Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Aralık '07

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
2026
 

Yıkılmış yuvalar...

Yıkılmış yuvalar...
 

Yürümeyi çok severim. Görevime de her gün yürüyerek giderim. Oldum olası otomobili sevemedim. Tembel makinesi gibi gelir bana.Sadece acil durumlarda ve seyahatlerde binerim arabaya.

Yolda insanlara selam vermek, kısa molalarla hal-hatır sorarak gönül almak; küçük şakalarla, gülerek yola devam etmekten de mutlu olurum.

Mümkün olduğa kadar da aynı yollardan yürümem. Oturduğum kent , İzmir'in en yeni yerleşim birimlerinden olduğundan'' kuşbakışı '' kare biçiminde bir mimariye sahiptir.

Hangi sokaktan gitseniz, ulaşacağınız yere ''Kestirme ''den gidersiniz. Sadece hafta tatillerindeki yürüyüş güzergahım, deniz kıyısı olduğundan, aynı yollarda yürürüm.

Bu kente , Ankara'dan gelişimin onuncu yılını doldurduğunu anlayınca insan yaşamının, sular seller gibi ''Acımasızca'' nasıl gelip geçtiğini düşünüp hüzünlenirim.

Bunca yıl yürüyüş yaptığım ve denize sıfır olan bir yere geldiğimde, eski bir beton kanepede oturan eli-yüzü yanık yaralarıyla dolu orta yaşlı bir adam görürdüm.

O'nu gördüğümde hep içim burkulur, ''Neden böyle oldu da burada böyle zavallı ve perişan oturuyor, kimbilir ? '' diye hüzünlenerek yürürdüm.

Çevreden gelen yardımlarla yaşadığını da duyardım.Geceleri de ''Metruk '' bir binada kaldığını duymuştum.

Geçen Kurban Bayramında, on yıldır konuşmadığım bu adamla konuşma ihtiyacı hissettim ve pazar günü yanına gitmeye karar verdim.Sabahın erken saatlerinde orada oturduğunu biliyordum.

Yürümeye başladım.Sokaklar bayram ve tatil rehavetiyle bomboştu.Sahile indiğimde , onun karşıdaki bankta yine yalnız ve başı önde oturduğunu görmüştüm.Hemen , o tarafa yönelmiştim.

Nasıl bir tepkiyle karşılaşacağımı da bilmiyordum .Yanına yaklaştım , her zamanki gibi sigarasının yarısı bitmiş ağzında öylece tütüp duruyordu.Denize dalgın dalgın bakıyordu.Yanına yaklaştım ve konuştum...

'' Günaydın !.. Şöyle oturabilir miyim ? ''

'' Tabi...Otur...''

'' Hava da bugün oldukça soğuk...''

''.........''

''Bayramın mübarek olsun arkadaş !..'' Hangi bayramdan bahsediyorsun der gibi yüzüme baktı ve...

''Sağol...Sizin de...''

''Yıllardır, buradan geçerim ve sizi hep burada otururken görüyorum...Tanışmak istedim...Buralı mısın ? ''

Elleri titreyerek cebinden sigarasını uzattı...Yıllardır ''Duman avcısı '' olmama rağmen aldım.Ama yakmadım...

''Ben buralı değilim...Ama kader buralı yaptı işte...''

''Hayırdır...Nasıl oldu bu ? ''

''Uzun hikaye boşver...''

''Anlat merak ettim...'' Derin bir iç çekip yeni bir sigara daha yaktı...Sustu...

''Sana yardım etmek isterim...Beni bir dost olarak kabul et !...'' Ayağa kalktı topallayarak yerden bir dal parçası aldı ve...

''Şu dalı görüyon mu ? Bak şimdi kırıyorum...Parçalandı...Haydi parçaları birleştir bakayım...''

''Eeee...şey yapamam...''

''O halde sen de bir hiçsin...''

''............''

Adam sigarasından derin bir nefes çekti ve...Kısık mavi gözlerini açarak...Bir şeyler mırıldandı...

''Bir insanı insan eden içindeki cevherdir /Ne göğsünün iğnesidir ne boynunun tilkisi/Görüyorsun zaman her gün neler yazıp bozuyor./Bir elinde tebeşir, bir elinde silgisi //

''Çok güzel...Devamı var mı? Şahane !..'' Yüzünde aniden beliren bir gülümsemeyle...

''Yar deyince kalem elden düşüyor /Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor/ Lambada titreyen alev üşüyor/ Aşk kağıda yazılmıyor Mihriban.//

''Çok güzel...Ağzına sağlık...Gel seninle sıcak bir şeyler içelim...Şu kahvehaneye gidelim ha ?..Buyur haydi !..''

Aniden kasılıp gerilerek sert ve şüpheli bakışlarla bakarak...

'' Yoook!.. Ben o oyuna bir kere geldim...Yutmam ...Git işine...''

Dedikten sonra topallayarak ve yalpalayarak zor adımlarla arkasına bile bakmadan ağaçların arasına daldı ve ben arkasından öylece bakarken karşıdaki yıkık binanın içine girdi ve gözden kayboldu.

Şaşkın ve karmaşık duygularla oradan uzaklaşırken adamın mazisini de düşünmeye başlamıştım.

En yakındaki , yerli esnafa sorduğumda , duyduklarım ilginç ve çok acı vericiydi.

Yıllar önce bu kente gelen zengin , bekar ve çok yakışıklı bir esnaf olan bu adam bir kıza aşık olur.

Kısa sürede evlenir.Bir de çocukları olur.Hala nedeni bilinmeyen bir yangınla evi yanar.

Yangında eşini ve çocuğunu da yitirir.Kendisi iki yıl komada kalır.Bu arada işini de yitirir.

Eşinin ve çocuğunun acısıyla kısa sürede akli dengesini kaybeder. Ancak onuru dimdik ayakta kalır. Kimseden yardım isteyemez.

Çevreden gelen yardımlar , ondan habersiz bu ''Metruk eve'' konulmaktadır.

Yangının etkisiyle hiç bir kapalı ortama giremeyen bu adamın topluma kazandırılmasıyla ilgili devlet görevlerinin de çabaları sonuçsuz kalmış. Şimdi, böyle uzaktan izlenerek, dolaylı yardımlarla yaşatılmaya çalışılıyormuş.

Benimle kısacık da olsa konuşması bir mucizeymiş. Hatta, ben, şiir okuyup şarkı sözü söylediğini anlattığımda birçok kişi inanamamış;bazıları da bunun olumlu bir gelişme olduğunu söylemişti.

Şimdi onun, '' Yaralı bir deniz yıldızı '' olduğunu düşünüp kısa sürede ''Denize '' ulaştırmanın yollarını aramaya başladım.

Umutsuz olanlara seslenip öyküdeki gibi:''İşte !.. Onun için farketti !..'' diyene kadar...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu anınızı sizden canlı olarak dinlemenin onurunu yaşayanlardanım. Mutlulukla sonuçlanan muhteşem bir anı. Yüreğinizin güzelliğine, sanat aşkınıza, yaşama aşkınıza 41 kere Maaşallah sevgili hocam. Emekleriniz için, bıraktığınız, bırakacağınız eserleriniz için, topluma kazandırdıklarınız için, birbirinden değerli onlarca yüzlerce öğrenci yetiştirdiğiniz için sonsuzzzz teşekkürler. Hepsi birbirinden değerli anılarınızla insanlığa yol göztediğinizden emin olun. Sevgim, saygımla.

Nezahat 
 21.07.2011 12:04
Cevap :
Nezahat Hanım,Öncelikle bana zaman ayırıp emek verdiğiniz için size minnettarım...Göz nurunuza nazarlar değmesin...Öykümüzün kahramanını daha sonra dost olarak bağrımıza bastık...kader bizi komşu olmaya kadar götürdü...Filmin ikinci perdesini sizden aldığım ilhamla yazacağım :) Güzel sözleriniz beni çok mutlu etti...Sizin gibi insan sarrafı olan üretken ve kültürlü;duyarlı ;duygulu ,nazenin bir arkadaşa sahip olmam büyük bir kazançtır...İyi ki varsınız...Çok teşekkür ederim...Sevgilerimi ve derin saygılarımı iletirim...  21.07.2011 14:50
 

Hayat bazen insanları hiç düşünmedikleri noktalara götürebiliyor. Merak ettim, durumunda şimdi bir değişiklik oldu mu? Bir de başımızı çevirip geçtiğimiz bu insanların, orada olmalarının altında genellikle büyük dramlar yatıyor. Duyarlılığınızdan dolayı kutluyorum sizi. Size olan sevgi ve saygım her yazıda biraz daha artıyor. Saygılarımla...

moonlight1 
 01.06.2008 10:37
Cevap :
Saygıdeğer Öğretmenim,Feleğin sillesini yemiş insanları kendi kaderleriyle baş başa bırakmak,toplumsal dayanışmayı şiar edinmiş halkımıza yakışmamaktadır.Atalarımız,bu konuda tarihte tüm uluslara örnek ve örnek olmuşken,bugün maalesef bu ruh buharlaşmıştır.Hikayede sözü edilen kişi de böyle kendi kaderiyle perişan bir şekilde sokaklara terkedilmişti...Ve mahallenin delisi diye eğitimsiz aile çocuklarınca ''Taşlanmaya başlamıştı ''Onunla özel ilgilenmelerimiz sonucu,şimdi bir evi ve bir görevi var...Park bekçiliği yaparak çevre korumada etkin bir birey oldu...İnadını kırabilirsek yakında evlendireceğiz:)) Sevgi ve saygı konusunda mukabil dileklerimi sunar esenlikler dilerim...  01.06.2008 11:33
 

Avuçları uzanmış ama yürekleri sımsıkı muhtaçlığa kapalı küs nice dilenciye rastlamaktayım. Çoğu zaman Şible üst geçidindeki parkta rastlarım onlara. Önlerinde muhtemelen bir iki mendil pakedi de olur. Kızım bir paketcik alır mısın, diye sessizce mırıldanırlar. Çoğu zaman ben onların avuçlarına para yerine meyve poğoça pasta sıkıştırarak sevecen de bir gülücük atarım yüreklerine... İçleri ısınsın diye... Bu arada mutlu yıllar dilerim.

NİLGÜN BURSA 
 30.12.2007 0:04
Cevap :
O sessiz mırıldanışlar sürekli bir kalbin eriyiş sesleridir...Kanayan yüreklerin tezahürüdür...Amaç ısınmak ve karın doyurmaktır...Yaşayan bilir hisseder o duyguları...Sizin bir pastanız,poğaçalarınız ne dualar almıştır kim bilir ?Para vermeye kaltığınızda gözleri sulanıverir...Onurlarıyla yaşamak onlar için bir erdemdir...Yürekten katkılarınız için teşekkürler....Allah herşeyi o temiz kalbinize göre versin size...Yeni Yılların size,ailenize ve ülkemize huzur ve sağlık getirmesi dileklerimle...Sevgiler...  30.12.2007 12:49
 

Günaydın Mesut Bey İnsanın sevdiklerinden ayrılması hem de böyle sürpriz ve sonsuz bir şekilde olması gerçekten çok acı. Biri eş, diğeri evlat daha kıymetlisi var mı bu dünyada?Eminim O'da onlardan geriye bu dünyada kalmak istememiştir.ama insanın yiyecek lokması varsa, bu dünyadaki misyonu hala devam ediyorsa gidilmiyor, o an ne kadar isteseniz de ölümü davet edemiyorsunuz.O'na uzattığınız dost el dilerim yaşama döndürür, kendine sakladığı, söyleyemediği, hatta kendine bile ititraf edemediği duygu ve düşüncelerini gün yüzüne çıkarır. Yüreğinizdeki sevgi pınarı hiç eksilmesin

Gülsüm Tiknaz 
 29.12.2007 8:01
Cevap :
Gülsüm Hanım,kaderin oyunuyla yaşamları kararanların elinden tutması gereken ve onu yaşama kazandırma,misyonunu üstlenen yine insan denen varlık olmalıdır.Yoksa sevgiyle kazanılmayacak canlı yoktur.Ben,şimdi kendi kaderine terkedilmiş bu garibanı topluma kazandırmak üzereyim .2008 'de bu müjdeyi herkese vereceğime inanıyorum.Önemli gelişmeler sağladım.Gönlünüzdeki güzellik enerjileri bizlere de önemli destek veriyor.Aslında ben de o insandan farklı değilim.Farkı gösterebilmek için ''Gerçek bir insan olduğumu'' kanıtlamaya çalışıyorum...Sizin de yüreğinizdeki sevgi pınarı hep çağıldasın...Sevgilerimle...  29.12.2007 12:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1522
Toplam yorum
: 9157
Toplam mesaj
: 558
Ort. okunma sayısı
: 1530
Kayıt tarihi
: 23.06.07
 
 

İnsan yontmakla geçti ömr-ü baharı... Güzel ve canlı heykeller yaptı... Kimisinin içi çabuk boşal..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster