Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Mart '09

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
1411
 

Yiğit Bulut:Parası olan herkese,her şirkete çağrımdır!

Yiğit Bulut:Parası olan herkese,her şirkete çağrımdır!
 

Okuduğum bazı yazıların unutulmasını istemiyorum. Ekonomi bir bilimdir. Halkın; sıradan insanın yaşamı, geçimi, geliri-gideri, varlıklı oluşu veya yoksulluğu, işsizliği gibi gerçekler de ekonomi biliminin içindedir. Karnı doyan, işi-gücü olan halk mutlu olur; halkı mutlu olan milletler ve devletler de huzur içinde yaşarlar.

Bu girişten sonra, neredeyse okuduğum tüm yazılarının unutulmamasını istediğim yazarlardan birinin de Yiğit Bulut olduğunu belirteyim.

Yiğit Bulut Vatan yazarıdır; yazılarını da bu vatan ve bu millet için yazmaktadır. Kendisine hürmet ve sevgim vardır. Özelleştirmeye karşı yazı yazdığında da tehdit alan bir yazardır.

Buraya bir yazısını alıyorum. Yazı 18.02.2009 tarihli. Başlığı: "Parası olan herkese, her şirkete çağrımdır!"

"Türkiye büyük bir işsizliğin içinde, daha büyüğünün eşiğinde... İşsizlik “fren mesafesi ve izi” gibidir. Frenler tutar, araba durur ama arada mesafe ve sert bir iz kalır! Bugün dünya piyasaları Amerika’dan başlayarak mucize şekilde düzelse, ortaya çıkan işsizliğin piyasa tarafından emilmesi aylar alır.

Türkiye de işte böyle bir sürecin eşiğinde. İşin daha da acısı “bir şeyler yapması” gerekenler, frene basmayı bilmek zorunda olanlar, ne olduğunun farkında bile değiller. Aynen 2003-2007 arasında “olumlu anlamda ne olduğunu” anlayamadıkları gibi!

Bizler, bu ülkede “huzur” isteyen bizler bir şeyler yapmak zorundayız. Bu ülkenin sokaklarında, caddelerinde güvenlik isteyen, toplumsal huzur isteyen bizler; bir şeyler yapmak zorundayız.

Resmi veriler ile “3 milyon işsiz”, resmi olmayan ama “gerçekçi” analizlerle yüzde 20 işsiz... Bu sadece “bir veri değil”! Ülkenin “nereye” gittiğini ve bir şeyler yapmazsak; çok “ciddi bir toplumsal-sosyal” travma ile karşılaşacağımızı gösteriyor. Diyeceksiniz ki; “Neden yapalım? Bunu biz yaratmadık hatta uyardık, adımlar atarak, şimdi iktidar partisinin ekmeğine yağ mı sürelim?”

Sevgili dostlar, düz mantık ile bakınca haklısınız! Bugünlerin geleceğini söyleyen, uyaran herkes haklı! Ama bir de gerçek var; iktidar partileri “bugün var, yarın yok” ama “bu ülke” bizim ve “benim, sizin, birçoğumuzun”, bazıları gibi “ikinci bir pasaportu” yok! Daha açıkçası; AKP için yapmayacağız, kendimiz için yapacağız... Peki nasıl bir adım atacağız?

2003-2008 arasında “dünya genelinde yaşanan genleşme” sırasında “doğru karar verenler” ve zamanında “Nakit kraldır” diyenler, bu krizden zarar görmeden çıktılar. Sadece Türkiye’de değil dünya genelinde bu böyle... Bugün “piyasada para olmamasının” sebebi, paranın yok olması değil, değişen algılama ile “tezgah altına inmesi”.

Bu gerçeği bilen ve “böyle giderse, sakladığımız parayı harcayacak bir ortamımız kalmayacağını gören” biri olarak, “durumu müsait olan” herkese, her şirkete bir çağrım var: İhtiyacınız olmayabilir, bu adımı atmayarak maddi kâr sağlayabilirsiniz ama sokağın huzuru için, en azından bir, birkaç kişiyi düşük ücrete bile olsa işe alın...

Sevgili dostlarım, bu teklifim çok samimi. Biliyorum ki; birçok insanın ve şirketin varlıkları “aynen hatta daha fazla” yerinde duruyor. Tamam kriz var-para dönmüyor, “tutucu olmak” gerçekçi ama “para döndüğü” anda, tahrip edilen “değerlerin ” geri gelmesi mümkün değil! Sosyal travma çabuk gelir, zor kaybolur!

Lafı fazla uzatmayacağım; şirketinizin önünde güvenlik ordusu olabilir, eviniz de site içinde korunaklı olabilir ama şunu unutmayın; sokağın huzuru bozulursa “herkesin huzuru” bozulur!

Sonuç: Sokağın bozulmaması için “bu teklifimi” ciddiye alın! Eğer “Siyasi Otorite de bir şey yapmaya karar verirse”, o da bir omuz atsın ve geçici olarak “adam çalıştırma maliyetini mümkünse sıfıra” düşürsün! Eğer “durumun ne kadar” ciddi olduğunu anlayabilirlerse!

Son söz: Bir saman yığının altı yanıyorsa, ateş mutlaka yığının “üstünde olanlara da” ulaşacaktır!"(Yiğit Bulut;Vatan,18.02.2009 "Parası olan herkese, her şirkete çağrımdır!"

Saman yığınının altında ateş varsa, bu ateş yana yana tepeye kadar çıkar.

Bu yazıdan sonra, sizlere dikkatimi çeken çok önemli bir noktayı da ben arzedeyim. 12 hafta boyunca devreden ve 73. haftadaki çekilişinde 49 milyon 817 bin 800 liralık ikramiye Spor Loto'da iki kişiye çıktı. Talihlilerden biri Bursa Nilüfer'den; diğeri de İstanbul Beylikdüzü'nden.

Bursa talihlisi, kendi payına düşen 24 milyon 908 bin 903 lirayı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası'na yatırdı. İstanbul talihlisi de Türkiye İş Bankası'na yatırdı. Her iki talihli de paralarını yerli bankalara yatırdı. Yabancı bankalara yatırmadı. Benim buradan çıkardığım sonuç; halkımız bizim olanı istiyor. Bizim olana güveniyor. Bizim olanın da bizim kalmasından yarar ve gelecek görüyor. Bu dikkate değer bir durum.

Her iki talihli de, paralarını yatıracakları bankaların yetkililerine vekalet vermeyi uygun gördü. Kazandıkları bu ikramiyenin kendilerine ve yapacakları bilinçli yatırımla ülkemize de yeni işgücü ve ekonomiye de katma değer sağlamasını diliyorum.

Bu her iki talihliye benim de çağrım yatırım yapmaları ve mutlaka bilinçli yatırım yapmaları yönündedir.

Bir de Abdüllatif Şener'den bahsetmek istiyorum. Kendisini en son olarak Haber Türk televizyonunda 06.03.2009 akşamı saat 22.10'da izledim. Çok heyecanlıydı. Kendisine çok az zaman tanındı. Bu kısa zamanda önemli gerçeklerden bahsetti. Aldığım notları yazayım: "Hükümetin gece gündüz ekonomi çalışması lazım. Hükümet güven vermelidir. Ekonomide önemli tedbirler aldığına dair halkı inandırmalıdır. Böyle bir tedbir alındığına dair; hükümete karşı ne iş çevrelerinde ne de vatandaşta kanaat yok. Hükümetin IMF ile bir anlaşma yapıp yapmayacağına ilişkin bir netlik de yok. Geçmiş dönemin bir muhasebesi yapılmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti ilk kurulduğu yıllarda, 1929 dünya krizi döneminde ekonomide büyük çaba sarfetti. 1930'lu yıllarda devletçi yatırımla, KİT vasıtasıyla Etibank, Sümerbank gibi kuruluşlar kurulmuş. Ülkede sermaye birikimi olmadığı halde, ülke şantiyeye dönüşmüştür. Ülkemizin tarım potansiyeli harekete geçirilmelidir. Tarım bu ülkenin en önemli potansiyelidir. Dünyanın tarıma ihtiyacı var. Hükümet tarımı sahipsiz bırakmıştır. Sanayi sürekli kan kaybediyor. Dolarla ilgili soruya ekonomiden sorumlu bakan, "Hergün ekonomiyle ilgili bilgi mi vereceğim?!" cevabını veriyor. Şu anda Türkiye sahipsizdir. Adeta küresel dalgalara terkedilmiştir."

Cumhuiyet'in ekonomi tarihinden de örnekler veren Abdüllatif Şener'in heyecanı, dilerim milletimiz için bir umut olsun.

Türk Milleti'nin bu seferki "ateşle imtihanı" vahşi kapitalizmle; yabancı finansal sermaye ile...

Türk Milleti bu imtihanı başarmak zorunda. "Sürdürülebilir borç dinamiği" kulağa hareket, gayret gibi gelse de, bu tanımla sürdürülecek ekonomi dinamiğinin varacağı yer hüsrandır.

Bu sefer ki ateşle imtihan belki daha zor; ama başarılacak...

fot.Güneş gazetesi




Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 323
Toplam yorum
: 584
Toplam mesaj
: 319
Ort. okunma sayısı
: 2016
Kayıt tarihi
: 04.09.06
 
 

Yaşanan her hayat en iyi hayattır; yeter ki içinde kötülük olmasın!.. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster