Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ekim '18

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
21
 

Yetersizlik... Dipsiz Bir Kuyu!

Yetersizlik... Dipsiz Bir Kuyu!
 

Yetersizlik dipsiz bir kuyu. Öyle bir kuyu ki sonu yok, çakılıp ölemiyorsun bile. Düş babam düş. Aslında bunun dipsiz kuyu olduğunu farkettiğin an çakılıyorsun. Çakıldığın an gözlerin açılıyor, yoksa o karanlık, sonu gelmeyen soğuk yerde hayat geçiyor. Allahtan çakılmak gibi güzel birşey var, yoksa n'apardık?

Bir şekilde kendinle ilgili ben yetersizim, beceriksizim gibi bir algı geliştirmişsin ve onu gerçek kabul edip hayatını da bu gerçek üzerine kurmuşsun. Sonra gelsin “hayat çok acımasız” gitsin “para kim, ben kim” hikayeleri. Gerçek sandığın bir şeye inandığın an ayvayı yiyorsun. Koca hayat yetersizliğini kendine ispat etmenle geçiyor. Herkesin hikayesi kendine özel oluyor tabi, kimi dünya kadar şey üretiyor ama yine de olmuyor, yetmiyor. Kimi hiçbirşeye elini sürmüyor, yetersizliğini kendi dahil kimse görmesin diye.

Bir de tek bir gerçeğin o kadar çok yan ürünü var ki, bereketli maşallah. İnandığın gerçek seni o kadar çok şeyden mahrum bırakıyor ki gel de inanma yetersiz olduğuna! Ne de olsa yetersizsin, hayat sana ne versin, hak etmiyorsun ki. Para mı versin, bereket mi versin, kendini ifade etmeni mi sağlasın, birşeyler üretmene destek mi olsun. Şimdilerde boya makinaları var ya hani, istediğin renkleri seçip düğmeye basıyorsun, o da sana istediğin karışımı hazırlıyor. E renk hayalindeki gibi çıkmayınca makina mı sorun yoksa senin inanarak yaptığın karışım mı? Bizimkisi de aynı hesap. Sen neye inanırsan o.

Yetersizliğimize inanmayı başardık sonuçta, bunun üzerine bir hayat da kurduk. Şimdi bunu nasıl tersine çevireceğiz, kendimizi yeterli olduğumuza inandırarak mı? Bence inanmak başlı başına bir sorun. En başında yetersizliğe inanıp çırpındık, şimdi yeterliyim inancına yapışıp bunu ispat etmek için başka arayışlara mı gireceğiz?

İnanmayacağız.

Olumlu yada olumsuz birşeye inanmak onun için çaba harcamaya götürüyor insanı. İspat etmeye itiyor. Oysa ki gerçeği farketmek, tüm açılarıyla görebilmek insanı o durumun esaretinden otomatik olarak özgür bırakıyor. Sen özgür olunca zaten sendeki mevcut potansiyel baraj kapağı açılmışçasına dışarı fışkırıyor, ama yeterli olduğuna inandığın için değil, suyun akışını engellemediğin için.

Kendimize olumluya inan, olumsuza inanma oyunu oynamayalım. Oyun olduktan sonra içinde öyle ya da böyle kandırmaca var, en iyisi biz gerçeklik neyse ona çevirelim başımızı. 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 14
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 40
Kayıt tarihi
: 23.12.13
 
 

Kendi küçük hayat hikayemin içindeki daha da küçük hikayelerden çıkan anafikirlerden, daha büyük ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster