Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Şubat '15

 
Kategori
Sınavlar
Okunma Sayısı
3665
 

YGS/LYS biraz da KPSS: Psikolojiyi hallet 60 puan garanti!

YGS/LYS biraz da KPSS: Psikolojiyi hallet 60 puan garanti!
 

Bu yazıma 2006 ÖSS Mat 1 Testinde sorulan bir soru ile başlamak istiyorum:

5 - (-2 + 3)

işleminin sonucu kaçtır?

A) -1 B) 0 C) 4 D) 6 E) 10   (2006 ÖSS Mat 1 Testi 5. Soru)

Sorunun cevabını birazdan söyleyeceğim ama öncelikle bu soru hakkında biraz konuşmak istiyorum. Bu soru 2006’da ÖSS’de sorulan belki de en kolay soru. ÖSYM sınav kurulu her yıl soruları hazırlarken belirli bir zorluk derecesi belirler. Açıkçası bu zorluk derecesi birazda öznel işliyor. Şimdi hiç matematik bilmeyen bir öğrenci bir integral sorusunu kafadan atıp tutturursa o soru kolay mı olmuş oluyor? İşte sınav sonucunda hangi soruya kaç kişinin doğru cevap verdiği hesaplanarak ortalama bir zorluk katsayısı belirlenir. Kabaca; soruların %20’si seçici, %20’si zor, %40’ı normal, %10’u kolay ve %10’u ise çok kolaydır. Şimdi yukarıdaki sorumuzu hangi gruba dahil edeceğiz. Muhtemel ki çoğunuz dalga geçercesine ve biraz da gülerek “çok kolay” gruba dahil eder. Evet telaşa gerek yok; çünkü soru gerçekten çok kolay hatta ilkokul düzeyinde! Ama klavye başında ahkam kesmek kolay, gerçek sınavda da gerçekten bu soru kolay mı? Yani herhalde öyledir. Ama nedense 2006’da sınava girenler bizi tasdiklemiyor. Çünkü o yıl sınava girenlerin nerdeyse yarısı bu soruyu “yanlış” yapmıştı. Evet yanlış duymadınız nerdeyse yarısı bu soruyu yanlış cevaplamıştı. O zaman bilgisayar bu soruyu “zor” gruba dahil edecek! Bu soru zor ise kolayı düşünmek bile istemiyorum. Neyse bu denli bir analizden sonra asıl mevzumuza geçmeden gerçek bazı istatistikler vermeye devam edelim.

A kişisinin deneme sınavlarında ortalama puanı 420(YGS), gerçek sınavda ise 358.

B kişisinin TG sınavlarda ortalama puanı 445(YGS), gerçek sınavda 386.

C kişisinin sınava girmeden son deneme puanı 359(YGS), gerçek sınavda 275.

Bunun gibi daha bir sürü örnek(bunlar resmi sayılar).

Peki gerek 2006 sorusu için gerek de A, B ve C şahıslarında oluşan bu puan farkının gerçek nedeni neydi? ÖSYM soruları uzaydan getirmedi. Sınavdan sonra “aman ben nasıl bu soruyu yanlış yaptım” dediğimizi de hesaba katarsak bir kere sorun sorulan sorularda değildi. Hani normal denemelerde yarım saat erken çıkıyorduk, şimdi gerçek sınavda elimiz ayağımıza dolaşmış ve keşke 1 dk daha da olsa diye zamana yalvarıyoruz. Bunun birkaç nedeni var. Bunlardan en önemlisi kesinlikle sınav kaygısı bir diğeri ise “geri-dönüş telafisi”. Sınav kaygısına dair onlarca yazıya netten ulaşabilirsiniz. Genel itibariyle kısaca değinirsek; sınav kaygısının oluşmasına neden olan en önemli etken “beklentiler”dir. “İyi puan alamazsam ailem ve çevrem tarafından istenmeyen tutumlara maruz kalırım.” “Sınavım iyi geçmez ise hayalimdeki mesleği yapamayacağım .” “Bu kadar çalıştım ya yine de kötü yaparsam?” gibi bir takım beklentiler ve istekler sınav kaygısının altında yatan temel stresörlerdir. Bu stres kaynaklı düşünce hatalarıyla iyi baş edenler ve üstüne de iyi çalışmış olanlar öbür türlü ekstrem durumlar olmadıkça sınavdan istediklerini alırlar. Baş edemeyenler ise ya bir takım savunma mekanizmaları geliştirirler(ÖSYM bu yıl soruları çok zor sormuş) ya da sınav sonrası “tükenmişlik” hissiyatıyla boğulurlar(Hiçbir şey yapmak istememek ve zamanın hızla geçmesini dilemek). Bu gibi mekanizmalar daha soru kısmına geçmeden bizi rehin alır. Bunlar ile sınav esnasında değil sınavdan önce baş etmemiz gerek:

1) Beklentileri iyi ayarlamak(matematikte dört işlemi yapamıyor ama Tıp istiyor)

2) Aile ile gerçekçi konuşmamak(Ailenin gerçek dışı beklentileri)

3) Yakınındaki arkadaşlarıyla kendini kıyaslama hatası

4)Sürekli erteleme hastalığı

5)Eksik Çalışmak

6)Sınavı sadece sorular olarak görüp psikolojik ihtiyaçları göz ardı etmek

Bunlar gibi daha bir sürü nedenleri sınava girmeden önce halletmeyen binlerce öğrenci sınavda toplama-çıkarma işlemini bile yanlış yapar.O yüzden kesinlikle rehberlik ve psikolojik olarak danışma gereksiniminizi doyurun.

Geri dönüş telafisi’nde ise zihin biraz da bilinçdışı işlemesine bağlı olacak ki, doğru yaptığından neredeyse emin olduğumuz soruda bile elimiz optik işaretlemeye gitmez. Ya tekrar okuruz ya da şıkkı değiştiririz. Vesveseci kimliğimiz iş başındadır. Oysaki sınav esnasındaki o takıntılı davranışımız bize bir sürü zaman kaybettirmekten ve yanlışı cevaplandırmaktan başka bir şey yapmıyordur. Bu da üzerinde durulması gereken ayrı bir konu başlı başına.

Birkaç yanılgı hataları:

a)Matematikte şu sorunun puanı daha yüksekgibi hatalı mitler ağızdan ağıza dolaşır. Mat 1 testindeki en kolay dört işlem sorusunun getirisi ile en zor problem sorusunun getirisi aynı.

b) “Şu konu müfredattan atıldı, ÖSYM sormaz bunu”gibi sanki sınav kurulunda çalışıyormuşçasına iddialı konuşma hataları. ÖSYM kendi sitesinde resmi müfredat açıklaması yapmadığı sürece her soru çıkabilir. Örneğin 2010 YGS’de bunun bir örneği yaşandı. Mat 1 testinde “mantık sorusu” soruldu ve herkes şok oldu.

c) “Soruları bu yıl TÜBİTAK özel olarak hazırlayacakmış”gibi kendi gireceği sınavı ayrıcalıklı kılma hastalığı. Soruları ÖSYM sınav kurulu hazırlar.

d) “Bu yıl sayısal soruları zor olacakmış, çünkü geçen yıl kolay sordular” gibi gayptan haber verenler. Sorular her yıl belirli istatistiki değerlendirmeden geçerek sorulur. Her öğrenci girdiği sınava gelmiş-geçmiş en zor sınav olarak bakar(savunma mekanizması)

Yine bunlar gibi daha bir sürü yanlış mit sayabilirim. Mümkün oldukça bunlara kulak tıkamak gerek.

KIRILGANLIK MESELESİ

Normalde zaman sınırı olmasa matematikte dahi ama zaman sınırı konulunca dört işlem hatasına düşen ve tıkanan kişiler için kullandığım bir ifade. Bu kırılganlık en çok matematikte kendini gösterir. Genelde normal denemelerde 40 matematik sorusundan 35 net yapıp gerçek sınavda 15-20 nete düşen kişiler bu kırılganlıktan fazlasıyla muzdarip. Bunun için ne yapmalı? Bu kişilerin temel matematik alt yapıları iyidir. Ama soru kalıpları değiştiği ya da soru kendilerince biraz zorlaştığı esnada önce telaş yaparlar, silip silip tekrar uğraşırlar ama sonuç nafile! Giden zaman olmuştur. Sınavdan önce bu kırılganlığı atlatmak için 2 önerim var; 1) Gidip çok zor sorular bulup gerekirse bir gün bile olsa o sorular ile uğraşmak faydalıdır. Cevabın çıkıp-çıkmaması önemli değil, o esnada zihin muazzam derecede nöral açıdan gelişir. Perspektif genişler ve sınav esnasında bocalanan sorular cevapsız kalmaz. 2) Çok fazla soru çözmek de perspektifi geliştirir ve bunun yanında kesinlikle dili ağır birkaç romanın da okunmasını tavsiye ederim.

BİR KOLUN HER ZAMAN GÜÇLÜ OLSUN

ÖSYM bazen bölüm bazlı(ya matematik çok zordur o yıl ya da tarih gibi) bazen de bölüm içi(coğrafya da bazı sorular çok kazıktı gibi) sınavda soruları zorlaştırır. Eğer güçlü kolunuza denk gelen bölüm zorlaştırılmışsa o sınavda “derece” yapmanız an meselesi. ÖSYM sınavlarında bir kolunuz her zaman güçlü olsun. Ya matematikte çok iyi olun ya Türkçede ya da diğer herhangi birinde. Bu sizi sınav esnasında psikolojikmen de çok rahatlatır. “Ne de olsa matematik ful” sonuç çok da kötü gelmez, oh be!

Bitiriken

Aslında konuşulacak çok şey var bu yazımda bu kadarıyla kâfi kalsın. ÖSYM sınavları her yıl bir şekilde gündeme gelir. ÖSYM sınavları kesinlikle “sorulardan” ibaret değil! Eğer sınavlarda istediğiniz puanlardan 50-60 puan daha aşağı almak istemiyorsanız, öncelikle psikolojikmen ÖSYM’nin karşısına güçlü çıkmanız gerek. İster çok zeki ister kurnaz olun “düzenli” bir çalışmanız olmazsa başarı oranınız çok düşük olur. Sınavı bir oyun olarak görün, basit düşünün ve odaklanın! Bu kadar basit bir formüle tabi sınavla meşgulsünüz.Bu yazı biraz YGS endeksli oldu ama anlatılan her şey KPSS için de geçerli. Bir sonraki yazı da öğrencilerin düştüğü temel bir hata olan “YGS çok önemli, LYS son aylara kalsın” anlayışını gündeme getireceğim. Bu arada sorunun cevabını herkes bulmuştur: 4.

Psikolog Mehdi Başer

İletişim bilgileri: https://www.facebook.com/pages/Psikolog-Mehdi-Ba%C5%9Fer/392554860918729

https://www.facebook.com/mehdi.baser

https://twitter.com/psikologamed

Tülay EKER bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 929
Kayıt tarihi
: 30.12.14
 
 

Psikolog ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster