Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Haziran '20

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
71
 

Yıkılsın (mı) Amerika?

Bugünlerde Amerika’da taşları yerinden oynatan, dünyanın geri kalanındaysa kalıcı değişmeler yaratmaya aday Floyd Olayı sonrası… Sosyal medyada kıyamet kopuyor: “Yıkılsın Amerika!”

İyi de kardeşim, yalnızca slogan atarak kurulmaz ki yeni bir düzen. Oturduğun yerden bağırarak, bir taraflarını yırtarak dile getirdiğin bu romantik isyan… Tek başına yıkabilir mi Amerika’yı? Sanmam. Eğer gerçekten bunu umup bekleyenlerdensen… Beklentinin sonu hüsran. Bunu şimdiden söyleyeyim.

Bilimde, teknolojide, eğitimde, sağlıkta, sanayide, ekonomide, askeri güçte; dünyayı yönetme, kitleleri yönlendirme, algı operasyonlarını dizayn etmede açık ara yerküre şampiyonu olan bir gücü ortadan kaldırmak için… Hiçbir şey yapmadan, yerini alabilecek daha iyi bir ülkeyi kurmadan; doğru, kalıcı bir alternatif üretmeden; çapsız, vizyonsuz, sonrasız hayallere kapılmak, temelsiz, nedensiz umutlar beslemek; Amerika’yı değil, o düşlerin sahiplerini yıkar.

Aklın, bilmin, özgür düşüncenin, vicdan hürriyetinin, fırsat eşitliğinin önderliğinde; belki de gezegenimizin en kötü niyetli organizasyonunu kurup yönetiyor olsa da… Daha idealist, daha namuslu bir model ortaya konamadıkça, oluşturulamadıkça; bu Amerika gider, başka Amerika’lar gelir! Gelenin adı değişir sadece. Amerikan sistemi kurup, kendi açısından başarıyla yerleştirdiği yeni vahşi kapitalist anlayışın isim babası olarak kalır/anılır belki ama… Yavru Amerika'lar, canımıza okumaya devam eder!

Amerika çekti, gitti, yok oldu diyelim. Kimi koyacaksınız yerine?

Amerika’nın abisi, emperyalizmin babası, “böl, parçala, yönet” siyasetinin mucidi İngiltere’yi mi?

Tarihin hiçbir döneminde adil olmamış, ölümüne yayılmacı, Çarlık mirasçısı, Putin’in Rusya’sını mı?

Başta Doğu Türkistan’daki 35 milyon Türk olmak üzere, soyundan olmayanı, kendi gibi görmediğini yok eden Çin Halk Cumhuriyeti’ni mi?

Her yanı ayrı çatırdayan, için için çöken, siyasi-ekonomik birlik projesi dağılmaya yüz tutan A.B’yi mi?

Tarihi yüz kızartıcı soykırımlarla dolu Fransa’yı mı?

Genetik kodları Musolini’yi yaratmış İtalya’yı mı?

 İnsanlık tarihinin gördüğü en eli kanlı katilini doğurmuş Hitler’in anavatanı Almanya’yı mı?

Amerika’nın uydusu hınk deyicisi Kanada’yı mı?

Her ne kadar “geleceğin yıldızı” diye yaldızlanıp dursa da, daha kendi vatandaşını doyurmaktan, ülkesini yönetmekten aciz Hindistanı mı?

Eline geçen her fırsatta; Çin Savaşında, 2.Dünya Savaşı’nda işgalciliği ele alan Japonya’yı mı?

Evet, belki biz, o güce erişebilirsek, yeryüzünü en azından daha yaşanabilir bir hale getirebiliriz. Mavi yuvarlağın hakimi olmuş bir Türkiye; belki daha etik bir yönetim ahlakını egemen kılabilir yaşamın derinliklerine. Yükseliş döneminde bunun çok güzel örneklerini de vermiş olsa da Osmanlı İmparatorluğu… Henüz en güçlü 10 ekonomi arasına bile girememiş bir memleket olarak; o vizyonun çok uzağındayız maalesef. Hem uluslararası konjoktür, hem kendi iç-dış dengelerimiz açısından.

Günümüz şartlarında, G 20 ükeleri arasında, “daha iyi bir yeryüzü kurma” potansiyeli gördüğüm tek ülke Avusturulya ama… Onun da İngiltere hegomonyasından, sömürgeci zihniyetinden kurtulması pek olası görünmüyor. Dünyanın ana kara parçalarına uzaklığı da cabası.

Öyleyse sorayım: Amerika yıkılsın (mı)?  Amerika yıkıldıktan sonra, daha ferah, daha mutlu ortamlarda mı yaşayacağız gerçekten?”

Bizi yöneten odaklarda, paranın asıl sahiplerinde kalıcı bir düşünce devrimi gerçekleştirmeden, daha uygar bir dünya kurma, daha medeni bir insanlığa kavuşabilme ihtimalimiz yok! İktidar odakları distopik emellerinden vazgeçmeden daha insancıl bir kara parçasına dönüşemez gezegenimiz.

Amacım elbette içinizi karartmak değil. Temelde iyimser biriyim ama… “Amerika Yıkılsın!” haykırışlarındaki boşluk, kofluk, temelsizlik beni o derece rahatsız etti ki… Sonunda bunları anlatmaya kendimi mecbur hissettim. Sürç-ü lisan ettiysek affola. Olan bitene susup seyirci kalmaktansa, fikir açıklamak daha doğru bir duruş olsa gerek.  

Emine Yücel bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok doğru yazmışsınız Cem Üstat. Aslında her konuda böyledir, oturduğumuz yerden bilgisayar başında ahkam kesmek bir işe yaramıyor! Kalemine ve emeğine sağlık.

Dr Atanur Yıldız 
 11.06.2020 16:35
Cevap :
Gören gözünüze, düşünen aklınıza sağlık Atanur Bey. Yorumunuza teşekkür ederim.  11.06.2020 22:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1349
Toplam yorum
: 3614
Toplam mesaj
: 73
Ort. okunma sayısı
: 1694
Kayıt tarihi
: 30.01.11
 
 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler veTanıtım, A.Ö.F. Adalet Yüksek Meslek ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster