Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Mayıs '15

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1106
 

Yetkin insan özgürlüğe mahkumdur...

Yetkin insan özgürlüğe mahkumdur...
 

Yaşamın pratiğinde her zaman şu önemli [ve o ölçüde basit] sözün doğruluğunu sınadım/durdum:

– İnsanlar sizin söylediklerinizden çok, nasıl ve nice bir insan olduğunuza bakarlar… İnandırıcılık, sözden çok o sözü eden kişinin değerinden süzülür.

İnsan başkalarını fark edip, önemsediği anda, kendisini merkez olmaktan kurtarır.

Böylece, bilinçle yaşama ülküsü, tek bir birey olarak yaşamaktan kendisini kurtarıp, ötekilerle birleşmeyi, onların sorumluluğunu yüklenmeyi getirir. Bu aydınca tavır, yetkin bireyi, özgür seçimlerinin doğrultusunda bilinçli bir “kişi” yaratma sonucuna ulaştırır…

En yüce bireysel değer, özgürlüktür; bağımsızlıktır…

Ancak özgürlüğün en derin biçimi, sorumluluk duygusunu yaratır!

Bu tepe noktası çok önemlidir.

Sorumluluk duygusu ise, bireyin dışındaki öteki insanların sorunlarını yüklenmek ve o sorunların çözümü yönünde mücadele bilincini getirir.

Dostoyevski’nin deyişi ile, “Her insan, herkes karşısında, her şeyden sorumludur”.

Bu söz, sadece şık bir deyiş değildir…

Bu sözün kaynağındaki özgürlük ateşi ile ısınıp, o ateşte pişen sorumluluk duygusunu yaşamınıza geçirmediniz mi, sadece okur-yazar bir “aydın” olur, gidersiniz… Ama değerlerinizi, ilişkilerinizi, siyasi bağlanımlarınızı ve de en önemlisi, hayatınızın pratiğini, bu nitelikteki bir dünya görüşünün denetiminde [özgürce] yaşıyorsanız, evet gerçek, hakiki ve sahici bir aydınsınız demektir…

Mesele, hem tamamen özgürlükçü ve bağımsız bir konumda ayağını yere basıp, hem de sıkı bağlanımları gerektiren pek çok politik tavrı, sosyal sorunu ve yükümlülükleri, tereddüde ya da çelişkilere düşmeksizin sergileyebilmektedir: Yaşayabilmektedir!

İşte o zaman belki de “çağın kolektif vicdanı” içinde [yine özgürce] soluk alabilirsiniz.

Her şey seçimlerinizin ne kadar/ kaç okka ve gerçekten özgür olduğu ile ilgili ve bağlantılıdır.

Seçimleriniz kişisel çıkarlarınızın egemenliğinden kendisini kurtaramıyorsa ya da tutku-hırs-açgözlülük-korkaklık-pısırıklık ve benzeri illetler seçimlerinizde başrolü oynuyorsa… Yandı gülüm keten helva!

Jean Paul Sartre şöyle yazıyor:

– İnsan özgürlüğe mahkûmdur. İnsan özgür seçimleriyle kendisini tanımlar ve yaratır. Buna göre, insan, kendisini yoktan var etmez, fakat bir dizi seçim ve karar aracılığıyla, varoluşunu belli bir öze dönüştürür, yani kendi özünü oluşturur.

Tek mutlak değer özgürlük olsa bile, sorumluluğa bağlanan bu özgürlük, katı bir ahlakı gerektirir. Onun gözünde doğru eylem, sorumluluğu özgürce yüklenilmiş olan eylemdir. Bununla birlikte, genel geçer ve mutlak bir doğruluğun da olmadığı unutulmamalıdır. Her çağ kendi doğrusunu yaratırken, ahlaklılık da her çağda “kendi doğrusunu kuran” insanın özgür eyleminde ortaya çıkar.

Özgürlük, Anayasa’da tarif edildiğinden çok daha yüksek, çok daha derin anlamlarla yüklüdür. Ancak, sözünü ettiğimiz tarifin bile ortadan kaldırıldığı bir ortamda, onun daha ötesindeki bir özgürlüğe öykünmek ilk bakışta doğru bir seçim olarak görülmeyebilir. Ama tam tersi:

İşte sorumluluk duygusu bu noktada ortaya çıkar ve bizi, bu “ortadan kaldırma” despotluğu karşısında birleştirir ve kenetler.

 

farukhaksal.didim@gmail.com

www.soruyusormak.com

 

 

Filiz Alev bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 911
Toplam yorum
: 360
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 461
Kayıt tarihi
: 30.01.09
 
 

1942 yılının Şubat ayında Bursa'da (Mehmet Kemalettin'den olma, Emine İffet'ten doğma olarak) dün..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster