Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Şubat '11

 
Kategori
Sınavlar
Okunma Sayısı
21627
 

YGS’ye son bir ay kala neler yapılmalı?

YGS’ye son bir ay kala neler yapılmalı?
 

sınav günü


Eskiden öğrenciler sınavlara bir yıl kala çalışılırken son yıllarda SBS için 6., 7. ve 8. sınıflarda olmak üzere 3 yıl, YGS ve LYS için ise 9., 10., 11., ve 12. sınıflar olmak üzere 4 yıl yoğun bir şekilde hazırlanmaktalar. Bu yüzden sınava hazırlık süreci aslında zorlu ve bir o kadar da stresli bir süreç haline geldi. Gerek çalışma temposu gerekse psikolojik yanı ile sınav süreci ciddi ve bir o kadar da etkileyici bir süreçtir. Günümüzde sınav yarışı daha uzun soluklu ve daha çetin bir hal almış durumdadır. Dolayısıyla sınavların hem psikolojik yanı hem de performans gerektiren özelliği birlikte ele alınmak zorundadır. Çok iyi performansınız olsa da kaygılar ve stratejik bir yol haritasının olmaması başarısızlığa yol açabilmektedir. Bu yüzden sınavlara hazırlanan öğrenciler bir yandan bilgi dağarcıklarını genişletirken diğer yandan psikolojilerini de en yüksek seviyede tutmaları gerekir. Malumunuz “tek kanatlı kuş uçmaz”. Motivasyonu düşük olan insanlar bildiklerini kullanmakta zorluk çekerler. Onun için sınavların yaklaştığı bu günlerde hem eksik bilgileri tamamlamak hem de motivasyonu artırmak gerekir. 

*Öncelikle geçen yılın çıkmış soruları ile son 5 yılın ÖSS soruları çözülmeli. * Konu eksikleri belirlenip konu tekrarları bitirilmeli. Her konuyu tekrar ettikten sonra o konu ile ilgili mutlaka soru çözülmeli. 

* Farklı yayınevlerinin deneme sınavları çözülmeli, değişik soru tipleri görülmeli. Bakış açısı genişletilmeli. 

* Beslenme ve uyku düzeni sağlanmalı. Beden sağlığı bozuk olanın ruh sağlığı da bozulur. Onu için son bir ay içinde öğrenciler beslenme ve uyku düzenini ayarlamak zorundadır. Bunun için özellikle üç öğün yemeği taviz vermeden uygulamak gerekir. Vücut direnci yeterli olmayanların çalışma isteği ve öğrenme verimi düşük olur. Akşam 23:00 de yatıp sabah 07:00 de kalkmaya kendinizi alıştırın. 

*Bu günlerde birçok öğrenci rapor alıyor. Özellikle LYS ve SBS yaklaşınca rapor olayı daha da artacaktır. Eğer rapor aldıysanız veya devamsızlık hakkınızı kullanıyor iseniz, günlük en az 6 en çok 8 saat ve üzeri çalışabilecek kadar zamanınız var demektir. Bu süreçte dershane etütlerine ağırlık vermenin yanında evde mutlaka tekrar yapmak zorundasınız. Sürekli dinlemeyle öğrenme olmaz. 

* İki çalışma arasında dinlenme aralıkları verin. Günün 1-2 saatini dışarı çıkıp dolaşarak ya da spor yaparak gerginliğinizi azaltınız. Bir günde beyninize aşırı yükleme yaptığınız zaman ikinci günde pes edersiniz. Stratejiniz; çalış-dinlen, çalış-dinlen, çalış-dinlen… şeklinde olmalı. 

* Bu günlerde kendinizi sakatlıklardan, kırık çıkıklardan korumalısınız. Son bir aylık süreç içinde sakatlanmaya yol açacak ağır bedensel etkinliklerden uzak durmalısınız. Hatta eğer bir takımın fanatiği iseniz onu bir süre askıya alıp taraftarlığa terfi etmelisiniz. Malum; birçok takımın ligdeki durumu pek de iç açıcı değil. Bu durum sizin günlük hayatınızı, çalışma düzeninizi ve vaktinizi olumsuz yönde etkilememeli. 

*Denemeleri hem süre olarak hem de metot olarak gerçek denemeye uygun halde uygulamalısınız. Denemelerde uygulanan metot ne ise gerçek denemede de aynısı uygulanmalı. Son bir ayda kendinizi bu şekilde alıştırıp şimdiden soru çözme hızınızı oturtturmuş olmalısınız. Denemeleri çözerken, önce kendi alanımızla ilgili soruları, sonra da ortak alanla ilgili soruları çözerseniz çok daha verimli olur. 

*Bazı öğrencilerin netleri istenilen düzeye henüz ulaşmamıştır. Bu durumda panik yapıp işten el etek çekmeye hiç gerek yok. Çünkü son bir ayda çok şey yapılabilir. Ciddi bir çalışma ve özellikle genel tekrarlar sayesinde puanlarınızı %25 artırabilirsiniz. 

*Başkalarıyla kendinizi kıyaslamayın. Kendinizi diğer öğrencilerle kıyasladığınız sürece hep sizden daha iyi çalışan, puanları sizden fazla olanları düşünerek kendinizi mutsuz edersiniz. Bu nedenle başkalarıyla gereksiz bir kıyasa girmemelisiniz. 

* Sınavı düşünerek sınav sonunda yaşayacağınız olumsuzluklar üzüntüler veya sevinçleri şimdiden zihninizde yaşamayın. Çünkü sevinmek veya üzülmek için elinizde henüz bir gerekçe yok. Her türlü sonucu sınav sonrasına erteleyin. 

* Sınavda yapacağınız netleri şimdiden belirlemeyin. “Şu kadar net yapmalıyım”; “dakikada en az bir soru çözmeliyim”; “şu derse 40 dakika ayırmalıyım” sınırlamalarına şimdiden girmeyin... Çünkü oluşturacağınız bu tür koşullar sınav sırasında tehdit edici faktörler haline gelebilir. Bunun yerine “ çalışıp elimden geleni yapacağım” demek daha rahat ve güven verici olur. Şunu unutmayın ki anne-babalarınız sizden sınavı kazanmamızdan öte, elinizden geleni yapmanızı istiyor. Siz elimizden geleni yaparsanız, sonuç kimseyi mutsuz etmez. 

* Doktorun muayene yapmadan teşhis koyması ne kadar doğru ise, sizin de girmediğiniz sınavın sonucunu şimdiden bilebilmeniz o kadar doğru ve isabetlidir. Buna dilimizde “doğmamış çocuğa don biçmek” denir. Yani sınav sonucunu şimdiden hesaplamaya kalkmayın. Kazanmak; zekâ ve yetenekten öte, doğru çalışmayla alakalıdır. Son bir ay boyunca “ çalışırsam yaparım” telkininden başka hiçbir telkin işinize yaramaz. Sizin yapacağınız tek şey; vakit kaybetmeden uygun bir plan yapıp ona tavizsiz uymaktır. 

Bu Aşamada Anne-Babalar Neler Yapabilir? 

Bu süreçte anne ve babalara da çok iş düşmektedir. Elbette anne ve babalar çocukların yerine ders çalışmayacak veya onlara Matematik, Türkçe anlatmayacaklar. Ancak çocukların yoğun yaşayacakları bu dönemde onlara manen katkıda bulunmaları çok çok önemlidir. Çalışma ve ev ortamını sakin ve verimli bir ortam haline getirmek bütün aile bireylerinin en önemli görevidir. Bunun için evdeki yaşam koşullarını abartmadan öğrenme ortamına uygun bir şekle dönüştürmek mümkündür. Bunun için; 

*Evde televizyon kullanımına sınırlama getirilmeli. Çocukların ilgisin çekecek programlar, özellikle diziler akşam saatlerinde izlenmemeli. Erkekler de film, maç yorumları gibi programlara sınırlama getirmeli. Hele çocuğun çalışma odasına televizyon veya müzik sesi asla ulaşmamalı. Bunun için çocukların okul veya dershanede oldukları saatlerde annelerin televizyona doyup, çocuklar eve gelince televizyonu kapatmaları en doğrusudur. Çocuk ders çalışırken ebeveynlerin kitap okumaları en uygun davranıştır. Bu duruma “bir taşla iki kuş vurmak” denir. 

*Misafir kabullerine de sınırlama getirmek gerekir. Evi müsait olmayan ailelerde misafir gediği gün öğrencinin ders çalışma ortamı ister istemez bozuluyor. Bu işe dikkat etmek gerekir. 

*Çocuklar evde iken eşler arasında tartışmalar çocuğun moralini bozar, çalışma verimini düşürür. Bir sorun varsa çocuklar evde yokken tartışılmalı, bir karara varılmalı. Çocuklar eve geldiğinde iletişimin güçlü olduğu bir aile ortamıyla karşılaşmalı. Ebeveynler arasındaki diyalog öğrencin ruhsal yapısını en çok etkileyen faktörlerin başında gelir. 

*Kaygıya neden olabilecek konuşmalar evde yapılmamalı. Çocuktaki kaygının azalması için evde sınavı ve sınav sonuçlarını konuşmamak gerekir. Konuşuluyorsa da çok aza indirgeyip, özellikle olumsuz sonuçlarını gündeme almamak gerekir. 

*Tatil planlarını çocuğun sınav sonucuna göre yapmamalısınız. Eğer yapıyorsanız bunu siz bilin, çocuğa deklere etmeyin. Tatil ile ilgili konularda sınav odaklı olmamalıdır. Böyle durumlarda çocukta her şey sınava bağlı düşüncesini oluşur. Bu da ister istemez kaygıyı artırır. 

* Çocuğa verilen harçlık, ödül gibi şeyleri sınavın sonucuna bağlamamalı, çocuğun yanında baskı aracı olarak kullanmamak gerekir. Sevginizi sınava endeksli hale getirmeyin. 

* Çocuğunuzun başarı veya başarısızlığını kendi aile statünüzle ve kariyerinizle özdeşleştirmeyin. Özellikle başka çocuklarla kendi çocuğunuzu kıyaslamayın. * Çocuğunuza karşı ilgi ve sevginizde, gerçeğe uygun olmayan abartılı ifadeler kullanmayınız. Abartılı sevgi ya da başarısızlık durumunda çocuktan uzak durmak gibi. 

* Çocuğunuzun sadece sınav için değil, genel olarak değerli olduğunu ona hissettirin. Bunu lafla değil eylemlerinizle gösteriniz. “Kazansan da kazanmasan da seni seviyoruz” cümlesini asla kullanmayınız. Çocuk bunun “kazanamazsan” kısmını algılar. Annem, babam bile bana güvenmiyor diye düşünür ki bu da hoş olmaz. 

*Çocukların beslenmesine dikkat edin. On bir aylık sürede, kahvaltı yapsa da yapmasa da kahvaltıyı her sabah ona hazırlayın. Bu onun güne istekli ve mutlu başlamasına vesile olacaktır. Günlük fizyolojik enerjisini almayan öğrencinin öğrenme faaliyeti çok cılız geçer. 

* Haftanın bir gününde 2-3 saat hep beraber zaman geçirin. Burada aile bağlarını güçlendirin; dünyadan havadan-sudan sohbet edin. Ancak sınav hakkında konuşmamaya dikkat edin. 

Sınava bir gün kala çalışmayı bırakın. Sevdiğiniz kişilerle birlikte, hoşunuza giden faaliyetleri yapın. Sakin bir gün geçirmeye bakın. Sınavda gerekli olan tüm belgeleri, hazırlayıp sabah kolay bulacağınız bir yere koyun. İyi uyumak için erkenden yatağa girmeyin. Bu durum uykuyu daha da kaçırabilir. Önceden bedenin alıştığı saatte yatın. Uyuyamıyorsanız sorun haline getirmeyin. Hiç uykusuz da sınava girilip başarılı olunabilir. Sabah güzel bir duş insanı kendine getirir. Bunu unutmayın ki istenmeyen bir uykusuzluk moralinizi bozmasın. Sınav sabahı her gün olduğu gibi normal kahvaltınızı yapın, arkasında duanızı da yaparak sınav salonuna doğru revan olun.  

Tüm öğrencilere başarı dileklerimle, kalın sağlıcakla.  

İsmet Yalçınkaya 

Başarı Test Üretim ve Sınav Danışmanlığı 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok isabetli.. Elinden gelenin en iyisi yapılmaya gayret edilmeli ve sağlık olmazsa her şey anlamsız kalır. Öğrenci ve velilere yardımcı bir yazı olmuş. Tebrikler.

Turbest 
 03.03.2011 17:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 142
Toplam yorum
: 42
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 863
Kayıt tarihi
: 23.06.08
 
 

1963 yılı trabzon doğumluyu. 20 yıldır kimya öğretmenliği yapmaktayım. Eğitimle ilgili konulara il..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster