Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Mayıs '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
747
 

Yiğit lakabıyla anılır derler ya...

Yiğit lakabıyla anılır derler ya...
 

İnsanlar vardır, kimsenin yapamadığı işler başarmışlardır. İnsanlar vardır, çoğu kimsede olmayan özelliklerle donatılmışlardır. İnsanlar vardır, kendilerinden beklenmeyecek başarılar ortaya koymuşlardır. İnsanlar vardır, sahip oldukları bu “yiğit”likleriyle tanınırlar. Hani yiğit lakabıyla anılır derler ya…

Fenerbahçeli bir Mustafa vardı bir zamanlar, futbolcu… Gençler bilmezler tabii onu. Kısacık boylu biriydi, “futbolcu” olamayacak kadar. Ama o sahada klasını konuştururdu. Bir röveşata yapardı inanamazdınız. O küçücük boyuyla büyük işler başarınca, ona “Mikro” lakabı takılmıştı.

Siz de zihninizi birazcık yorarsanız, çevrenizde böyle yaptıklarından dolayı kendisine lakap takılmış, sonra onunla özdeşleşerek meşhur olmuş insanları hatırlayabilirsiniz.

*****

“Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür” diye bir söz vardır. Doğrudur. Özellikle bizim Türk milleti hafızasına çok güvenir, not tutmaz, yazılı belge düzenlemez, sonra da unutup aklında kalanların doğru olduğu varsayımıyla iddialarda bulunur.

Dünkü gazetelerde Kılıçdaroğlu’nun adaylığıyla Ecevit arasında bağlantı kuranlar, “Karaoğlan” lakabıyla meşhur Ecevit gibi, “Gandi” Kemal’in de CHP’nin başına geçip büyük işler başaracağından söz ediyorlardı. Bülent Ecevit, Genel Başkan seçildiğinde henüz “Karaoğlan” değildi. Yani Karaoğlan olduğu için başkan seçilmedi, Karaoğlan olduğu için başarılı olmadı.

Gandi Kemal’in nasıl “Gandi” olduğu konusunu ise henüz ben anlayabilmiş değilim. Eğer bu lakap sadece gözlüklü yüzünün ona benzemesinden kaynaklanıyorsa, -ki başka somut bir neden de görünmüyor- bu tür lakaplar daha çok alay edilmek için kullanılır.

Necip Türk Basın’ın kaç gündür dört taraftan estirdiği “Gandi” rüzgarı, sadece bu fiziksel benzerlikle sınırlıysa, Kılıçdaroğlu balonunun ömrü pek uzun olmaz sanırım.

*****

İster CHP’li olun ister başka partili, siz Kılıçdaroğlu’ndan bugüne kadar iç ve dış politika ile ilgili bir yöntem işittiniz mi? CHP’nin başına geldiğinde hangi sorunu nasıl çözeceğine dair bir öneri duydunuz mu? Baykal’ın başarısız, ya da yetersiz kaldığı konularda farklı bir fikir öne sürdüğünü gördünüz mü? Hayır…

Gerçi bunları zaten göremezdiniz de duyamazdınız da… Çünkü CHP’de –hadi açık konuşalım diğer partilerde de– genel başkana rağmen kimse değişik fikir öne süremez. Hatırlarsanız İstanbul Belediye Başkanı adayı olduğunda sayın Baykal, Kılıçdaroğlu’na mitingde konuşma hakkı bile vermemiş, sadece seyircileri selamlamasıyla yetindirmişti.

Fakat derler ya adam olacak çocuk her şeyinden belli olur, sayın Kılıçdaroğlu’nun iyi bir genel başkan, ya da Baykal’dan daha başarılı olacağını gösterecek bir gelişme de olmadı.

Bir televizyon tartışmasında sakin tavrıyla sadece karşısındakini sinirlendireek ünlenen Kılıçdaroğlu, yenilik arayışındaki CHP’liler için birdenbire bir umut oluverdi. “Yolsuzlukların üstesinden gelmek vaadiyle iktidara gelen Ak Partinin de yolsuzlukları olduğu” iddiası da bunda büyük pay sahibiydi.

Kılıçdaroğlu Belediye Başkanlığı seçimleri sürecinde hep koltuğunun altında dosyalarla dolaştı. İnsanlar da bu dosyalarda ne var merakıyla onu bir hayli takip ettiler. Sonuçta “Sol”un tek adayla katıldığı İstanbul’da CHP’nin oyları tırmanınca Kılıçdaroğlu adı biraz daha öne çıktı.

Peki ne oldu o dosyalar, şimdi neredeler, yargıya intikal ettirildiler mi dersiniz? Eğer böyle bir girişim olmadıysa, bu dosyaların içi boş muydu yoksa?

*****

Belediye Başkanlığı adaylığı sırasında ilgi gören Kılıçdaroğlu’nu, fırsattan istifade bazı partililer CHP’nin başında görmek istedikleri gibi bir şeyler mırıldanmaya başladılar ama, bu imkânsız denecek kadar zor bir işti.

Delegeleri avucunun içine alan Baykal’a karşı aday olabilmek öyle kolay değildi. Bir önceki kurultayda ciddi ciddi bu işe soyunan Haluk Koç’u hatırlıyorsunuzdur belki… Partiye genel başkan adayı olabilmek için öyle “ben adayım” demek yetmiyor. Bilmem kaç yüz delegenin sizi teklif etmesi gerekiyor. Tabii ki Haluk Koç böyle bir teklifle karşılaşamadı; dolayısıyla genel başkan seçilmeyi bırakın aday bile olamadı.

Kılıçdaroğlu bunları bildiği için, etraftan kendisine böyle teklifler geldikçe, kızarıp bozararak ”ben aday değilim” diyebildi sadece….

Gel zaman git zaman devran döndü, Baykal’ın başına bir kaset kazası gelince, herkes ne yapacağını şaşırdı. Gerçi bütün milletvekilleri “partideki her arkadaşımız bu görevi yapacak kapasitedir” falan şeklinde vecizeler söyleseler de, kimse çıkıp “ben adayım” diyemedi.

Sonunda Kılıçdaroğlu’nu birileri öne itiverdiler.

Şu anda genel başkan olması kesin gibi. Şimdilik buna bir engel görünmüyor. Ama bu kendisini sağladığı bir başarı olmadığı gibi, genel başkan olarak başarılı olacağının da bir kanıtı değil.

*****

Peki Kılıçdaroğlu başarılı olabilir mi?

Bu sorunun cevabı biraz da başarıdan ne anladığınıza bağlı.

Eğer başarı CHP oylarının birkaç puan artmasıysa, bu mümkün olabilir. Kurulduğu günden beri hiç seçim kazanamamış bir partinin genel başkanı değişirse, partililerin yeni bir heyecana kapılması doğaldır değil mi?

Bu yüzden değişimin sonucu olarak uzun yıllardır yeni bir yüzle karşılaşan insanların oylarında bir kıpırdanma olmasını yadırgamamak lazım. Ama bu umut ne kadar sürer bilemem.

Kılıçdaroğlunun Dersimli bir Kürt ve Alevi olması beni ilgilendirmiyor. Daha doğrusu böyle olması, yani bir partinin böyle bir kişiyi lider seçmesi sevindirici. Fakat salt bu özellikler başarı için yeterli değil.

Gerçi ilk bakışta düz mantıkla Alevi ve Kürt oylarının da CHP’ye akmasıyla partinin çok büyük bir çıkış yakalayacağı gibi bir varsayım düşünülebilir. Ama bu gibi hesapların bizim ülkemizde bir türlü tutmadığını bilirsiniz.

Kılıçdaroğlu, bürokrat kökenli bir milletvekili. Statükocu bir yapısı var. Yenilikçi, açılımcı olsaydı, zaten emekli oluncaya kadar memurluk işkencesine dayanamaz kendine yeni bir yol bulurdu. Parti içinde de yıllardır edindiği tecrübe, birikim hep bu yönde…

Yeniliğe kapalı, değişime kapalı, sadece iktidarı tenkit etmek, yapılan her şeye karşı çıkmak, salt muhalefet için muhalefet yapmak stratejisiyle bütünleşmiş bir siyaset anlayışı.

Bunun en açık iki örneğini versem yeter.

Biri Avrupa Birliği… Uzun yıllardır Avrupa Birliği’ne muhafazakâr kaygılarla sağ partilerin karşı çıkmasını eleştiren CHP, Ak Parti’nin Avrupa Birliği girişimleri karşısında sırf onun zıddı hareket edebilmek için, AB karşıtı bir tavır sergileyebilmiştir.

Yine 12 Eylül’de kapatılan CHP, 1982 Anayasası’nı hep yetersiz bulmasına rağmen, Ak Parti’nin yaptığı Anayasa değişikliklerine, sırf Ak Parti yapıyor diye destek olmamış, hatta köstek olmak için elinden geleni yapmış, bunu başaramayınca da soluğu Anayasa Mahkemesi’nde almıştır.

Sayın Kılıçdaroğlu aynı statükocu yapıyı devam ettirecekse, CHP’nin dünden nasıl bir farkı olacaktır? Yok, farklı bir yol çizilecekse, Kılıçdaroğlu bunu nasıl başaracaktır?

*****

Bu yazının amacı Kılıçdaroğlu’nu ne peşin peşin başarılı, ne de başarısız ilan etmektir. Bunu zaten bilmek mümkün değildir. Ben sadece Basın’ın rüzgarıyla şişen yelkenlerin bu gemiyi nereye, ne kadar ve nasıl götüreceğini, biraz daha mantıklı düşünceyle irdelemek istedim.

Genellikle tahmin diye ortaya attıklarımız, olmasını ya da olmamasını istediğimiz şeylerdir. Halbuki nelerin olabileceğini, ya da olamayacağını bilirsek, hayal kırıklığına uğramaktan da kurtuluruz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sedat Aydın Bey'in dediğini anlayamadınız galiba.Sedat bey resmi belge diyor.Yani bir şirket kurulmuş ve belediyelerle sözleşmeler yapılmış faturalar kesilmiş.Evet buraya kadar doğru.Doğru da firmaların sahipleri kim? AKP ye yakın kişiler mi? Bu hizmetler gerçekten alınmış mı? Yoksa para aktama, alan razı satan razı bir alışveriş mi? İşte gazete bunu anlatıyor.

sariyerli1 
 20.09.2010 11:03
Cevap :
Siz anladıysanız keşke bana da anlatsaydınız. Ben de diyorum ki nerde o resmi belgeler? Belediye seçimleri boyunca Kılıçdaroğlu'nun koltuğundaki dosyalar ne oldu? Üstelik şimdi kendisi Anamuhalefet partisi lideri. Ne yaptı o dosyaları dersiniz? Elinde böyle sizin zannettiğiniz gibi resmi kesin deliller belgeler olsa hiç durur mu? Sizin zannettiğiniz kadar basit değil bu işler arkadaşım.Gavetenin anlattıkları önemli değil. Bu belgelerin savcılığa verilmesi gerekli takibatın yapılması gerekir. Öyle olmadığı sürece, bunlar kamuoyunu yanıltmak için yapılan yaldızlı hareketler sıınıfına girer. İsterseniz siz bana kızmak yerine sayın Kılıçdaroğluna bu resmi belgelere rağmen niye savcılığa başvurmadığını bir sorun. Daha net ve inandırıcı cevap alırsınız. Ben de bilgilenmiş olurum. Katkınız için teşekkür eder selam ve saygılar sunarım.  20.09.2010 22:14
 

Belgeler var elbet hem de hepsi resmi belge!!! Ancak prosüdüre uygun :( Yani gerisi vicdanlara kalıyor. Savcılığın bu işi ele alması ise biraz yürek ve tarafsızlık ister. Deniz fenerinde olduğu gibi... (Başkan açıklama yaptı, aldığımız danışmanlıktan memnunuz dedi geçti) şu haberi okursanız konuyla ilgili daha fazla detayı bulabilirsiniz saygı ve selamla www.hurriyet.com.tr/gundem/11258128.asp

sedataydın 
 29.05.2010 9:37
Cevap :
Dediğiniz gibi resmi belge olsa bu iş vicdana kalmaz Sedat bey... Yapmayın, memlekette hiç savcı kalmadı mı yani, hepsi iktidardan yana mı oldu? Bu ne garip ve çelişkili bir iddia... Danıştay, Yargıtay, Anayasa Mahkemesi fellik fellik "belge" arıyorlar iktidarın kuyruğunu sıkıştırmak için. Dediğiniz gibi olsa hiç başıboş bırakırlar mı? Gazete haberini kanıt diye kullanamayız değil mi? Katkınız için teşekkür ederim. Selam ve saygılarımla...  30.05.2010 23:10
 

Bende Rahmetliyle benzerlik aranmasını erken buldum...Yazınıza çoğunlukla katılmakla birlikte sayın Rahşan Ecevit in destek vermesi benim için yeterli referans. Sayın Kemal K beyin belli çevrelerce öne itilmesi sadece sipekülasyondur. BElki de kendi kendini öne yitmiştir! Sonuca bakmak daha isabetlidir... Evet bürokrat kökenlidir, memur mentalisine sahipdir ve de bu nedenle sayın Rahşan hanım onun Cumhuriyete saha çok sahip çıkacağına inanıyor ve bende temenni ediyorum. Sağlıcakla

Süleyman Akyürek 
 21.05.2010 22:16
Cevap :
Rahşan hanımın tavrı gerçekten ilginçtir. Ancak kendisinin şu anda çok sağlıklı karar verip veremediğini bilemiyorum. İktidar olmak için ortaya çıkmış her siyasi partinin genel başkanı ülkeye hizmet amacı taşımalıdır. Bu bağlamda Sayın Kılıçdaroğlu'nun da bilgisi, tecrübesi çerçevesinde memlekete hizmeti dokunmasını diliyorum. İyi işler yapmak isteyen herkese başarılar diliyorum. Katkınıza teşekkür eder selam ve saygılar sunarım.  24.05.2010 23:59
 

Yazınızda pek çok savınızı kendi cevaplarınızla zaten çürütmüşsünüz ben birşey demeyeyim. Dosyalar konusunda tek örnek vereyim, Melih Gökçek in oğlunun yanında çalışan Kepenek soyisimli şahıs, Almanyada bir danışmanlık şirketi açıyor, bu şirket İstanbul ve Ankaraya asfalt danışmanlığı! hizmeti veriyor, (kaç milyon euro aldığına arşivden bakarsınız) fatura kesilen pek çok yabancı prof bırakın bu hizmeti vermeyi, Türkiye de turist olarak dahi bulunmadıklarını açıklıyor (daha yazayımmı? ) ve tüm bunlara rağmen İst belediye başkanı yüzsüzce halkın karşısına çıkabiliyor. Ben size soruyorum, hangi savcı bunları bir ihbar kabul edip, soruşturma açmıştır? Ve size soruyorum, Topbaş ın adaylıktan çekilmesi için bu yetmezmiydi?

sedataydın 
 21.05.2010 10:44
Cevap :
Hangi savımı hangi cevabımla çürütmüşüm bilemiyorum. Melih Gökçek'in oğluyla İstanbul belediye Başkanının ne alakası var, anlayamadım. Savcıların bunu ihbar kabul etmesi gerekmez. Eğer Kemal beyin elinde dosya varsa bunu gidip savcılığa kendisi verir. Var da vermiyorsa bu hem suç hem garip. Yoksa bu ne anlama gelir bilirsiniz. Bahsettiğiniz şekilde bir yolsuzluk söz konusuysa bunun açığa çıkmaması mümkün değil. Sizin bildiğiniz özel bir bilgi mi var, yoksa, Kemal beyin iddialarından yola çıkarak mı bunları söylyorsunuz. Zaten mesele de budur. Bol miktarda iddia ile kamuoyuna böyle bir izlenim verme çabası... Zaten bu iddiaların sadece seçim sırasında gündeme getirilmesi de bunun siyasi bir tavır olduğunu ortaya koyuyor. Oysa sözü edilen iddiaların gerçek olması siyaseti değil, yargıyı ilgilendiren bir konudur ve derhal gerekenin yapılması gerekir. Katkınız için teşekkür eder selam ve saygılar sunarım.  24.05.2010 23:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 961
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster