Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Aralık '08

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
1010
 

Yetmiş sekiz yıl önceydi

Evet, tam tamına yetmiş sekiz yıl önce bugündü. 23 Aralık 1930 günü. İzmir’in Menemen ilçesinde vahşiler, gencecik bir öğretmeni, Türk silahlı kuvvetlerinin bir asteğmeni’ni öldürdüler. Öldürmenin biçimi bari insanca olsaydı..

Kafasını bağ bıçağıyla keserek gövdesinden ayırdılar.

Ben burada herkesçe bilinen olayın ayrıntılarını yineleyecek değilim. Ancak bu olayı bugün kendilerince yorumlamaya kalkışan bir takım yaratıklar var ki, onların içinde bulundukları aymazlığı dile getirmeye çalışacağım ve buradan şu sonuca ulaşacağım:

<ı>“Kimi uyurgezerler, hangi konuda olursa olsun bağıra çağıra gelen tehlikeyi önceden görme niteliği taşımayacak kadar duyarsız kalmanın cezasını çekmeye başladıklarında uyanmakta pek geç kaldıklarını da anlayacaklar. Ama ne çare..”

Bakınız geniş bir kesim diyor ki: <ı>“Menemen olayı düzmecedir.”

Bir an için <ı>“Öyledir, ” diyelim. Ancak, bu olayda bir tek ayrıntı var ki, insanın kanını dondurmaya yeter. Meczup adam, Kubilay’ın başını gövdesinden ayırınca bu başı elinde taşıdığı sözde sancağın tepesine takmaya çalışıyor. Baş orada durmuyor.

Çevreye sesleniyor: <ı>“Birisi ip bulup getirsin, çabuk..”

İşte benim söylemek istediğim burada başlıyor. Kalabalık arasından bir kişi koşup gidiyor ve bir ip getriyor. Yedeksubay öğretmen Kubilay’ın başı direğin tepesine bağlanıyor. Şimdi bana kim söyleyebilir, bu geri zekalı manyağı ip getirmeye kim zorladı? Düzmece dedikleri bu olayda rol almaya kim inandırdı?

Menemen olayının bütün ayrıntıları mahkemece belirlenmiştir. Yargılama sırasında herkesin attığı her adım irdelenmiştir. Bir başka çiğersiz diyor ki, <ı>“Menemen olayında asılanlardan biri Yahudi idi. O da mı şeriatçıydı?”

Mahkeme kayıtlarını görmeden, olaya tanık olmuş hiç kimseyi dinlemeden oturduğunuz yerden ahkam keserseniz, kendi kendinizi kandırırsınız. Bir de kendiniz gibi kafasızları. O Yahudi niye idam edilmiştir?. Sabahleyin kasaba içinde çalkantıyı işitince yatak odasının pancurlarını açmış, <ı>“Ne oluyor yahu?” diye seslenmiştir.

Mişel Efendi’ye durum anlatılınca, o bir yurttaşa yakışan tavrı takınmamış, bu olayı askeri birliğe duyurmak, hükümete haber vermek gibi bir tavır içine girmemiştir. En azından <ı>“Allah kahretsin, böyle manyaklık yapılır mı?” dememşitir. İşte bu yolla bu canavarlığa karı suskun kaldığı için suçlu bulunmuştur.

Türkiye Cumhuriyetinin bir öğretmeni, bir subayı koyun kesilir gibi boğazlanırken Yahudi olduğunuz için size yatıp uyumak hakkı doğmaz. Bu Cumhuriyeti el birliğiyle koruma yükümlülüğümüz var. Bugün Cumhuriyetin bütün kazanımlarını bir bir elden çıkarma yolunda olan günümüz kuşaklarının bunu anlaması zordur.

Ve Menemen olayından alacağımız bir başka ders de nedir, biliyor musunuz? Ben pek çok kereler yazdım, ömrüm oldukça da yazmaya devam edeceğim. Biz 1930 yılından bu yana, her yıl Şehit Kubilay’ı anmak için harcadığımız paranın yüzde birini o kutsal şehidin biricik oğlu için harcamadık.

Menemen’de Kubilay Anıtı’nın dikilmesi için yurt çapında para toplama kampanyası açanlar ve bu anıtı diktirmiş olmakla paye kazananlar Kubilayın oğlunun elinden tutma konusunda sınıfta kaldılar. Devrim Şehidi Mustafa Fehmi Kubilay’ın biricik oğlu Vedat Kubilay ola ola ne olabildi bilin bakalım: Nazilli Belediyesi’nde Zabıta Memuru.

İsmet Paşa’nın çocuğu Fizik alimi oldu, o günün sıradan öğretmenlerinin ve memurlarının çocuklarının her biri sonraları yüksek yüksek mevkilere geldi. Kurtuluş Savaşı’mızın en ateşli karşı çıkıcısı Ali Kemal’in oğlu bu ülkede Büyükelçi oldu. Ama Devrim Şehidi’mizin oğlu Nazilli Belediyesi’nin zabıta memuru üniforması sırtında olmak üzere kasaba içinde simitçi kovalayıcı oldu.

Sözümü bir soruyla bağlayacağım:

<ı>“Bu topraklar için, bu ulus için, bu cumhuriyet için can verenlerin çocuklarını ve bu uğurda vücutlarının bir kısmını verenleri aslında bulundukları yerde tutuyor muyuz? Daha anlaşılır bir dille tekrar edeyim: Gazilerimiz bizden razı mı? Şehitlerimizin eş ve çocukları hallerinden memnun mu? Ve Türkiye’yi yönetenler, içiniz rahat mı?”

<ı>

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kubilay'ı her anma yılında içim sızlar, yüreğim yanar. Bu özlü, anlamlı yazınızı burukluk içinde okudum. Söylediklerinize aynen katılıyorum Zeynel ağabey. Kurtuluş Savaşını nasıl kazanıldığını sık sık anlatmalıyız çocuklarımıza. Cumhuriyet'e giden yolda yaşananları, verilen savaşları, savaşımları asla unutmamalıyız. Kubilay olayında yaşananları anımsattığınız için teşekkürler.Kaleminize, düşüncenize, gönlünüze sağlık. Saygılarla.

OĞUZ TÜMBAŞ 
 27.12.2008 8:13
Cevap :
Oğuzcuğum, teşekkür ederim. Görev hepimizin. El birliğiyle bu yolda çalışmamız gerekiyor. Karşı güçler acımasız. İnsanımız da ne yazık ki, ayran gönüllü. Gelecek kuşakları uyarma görevini hakkıyla yerine getirmezsek, ulusumuz pek üzülecek. Sevgiler.  05.01.2009 21:08
 

Menemen Olayını geniş açıdan irdeleyen kaleminiz daim olsun. Kubilay'ın oğlunu korumakla yetinmişler. Ali Kemal'in oğlunun eğitim masraflarını Atatürk'ün üstlendiğini biliyorum. Anıt Adam ve Akbaş İsyanı ile ilgili yazılarınızı bekler, esenlikler dilerim.

Ayten Dirier 
 26.12.2008 21:45
Cevap :
Sevgili Öğretmenim, teşekkür ederim. Zaten hangi olumlu adımı belirlesek, Atatürk'ümüzün eseri olduğu görülüyor. Sözünü ettiğiniz her iki konuyu da birer yazı biçiminde sunacağım, saygılar.  26.12.2008 22:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 49
Toplam yorum
: 73
Toplam mesaj
: 40
Ort. okunma sayısı
: 761
Kayıt tarihi
: 19.11.06
 
 

Ben uzun zamandır yazıyorum. Türkiye'den epey uzakta oturuyorum. Üç çocuğun babası ve pek çok çocuğu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster