Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ekim '06

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
564
 

Yeşilçam in Hollywood out

Yeşilçam in Hollywood out
 

Dikkat ettiniz mi bilmiyorum ama son yıllarda Hollywood kan kaybetmeye başladı. Artık insanlar alışılagelmiş “Kahraman Amerikalı” filmlerinden çok adam gibi film izlemek istiyorlar.

Star Wars (Yıldız Savaşları) gibi klasikler de olmasa Amerikan sinema sektörü rahat nefes alamayacak. Son birkaç yıldır İtalyan, Fransız ve özellikle yeni dönem Türk filmleri geç de olsa beklenen ilgiyi görmeye başladı. Dev bütçeli olmasa da en azından “konulu” diyebileceğimiz filmler bunlar. Amerikan sineması yıllarca Rocky, Rambo, Terminator gibi “tek kişilik ordu” filmlerini yutturdu bize. Yani beş bölümlük bir boks filmini üst üste ve her seferinde aynı zevkle nasıl izler insan ya? Maalesef izledik. Diğer tarafta aynı adam yine beş bölümlük bir seriye imza atıyor ve saçları salmış Rambo haliyle çıkıyor karşımıza.

Aslında Rambo Hollywood’un yükselişinde önemli rol oynayan bir filmdir. Evet, ilk defa 1.50’lik bir adam dünyayı kurtarmaya gitmiştir ama asıl önemli nokta adamın “Amerikalı” oluşudur. İşte bu filmden sonra bütün Hollywood filmlerinde konu aynıdır: Dünyayı kurtaran Amerikalı. Mesela Bruce Willis’in Die Hard (Zor Ölüm) filminde adam gerçekten de ölmek bilmedi. Bacağından vururlar, kolundan, sırtından, adamın vurulacak yeri kalmadı artık ama nafile. Vurmayın artık belli yani adam ölmeyecek. Bir de kurşun yedikten sonra abi şöyle bir yaslanır “sigaran var mı dostum?”. Beleşçi Bruce! Kurşun sonrası sigara iyi mi geliyor artık nedir? Abi delik deşik olmuş üstüne tüttürüyor.

Uzun süre Bruce Willis, Mel Gibson gibi ölmeyen karakterleri bıkmadan, usanmadan izledik. Bir süre sonra onlar da bunalmış olacak ki bu sefer savaş filmleri çekmeye başladılar. Sanki herkes anlaşmış gibi biranda Amerikan Ordusu ile ilgili filmler başladı. E tabi artık yaş geçiyor, öyle tek başına ordularla savaşmak da ayıp olur “Bana birkaç adam verin, başka bir ülkeyi kurtarayım. Sonra adamlar ölür ben yine filmin sonunda tek kalır bi cigara yakarım. Zaten beni kucaklarlar falan yeter işte” der Bruce ve çekerler filmi. Bu gibi filmlerde nedense hangi ülkeye gidilirse gidilsin oranın yerlileri Amerikalılara hayrandır. Herkes Amerikalı görünce bi ayılır bayılır, bir şenlik bir kutlama... Herkes bayılıyor çünkü Amerikalılar sevgi dolu, akıllı ve sevecen insanlar. Uzaya giderler uzaylılarla dost olurlar (uzaylı zaten İngilizce konuşuyordur!), Afrika’ya giderler yıllardır kimseyi kabul etmeyen kabileler onları arasına alır, orda da bir muhabbet bir ikram... Sanki yıllar önce atom bombasını biz attık. “Bir Amerikalı gelse de boynuna atlasak” diye bekliyormuş demek herkes.

Bu yabancı ülkelerdeki insanların diğer bir özelliği ise inanılmaz güzel İngilizce konuşmalarıdır. Elbette ki herkes kötü İngilizce konuşmak zorunda değil ama Japonya’nın köyünden adam çıkıp İngilizce’yi patlatınca kısa süreli bir şok geçiriyorsunuz. Yani acaba bizde mi eğitim kötü adamlarda mı çok iyi gibi bir yanılgı oluşuyor. “Hazır Amerikalı da buradayken İngilizcemizi geliştirelim” de diyebilirler, çünkü Amerikan filmlerinden izlediğimiz kadarıyla Japon köylerinde İngilizce çok hakim. Elin Japon’u filmlerde su gibi İngilizce konuşur ama bir kere olsun bir Amerikalının yabancı bir ülkede oranın diliyle konuştuğunu göremezsiniz. “İngilizce bilen var mı?” diye bağırır kahramanımız, nasılsa biri çıkacak ya, sonra bulur birini rahat rahat anlatır derdini. Bir de kimse İngilizce bilmiyorsa bir ayıplar, yerin dibine batırır, sonra da “lanet olsun” der vurur kapıyı.

Biz de artık ne kadar Amerikan filmi izlediysek herkesin suratında aynı ifade oluşuyor “Nasıl ya? Şimdi koskoca Hindistan’daki çoban İngilizce bilmiyor mu?”. Çok şükür artık bu devirleri de atlattık. Şimdi AB’den müzakere için de tarih aldık ya tutmayın Türk Sinemasını. Ben bu konuda çok iyimserim. Ayrıca yurtdışında yetişmiş ve Türkiye’yi tanıtmaya can atan Fatih Akın gibi yönetmenler oldukça yeni dönem Türk Filmleri’nin tabiri caizse Avrupa sinema anlayışına “cuk” diye oturacağını düşünüyorum. Ne dersiniz?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 128
Toplam yorum
: 364
Toplam mesaj
: 134
Ort. okunma sayısı
: 1970
Kayıt tarihi
: 03.10.06
 
 

Gözlerini kapat ve düşün: bir cümle kaç kişide farklı etki yaratır? Birbirimizi anlamanın gittikçe z..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster