Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Kasım '06

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
1146
 

Yıkılmış kentler gibi...

Yıkılmış kentler gibi...
 

Yıkılmış, virane bir kent gibi hissediyor insan kendini bazen. Hani bir zamanlar tüm görkemiyle ayakta duran ama zamanın zalimliğine karşı koyamamış kentler gibi ruhun da zamanın zalimliği altında ezilip gidiyor. Biliyorsun aslında ruh dediğin kendini küllerinden yeniden yaratır. Biliyorsun, biliyorsun da bu viranelik yine de yakıyor canını.

Tepenin üzerinde şaşkın ve dalgın, uzaklara bakan bir kent gibisin şimdi. Yıkıntılarının üzerinde kuşlar, kelebekler...Öylesine vazgeçmiş, öylesine hüzünlü bir kent...Biraz böyle kalmak istiyorsun belki...Herşeyden el ayak çekmiş... Sözcüklere darılmayan, insanlara aldırmayan öylesine kendi haline bırakılmış.Biraz beklemek istiyorsun belki de hayatın içine balıklama dalmadan önce. Durmak, sessiz kalmak.Korktuğun, kırıldığın, incindiğin ne varsa muhasebesini yapmak. Sevdiğin herşeyi, senin için değerli olan herşeyi hayatının içinde kırmızı kadifeler içinde saklamak, seni hırpalayan, ruhunu örseleyen herşeyi buruşturup çöpe atmak. İnsan dedin, ne olursa olsun değerlidir dedin. Böyle öğrenmiş, hep böyle bilmiştin. Şimdi ise hayatın üzerinde otuz yıllık bir mazinle ne kadar da yanıldığını görmenin şaşkınlığıyla öylece kalakaldın. Şaşkınlık yerini neye bırakır bilinmez ama bir karar aldın;Hayat uzun süreli üzüntüler için çok kısa.

Dizlerini karnına çekmiş oturuyorsun şimdi o kederli sığınağında. Etrafında yarım bırakılmış kitaplar, her biri sana başka bir zamanın kederini anımsatan. Duvardan sarkan kederli insan fotoğrafları. Düne ait ne varsa öylece ortaya atılmış.Aklın gibi sığınağın da darmadağın. Onu toplarsan aklını da toplayacaksın biliyorsun. Ama sen hiç bir zaman hayatı belli bir düzen içinde ve plan dahilinde yaşayan biri olmadın ki...

Kara bir gökyüzüne bakıp duruyorsun elin çenende. Sanki gökten sana bir ışık düşecek birden aydınlanıp içinde yeni bir şey keşfedecekmişsin gibi bir halin var, bekliyorsun. Yeni bir güne uyandın aklında eski zamanlarla. Yeni günü nasılda harcadığının kederindesin şimdi.Bekleme ışığı...Bekleme...Şimdi hareket vakti. Biliyorum kararsız ve isteksizsin. Ama o hareketin içinde kaybolup toparlanmaktan başka çaren var mı? Yıkık kentler beklerler...Zaman o bekleyiş içinde yok eder onları.Taşlarını aşındırır, üzerine yağmurlar indirir, otlarla kaplar etrafını...Şimdi bekleme...İzin verme buna...Bilirsin, küllerinden yeniden doğar ruh ve eskisinden daha taze, daha coşkulu uyanır...

Uyan...

RESİM:Giovanni Paolo Pannini

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevinç, hüzün, şaşkınlık, hayal kırıklıkları,......yazdıkça uzayacak duygular, olaylar. İnsana özgü, ''insan için''. Hiçbir şey uzun süreli olmaz değil mi? ''Bağır çağır, stresini at, beklemek istiyorsan bekle, ama inan geçecek, yeter ki rahat olmaya çalış ve inan'' deriz ya onun gibi işte. Coşkulu, güneşli, olumsuzluklardan yeni güzelliklerin karşılayacağı günlerin olsun.Sevgiler.

Tuğba 
 05.11.2006 0:16
Cevap :
Sevgili Tuğba, Sevgili Dostum, hep yanımda olan arkadaşım, teşekkür ederim. Keder bizi gelip bulduğunda ve yüreğimizin içinde kara bir leke gibi kaldığında ne yapman gerektiğini bilemiyorsun, neye ihtiyacın olduğu konusunda bir fikrin olmuyor. Sadece böyle hissediyorsun. Ama bilirsin insan herşeyi yener yine eski coşkulu ruhuna kavuşur. İyi dileklerin için çok ama çok teşekkür ediyorum. Sevgiyle kal...  05.11.2006 9:25
 

yıllar geçtikçe bizim de eskimemiz normal değil mi?Kızım için 'büyümüş' dediklerinde ben de 'evet, engel olamıyoruz büyümesine ' diyorum! Bu bizim için de kaçınılmaz ve gerekli bence! Hep 20 yaşında olmayı ister miydiniz? Ben istemezdim doğrusu! Hele aynı şeyleri tekrar yaşayacak olsaydım, hayır! Bir film vardı Goundhog day diye. Adam hep aynı günü yaşıyor, ölmek istiyor, ertesi gün kalkıyor yine aynı gün! Artık ezberliyor. Tabi hatalarını düzeltme şansı oluyor ama kabus gibi! Büyümek ve her gün farklı bir gün yaşamak herşeye rağmen çok güzel bence! sevgiler,melek

melek dagdelen 
 04.11.2006 17:30
Cevap :
Sevgili Melek, Ben de istemezdim doğrusu eskiye dönmek, aynı şeyleri tekrar tekrar yaşamak. Yaşam evet çok güzel ama bazen kederden önümüzü göremiyoruz. Bana bu yazıyı yazdıran da bu kederdi başka şey değil. Sevgiler...  04.11.2006 20:00
 

Sen dememden ötrü bir özür öncelikle... Ne denli kederlide olsa bu yaşam.. elbette binbir türlü nedenleriyle beraber.. Bu denli hazırlıksız ve bir o kadarda düş kırıklığıda yaşamış olsan uyanacaksın.... Hani bir ünlü şairin dediği gibi... öyle mahzun durma, öyle garip ... yürü üstüne fırsatçının, fesatçının, hayının... Hayat çok ilginç.. kederide, hüznüde... neşeyide bir gün alıveriyor üzerinden insanın... Gökten bir ışık beklemekse gelişmişliğimizin belkide son rüyası.... Umarım kederin az... Işığın bol olur.. Sevgiler, saygılar

Yücel EVRENN 
 04.11.2006 12:49
Cevap :
Sevgili Yücel Bey, Lütfen özür dilemeyin "sen" deyişiniz beni mutlu eder. Özürünüze karşın ben teşekkür ediyorum sen deyişinize.Ve yorumunuz bana ilaç oldu. Çok ama çok teşekkür ederim. Kedere çare var mı bilmem ama beklemediğin bir anda gelen destek iyi geliyormuş, çok teşekkürler...  04.11.2006 12:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 408
Toplam yorum
: 4068
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1085
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster