Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Temmuz '18

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
191
 

Yeşil

Yeşil
 

Yeşil Camii


1402’de Ankara meydan savaşında Timur’un Osmanlı ordusunu kesin şekilde yenmesi bütün Türk tarihi çapında bir felâket oldu.   Türkiye; sultanını, seçkin birliklerini, hazinesini,  arşivini, Anadolu birliğini, Rumeli topraklarının bir kısmını kaybetti. Yıldırım Bayezid’in oğulları arasındaki taht kavgaları iktidar mücadelesi olarak yıllarca sürdü. Timur istilası, Karamanoğlu, Aydınoğlu ve diğer beyliklerin isyanları, Şeyh Bedrettin gailesi ile şehirler yakılıp yıkıldı; vatanda dirlik kalmadı. Fetret (kargaşa) diye adlandırılan bu dönemin sonunda 1413’de Osmanlı tahtına Çelebi Sultan Mehmet çıktı; isyanlar bastırıldı. İnsanların ne yapacaklarını bilemediği, inanç, umut, güven ve iktisadi zenginliği kaybettikleri bir süreçten sonra düzen yeniden tesis edildi;   devlet âdeta ikinci defa kuruldu.

 Çelebi Sultan Mehmet, devletinin yeniden ayakta olduğunu göstermek için büyük imar hamlesine girişti. Bunların başında 1419 tarihinde yapılan cami, türbe, medrese, imaret, han ve hamamdan oluşan Bursa Yeşil Külliyesi gelir.

Yeşil Camii yapıldığı tarihten itibaren yerli ve yabancıların dikkatini çeken,  beğenisini kazanan muhteşem bir eserdir.

Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Yeşil cami’i ve ana kapısını coşkuyla metheder, böyle bir camiin benzerinin Bursa’da ve başka memleketlerde olmadığını yazar.  Ona göre: “Yeşil Camii olarak isim almış olmasının nedeni ise, kubbelerinin ve minaresinin yeşil çini ile kaplanmış olmasıdır. Bu yeşil çinilere güneşin ışıkları vurduğu zaman zümrüt gibi parlar…”

                                               xxx

  Nobel ödüllü Fransız yazar Andre Gide bu caminin büyüleyici atmosferinden etkilenip “Zekânın kemal halinde sıhhati ”der. Alberto Manguel aynı büyünün etkisiyle “ Belki de Türkiye’de gördüğüm en güzel cami” diyerek ilginç bir benzetmeye başvurur: “ İnsana tam olarak gerçekmiş gibi gelmeyen, sanki Oz’un Zümrüt şehrindeki bir saraymış hissi veren bir tarafı var.” diye ekler.

Ahmet Haşim caminin içinde gördüğünün adını şöyle koyar: “Diğer bir gün Yeşil Camii’ye gittim. Duvarları kaplayan yeşil çiniler bu mabedin içine esrarengiz bir denizaltı aydınlığı veriyordu.”

Falih Rıfkı Atay ise Yeşil Türbe’de şunları hisseder: “ Ve sanılır ki Yeşil Türbe, rengini, eski Bursa baharlarının ılık sabahlardaki en taze yeşillerinin özünden emmiştir. Mezarlığı bir bahçe gibi ferahtı. Yeşil Türbe’nin içinde çıplak yeşil sandukaların başına oturduğum vakit beni karanlık bir murakabe değil, bahar günü, gölgeli bir kır çeşmesinin ceddi üstündeki hayalleşme sardı.”

 Modern edebiyatımızda  “Bursa’da Zaman” şiiri ve “ Beş Şehir” isimli meşhur eseri ile coğrafyamızın 5 önemli şehri arasında Bursa’yı tarih ve kültürle en iyi anlatan Ahmet Hamdi Tanpınar Yeşil’i şöyle dile getirir:”  Türkçede ş ve l harfleri daima en güzel terkipler yapar. Yeşil dediğimiz zaman, âdeta bir çimen tazeliğini, bir palet üzerinde ezilmiş bir renk gibi, günün ve saatin bir bahar müjdesiyle toplanmış buluruz. Bu kelimenin ilk cedlerle beraber Orta Asya yaylalarının baharından geldiği o kadar belli ki… Fakat Bursa’da yeşilin mânâsı çok başkadır; o ebediyetin rahmanî yüzü, bir mükâfata çok benzeyen bir sükûnun bir fâni saate sinmiş mânâsıdır. Yeşil türbe, Yeşil Camii der demez, ölüm muhayyelimizdeki çehresini değiştirir, ‘ben hayatın susan değişmeyen kardeşiyim. Vazifesini hakkile yapan fâninin alnına bir sükûn ve sükûnet çelengi gibi uzanırım…”

                                                xxx

 Bugün ülkemizde estetikten yoksun, birbirine benzeyen plana sahip, zevksizlik örneği camiler yapılırken Ortaçağ Türkiye’sinde Yeşil camiinin değişik planını kim çizdi? Bu eserin yapımı için gerekli maddi güç ve üstün sanatçı kadrosu nasıl ve nereden bulundu? Muhteşem mermer, taş işçiliğini, günümüzde kalitesine, sır tekniğine ulaşılamayan çinileri, birbirinden güzel hatları, mihrap ve kubbeleri, pencereleri, ahşap işçiliğini, renk uyumunu hangi ustalar yaptı? Türk mimarisi bu detaylardan meydana gelen bir şaheseri öyle bir dönemde nasıl ortaya çıkardı?

Yeşil Külliyesi’ni Çelebi Sultan Mehmed’in hangi mimar ve ustalara yaptırdığını biliyoruz. Caminin mimarı, planları çizen Hacı İvaz Paşa ve yardımcısı mimar Timurtaş’tır. Süsleme ustası (nakkaş) Ali Paşa, Çini ustası Mecnun Mehmet, ahşap oyma ustası Hacı Ali ve kiremitçi pir Mehmet Çelebi’dir.

 Mimarlık tarihçimiz Ekrem Hakkı Ayverdi “Osmanlı Mi’marisinde Çelebi ve II. Sultan Murad Devri” adlı eserinde Yeşil Camii hakkında şu değerlendirmeyi yapar:“ Bu yeşil cami’i ise, milletçe geçirilen o müdhiş fetret devri sonunda, o devrin işkencesini çocuk yaşında çekmiş, istikrar ve istklâli kurtarıb kurmuş olan, Çelebi Sultan Mehmed’in kendi nefsine karşı bir teselli mükâfatı, milletine verdiği müsekkin ilâcıdır; bu böyle telâkkıy edilmelidir. Nitekim mihrabın sol sütunçesinin yüksüğünde  “  Sa’di’nin Gülistan’ından alınmış bir beyit yazılıdır.” ‘Pendaşt sitemgerin sitembâmenkert/ Dergerdeni ordumen duberment buğ-zeşt’ yâni: “Sitem eden, zulmeden bu zulmü bana yaptı sandı, oysa ki bana yapılan zulüm geldi geçti. Ama vebali onun boynuna kaldı.”

Burada hatırlatılan Timur’un zulmüdür. Gelip, geçmiştir. Ama Yeşil’in hünerli, bilgili sanatçıları bunu unutmamıştır.

                                                 xxx

 Yeşil,  sanatla dirilişin müjdesi ve yenilgiden yenilenmeye geçiştir.  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 100
Toplam yorum
: 45
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1880
Kayıt tarihi
: 28.01.12
 
 

1945 Bayburt'ta doğdu. Yüksek öğreniminden sonra çeşitli liselerde öğretmen ve yönetici olarak ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster