan bir motifi olarak hafızalardaki yerini almıştır.

Rıdvan Dilmen’i, bir GS’lı olarak, hem geçmişteki oyunculuğu ve hem de günümüzdeki yorumculuğu bakımından beğenen ve takdir eden birisiyim. Bir diğer deyişle, onu ciddiye alırım ve tavırlarına da değer veririm. Öte taraftan, Dilmen’in başrolünde olduğu ve neredeyse 25 yıl önce cereyan etmiş bir olayı mercek altına almanın, 3 Temmuz 2011’den bu yana yaşadıklarımızı doğru anlamlandırmamıza katkı sağlayacağını umuyorum.

Rıdvan’ın GS’a transfer olmaktan son anda vazgeçmişti

18 Nisan 1987 günü İnönü Stadında oynanan ve Sarıyer’in Galatasaray’ı konuk etiği maç, Rıdvan’ın futbol kariyerindeki en sıkıntılı olaylardan birisi olsa gerektir. 1986 – 87 sezonunun 29. haftasında oynayan bu maçta GS, sahaya kesin galibiyet parolasıyla çıkmıştı. Öyle böyle değil, tamı tamına 14 sezondur şampiyonluk ipini göğüsleyemeyen sarı kırmızılı ekip, şampiyonluğa adeta susamıştı ve o sezon nefes nefese bir mücadele verdiği BJK’ı yakalaması için de, Sarıyer karşısında 2 puan alması zorunluydu. Maçın 2. yarısında GS 2 – 1 öndeyken, Smoviç’le karşı karşıya kaldığı bir pozisyonda, mutlak gol pozisyonunu kullanmayarak orta yapmayı tercih etmesi, o sırada sarı kırmızılı ekibe transferi konuşulan yeşil sahaların Şeytan’ının şike ile suçlanmasına yol açmıştı.

Rıdvan Dilmen’in GS’la o sıralarda yaptığı flört bayağı ciddiydi. Öyle ki, Şeytan, sarı kırmızılı forma ile fotoğraflar çektirmiş ve spor muhabiri Fehmi Özgüler’e verdiği röportajda ‘bir yıl önce sıradan bir insandım. Sarıyer bana hem babalık hem analık yaptı. Bana kişilik kazandırdılar. Başkan Erdal Aksoy’un yaptıklarını inkâr edemem. Başkan Erdal Aksoy izin verdiği takdirde gelecek yıl GS’da oynamak istiyorum. Sarıyerve Galatasaray’ın dışında hiçbir formayı giymem” ifadelerini kullanmıştı. GS’lı camiaya katılmak için bu denli iştahlı bir görünüm sergileyen Rıdvan Dilmen, hemen akabinde, başta sarı kırmızılı camia olmak üzere, bütün Türkiye kamuoyuna şaşırtıcı bir ‘çalım atmış’ ve FB’ye transfer olmuştu.

Galatasaray’a transfer olmadı, ama şike töhmetinden de kurtulamadı

GS’a 2 – 1 yenildikleri maçta, Sarıyerli taraftarlarca yuhalanan Rıdvan, aleyhteki ağır tezahüratın zirve yaptığı dakikalarda bunalarak antrenörüne ‘beni oyundan çıkar’ sinyalleri göndermişti. Bu arada, gelecek sezon onun renklerine bağlanacağından çok emin olan GS seyircileri ise, Rıdvan’a karşı maç öncesi, maç sırası ve maç sonrasında büyük sevgi gösterilerinde bulunmuştu. Rıdvan’ın FB’ye transferi bahse konu maçın şaibeli durumunu ortadan kaldırmamış ve onun ilgili maçtaki performansı yüzünden Federasyonca ifadesinin alınmasına yol açmıştı.

Türkiye liglerinde şike 50 yıldır yapılıyor

GS’ı, Sarıyer’i ve Rıdvan’ı içine alan bu 25 yıllık şike söylentisi ne yazık ki tekil, münferit bir vak’a olmaktan çok uzaktır. Futbolla ilgili hemen herkes, aktardığıma benzeyen ve hatta bundan çok daha vahim olan sayısız teşvik ve şike hikâyesini onlarca yıldan beri çeşitli mecralarda ve ortamlarda anlatıp durmaktadır. Bu yüzden de, ülkemizde şikenin çok yaygın olduğunu ve neredeyse 50 yıldan beri sistematik bir şekilde ve aleni olarak yapıldığını söylemek hakikatle mutabık bir iddiayı dillendirmek olacaktır. 3 Temmuz’da Aziz Yıldırım ve diğerlerinin gözaltına alınmasıyla başlayan süreci bu tarihsel perspektif içerisinde değerlendirmek bu bakımdan daha hakkaniyetli ve vicdanlı bir yaklaşım olacaktır. Evet, Türkiye’nin bütün liglerinde, onlarca yıldır şike yapılmaktadır. Evet, hem şampiyonluğa ve hem de küme düşmemeye kilitlenen takımlar şikeyi yoğun bir biçimde kullanmışlardır. Evet, sadece FB değil, başta GS ve BJK olmak üzere irili ufaklı, önemli önemsiz diğer bütün takımlar da şike yapmışlardır. FB’nin halen dava süreci devam etmekte olan şike olaylarının merkezinde gibi gözükmesi, Nisan 2011’de çıkan yasa kapsamında yapılan teknik takibe yakalanmış olmasından kaynaklanmaktadır. Bu yasayı geçmişe doğru işletmek mümkün olsaydı, bu sefer de GS, Trabzonspor ve BJK’ın merkezi aktörü olduğu şike davaları açmak mümkün olurdu bana kalırsa.

Bir GS’lı bu süreçte nasıl davranmalıdır?

İnancım odur ki, GS’lılar, bu şike davası üzerinden FB’yi yıpratmaya çalışmamalılar. Hele de, FB’nin küme düşürülmesini istemek, gerçek GS’lıların hiç ama hiç tenezzül etmemeleri gereken bir tavır olmalıdır. Şurası yadsınamayacak bir hakikattir: vicdanlı, insaflı ve onurlu bir GS’lı, FB’yi yenmeden kazanılmış bir şampiyonluğu içine sindiremeyen taraftar demektir. Bu yüzden de, FB her ne yapmış olursa olsun, liglerin tarihsel gelişim seyri içinde bunlar daha önceleri defalarca tekrarlanmış olduğundan, bu seferliğe mahsus olmak kaydıyla, küme düşme dışındaki diğer müeyyidelere maruz bırakılmalıdır. Aksi takdirde, bu dava, futbolu temizlemek adına, FB’yi ve Aziz Yıldırım’ı çarmıha germek operasyonuna dönüşmek tehlikesini ve istidadını taşımaktadır. Böylesi bir sonucu, makul hiçbir futbolseverin arzulamayacağına inanmak isterim doğrusu.

Şeytan Rıdvan’a ve FB'ye empatiyle ve iyi niyetle yaklaşmak lâzım

1987’de GS’a transfer olacakken, üstelik de bu uğurda hatır şikesi yaptığı iddialarının ayyuka yükselmesine yol açacak davranışlar sergilemişken, bilemediğimiz dinamiklerin devreye girmesiyle aniden sarı lacivertli renklere bağlanan Rıdvan, ismi, bu geçen zaman zarfında artık FB ile özdeşleşmiş olan marka bir kişi, adeta yaşayan bir efsanedir. Yaklaşık 25 yıldır kimliği ve benliği bu camiayla etle tırnak gibi olan Şeytan’ın, Aziz Yıldırım’ı ve FB’yi her hal ve şartta savunmasını yadırgamayı yadırgayanlardanım. Futbola gönül vermiş dürüst ve samimi herkesin, Rıdvan’ı ve FB’yi, çeşitli hesaplar, plânlar ve nedenler yüzünden, ‘Ergenekon’cu, şikeci’ diye yıpratmak yerine, ‘ülkemizdeki futbolu nasıl hem olabildiğince dürüst ve hem de en üst seviyeden oynanan bir oyun haline getirebiliriz?’e kafa yorması, içinde bulunduğumuz buhrandan çıkmamızı sağlayacak olan doğru devam yolu gibi gözükmektedir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 296
Toplam yorum
: 148
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 1539
Kayıt tarihi
: 29.08.11
 
 

1958 Fatih / İstanbul doğumlu. Etiler Lisesi ve İTÜ Maden Fakültesi Petrol Mühendisliği Bölümü me..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster