Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ocak '12

 
Kategori
TV Programları
Okunma Sayısı
5357
 

Yılbaşı kutlaması mı, gericiliğin yüz karası mı?

Yılbaşı kutlaması mı, gericiliğin yüz karası mı?
 

Böylesi saf duygularla 'Yılbaşı'na yaklaşalım!


Eskiden sadece ‘dansöz’le olay olan ‘Yılbaşı’ eğlenceleri, özel televizyonların özgürlüğüne karşın her geçen yıl daha baskılanır oldu. Tıpkı camına pamuklarla yeni yılı yazmaktan dahi korkar hale gelen esnaf gibi, TV kanalları da yılbaşı gecesini neredeyse yok sayar şekilde program yaptı.

İstiklal Caddesi’ndeki dükkanlarda bile nadir süslemeye rastladığımız 2011 sonunda bu savsaklama neden? Sebep, gülünç ve maksatlı bir bağnazlıkla, yılbaşının Hıristiyan geleneği olduğunu savunanlara yaranmak mı? Bu tür karanlık odaklardan gelecek tehdit korkusu mu? Yoksa Nasrettin Hoca’nın merkebine uyguladığı ‘yem kısarak açlığa alıştırma’ taktiği mi? Bence her üçü de!

Kanal D’de, miadını dolduran ‘Bizim Yenge’nin evindeki üç beş süsleme ve zoraki dans… TRT 1’de Milli Piyango çekilişi ve nostaljik şarkılar… Show TV’de ‘Yetenek Sizsiniz’ ve sonrasında Hadise… TV 8’de Okan Bayülgen’le ‘Disko Kralı’… ATV’de ‘Yahşi Cazibe’, ‘Çocuklar Duymasın’ ve ‘Alemin Kralı’ dizileriyle yaşanan yılbaşı özelliği… Star’da ‘BKM Yılbaşı Özel’ ve ‘Altın Düetler’… FOX’ta ‘Buz Devri: Bir Yılbaşı Macerası’ filmi, ‘Var Mısın Yok Musun’ yarışması ve sonrasına ‘Miss Globe’ güzellik yarışması… Yani, bütün kanalların yaptığı tek şey, hep izlediğimiz programların biraz süslenmiş halini ‘Yılbaşı Eğlencesi’ diye yutturmak! Düşünme yeteneğini, bezginlikle yitirenlerin nasılsa itiraz edecek hali yok.

Ekstra para ve çaba harcanmadan önümüze konan bu savsaklamaya bir nebze renk katansa, NTV ekranından yansıtılan dünya kutlamaları ve Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül sayesinde varlık gösteren Nişantaşı görüntüleri. Oralardaki havai fişekler ve coşku sayesinde üstümüze çökertilmeye çalışılan kara bulutu biraz araladık.

Bir yanda, Kadıköy ve Taksim’de yapılmayan kutlamalar… Ekran karşısındakilere çok görülen adam gibi ‘Yılbaşı’ eğlenceleri… Tek kusuru çocuklara hediye ve umut dağıtmak olan, temsili karakter, ‘Noel Baba’yı aşağılamalar… Gregoryen Takvimi’nin periyoduyla yaşanan ve tüm insanlığı kapsayan zaman değişimini Hıristiyan diniyle bağdaştırma cehaleti…

Öte yanda, İstanbul’un ‘yüz akı’ olarak karşımıza çıkan Nişantaşı örneği… Moskova’dan, Londra’dan, Brezilya’dan ve New York Times Meydanı’nından yansıyan capcanlı insanların ‘yeni yıl’ bilinci!

‘Buyurun seçim sizin’diyeceğim ama sergilenenler, ‘yüz karası’ olarak, gidişatın yönünü gösterdiğinden demiyorum. Buna karşılık diyorum ki, madem ‘Yılbaşı’ Hıristiyan icadı görülerek kutlanmak istenmiyor o halde gelin tüm Hıristiyan icatlarından vazgeçelim. Öyle ya, içinde kutlama yapmaya korktuğumuz televizyon başta olmak üzere adeta kulaklarımıza yapışan telefonlar, konforunu sürdüğümüz tüm elektronikler, her gün dünyanın benzinini tüketmemize yol açan çeşit çeşit arabalar, uçaklar, telekomünikasyonu sağlayan uydular, savunma için gerekli silahlar, tıbbi alet ve tahlil yöntemleri, ilaçlar, gökdelenler, apartmanlar ve günlük hayatımızı kolaylaştıran ne varsa hepsi de Hıristiyan icadı! Kurmak için doğayı katletmeye hazır olduğumuz nükleer santraller de… Tıpkı, yokluğuna dayanamayacağımız elektrik gibi!

Atalım hepsini bir kenara… Takvim ve alfabemizi değişelim... Hıristiyan icadı kılık-kıyafetleri de çıkartalım üstümüzden. Binelim kağnılarımıza, atlarımıza… Kuşanalım kılıç kalkanlarımızı… Hıristiyan icadı apartman katlarımızdan ve konforlu ortamlarımızı yerle bir edip geçelim çadırlara. Peki, vatandaş bunları yaparken ‘Yılbaşı’nı öcü olarak gösterenler ne yapacak? Hımm… Onlar kendilerini Hıristiyan Amerikalı doktorlara teslim etmeyi, tatillerini Hıristiyan İsviçre Alplerinde geçirmeyi, Hıristiyan icadı jet ski’lerin tepesinde keyiflenmeyi, Hıristiyan kadınlarla alem yapmayı, çocuklarını da Amerika başta olmak üzere Hıristiyan ülkelerdeki okullarda binlerce dolar harcayarak okutmayı sürdürürler.

‘Yılbaşı’, akıp giden zamanın göstergesi olmanın ötesinde bir ‘Umut’tur! Dinle imanla da ilgisi yoktur. Yılbaşı ağacı ya da ‘yardım’ simgesi Noel Baba’yla din elden gitmez çünkü bunlar dini motifler değildir. Cehaletin pençesine düşmeyen herkes bunları bilir. Bu ve benzeri güzelliklerin emellere alet edilmesine izin vermeyelim. Halkları uyutup baskılamanın ve ülkeleri çökertmenin en iyi formülünün ‘din’ afyonu olduğunun yeni yılda görülmesi dileğiyle…

Anibal Güleroğlu http://www.sinematur.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Pardon ama Anadolu halkı arasında Sümerleri kim bilir, İlmiye Çığ'ı kim tanır, hangi Türkmen köyünde 22 Aralıkta eve çam ağacı alınır da süslenir bir gösteriverin, hem öğrenelim hem rahatlayalım. Bize google'dan çam ağacıyla ilgili bilgi taramak yerine yaşamdan örnekler verin. Tamam blog yazıyoruz ve yazdıklarımızın bilimsel birer eser niteliği taşıması beklenmiyor ama herhangi bir konuda bu kadar net yargılarımız varsa onu kanıtlamalı ya da gelen eleştirilere bilgiç bir havayla terslenmek yerine pozitif yaklaşmalıyız. İşte söylüyorum, bugün yılbaşı çamı alıp süsleyen hiçkimse bunu genetik kodlarında olduğu için yapmıyor, şu veya bu motivasyonla ama kesinlikle batı kültürü özentisinden dolayı yapıyor. Aksi takdirde Türk kodlarının bilinen en saf halinin yaşatıldığı alevi türkmen köylerinde belli tarihlerde çam ağacı alınıp süslendiğine şahit olmak gerekirdi ki böyle bir kültür olduğu işitilmemiştir.

Buz Adam 
 09.01.2012 11:31
Cevap :
Bilgiçlik ya da terslenmek söz konusu değil Sayın Buz Adam... BİLİNMEYEN TÜRK TARİHİ isimli kitabı okuma lütfunda bulunursanız orada yazdıklarımın dayanağını ve çok daha fazlasının ayrıntılarıyla kalema laındığını görebilirsiniz. Anadolu'ya gelince... Bilmemek ayıp değil ögrenmemek ayıp diyerek noktayı koymak isterim. İlaveten, yanlışların DOĞRU olarak yutturulmasına itiraz kaydıyla...Sayın Muazzez İlmiye Çığ'ı kim tanır sözünüzü de üzülerek okudum. Anadolu'da bilinçsizce yakılıp yok edilen ormanlarımızın korunması için direnen; Türk tarihindeki bilinmeyenleri ortaya çıkartmak için yıllarını harcayan bu değerli insanı DÜNYA tnıyorken biz kendi ülkemizde yeterince tanıtamamışsak bu da bizim ve eğitim sistemimizin ayıbıdır!Kim evine çam ağacı alırmış, diye soruyorsunuz... Bunca yıldır duran ve Ankara'nın sembolü olarak bilinene HİTİT GÜNEŞİ'ni yok eden zihniyetler misali, demek ki türlü çekincelerle bunlar da insanların alışkanlıklarından silinmiş!   09.01.2012 14:19
 

Sistem dediğiniz şey ne pardon?? yılbaşını falan koy kenara. gunluk hayata bakalım, sistem bizi bazı şeylerden alıkoyuyor baskı uyguluyor diyelim; batının bize alttan alttan sevimli bir şekilde empoze etmeye çalıştığı ahlaksızlığı, giyim tarzını, adabı baskı olarak görmemeniz normal tabi..teknolojisini, disiplinini, bilimini örnek alacağına bizim millet nerde gereksiz şey var onu örnek alıyor. batı da bunu çok guzel yapıyor, öyle güzel yapıyor ki baskı uygulamasına gerek kalmadan biz tıpış tıpış yürüyoruz. sistem dediğiniz şey nedense o saçma sapan tv programlarına , dizi senaryolarına engel olmuyor da yılbaşı kutlamasına kaldı olay..toplum belki böyle talep ediyor, belki istemiyor 1 ocak tarihini anlamlandırmayı, bunu niye kabullenemiyorsunuz. belki 10 yıl sonra hiç kutlanmayacak..sistem dediğiniz şey in bir halkası da biziz yahu. bizden bağımsız gelişemez herşey böyle..yapmayın etmeyin..

emine kurum 
 06.01.2012 23:43
Cevap :
Değerli Emine Kurum Hanımefendi, o şikayetçi olduğunuz ahlaksızlıkları empoze eden bir yazı yazdığımı hiç sanmıyorum. Ayrıca sitem duygusuna da nereden kapıldığınız anlayamadım. Yazımla hiç ilgisi olmayan yorumlar bunlar. Anlatmak istediğim konuya vakıf olamamanız üzücü. 1 OCAK tarihini anlamlandırmayın efendim, hatta Atatür Devrimleri'yle yerleşen alfabe, kılık-kıyafet, Medeni Kanun ve dahi pek çok gelişmeyi de anlamlandırmayın. Bunlar kişilerin şahsını ilgilendirir. Ama birtakım hatalı söylemlerle insanları yönlendirmek tüm toplumu! Ne yazık ki en kuvvetli zincirler bile zayıf halkalar yüzünden kopmaya mahkumdur.  07.01.2012 17:32
 

Eskiden yılbaşı eğlencesinin bir anlamı vardı. Artık yılın her günü televizyonlar yılbaşı ayarında eğlencelerden geçilmez oldu yani yaşayan her şey gibi yılbaşı kutlaması adeti de koşullara göre değişim geçiriyor. Artık insanlarda eskiden özel bir gün olan yılbaşı kutlamalarına karşı o eski coşku yok. Arz da talebe göre şekilleniyor doğal olarak. Olaya böyle bakmak lazım. işin diğer yönüne gelince, ben de bize ait olmayan kültürleri temsil eden simgelerin hayatımızı işgal etmesine karşı olanlardanım. Bu batıdan da gelse, doğudan da gelse farketmez. Bu anlamda Arap kültürel ögeleri ile yılbaşı çamı gibi batı kültürüne ait simgelerin birbirinden farkı yoktur, her ikisine de karşıyım. Tabi bir başkası tam tersine bu simgeleri benimseyip hayatına sokmak isteyebilir. Hükümetin muhafazakar ideolojisinden dolayı batı kültürüne ait adetlere hoş yaklaşmaması anlaşılabilir ancak yılbaşı eğlencesine karşı kurumsal bir dayatma olduğuna kesinlikle inanmıyorum, böyle bir şey ne gördüm ne de duydum.

Buz Adam 
 06.01.2012 22:18
Cevap :
Sizin yorumunuzu baz alıp bir türlü anlaşılmayan gerçeği vurgulamak istiyorum. Dünyaca ünlü Sümerolog ve tarihçi Muazzez İlmiye Çığ'ın da belgelediği gibi, YILBAŞI AĞACI SÜSLEMEK ESKİ BİR TÜRK ADETİDİR VE BATI BUNU TÜRKLERDEN ALMIŞTIR. NARDUGAN YANİ YILBAŞI ANLAMINA GELEN VE KUTLAMALAR DÜZENLENEN TARİH DE 22 ARALIK GECESİNE TEKABÜL EDER. ÇAM DA 'MUKADDES' SAYILDIĞI İÇİN EVLERE ALINIR VE ONUN ADINA BAYRAM DÜZENLENİR. Lütfen körükörüne eleştiri yerine yazımın YILBAŞI'NIN BİR HIRİSTİYAN GELENEĞİ YA DA BAYRAMI OLMADIĞINI vurgulayan içeriine dikkat edin. Yoksa isteyen istediğini yapar. Televizyona gelince, bunların da yaranmak ve kolaycılıktan kar etmek amacıyla ekstra program yapmamalarını eleştirdim. Umarım bu açıklamalar yeterince aydınlatıcı olmuştur.  07.01.2012 17:43
 

yaa kim kime baski yapmis, birakin kim nasil isterse oyle kutlasin ya da hic kutlamasin.Ne yani Newyorkta, Pariste cok renkli cok kutlanmis diye kimseyi suclayamazsiniz, bakiniz siz elestirinizi ne guzel yapmissiniz demekki ozgursunuz, havi fisekler cevre kirliligine neden oluyor mu, evet, asiri alkol bir suru kazaya neden oluyor mu, evet... o zaman niye bu sitem?

welat karakose 
 06.01.2012 21:38
Cevap :
Yorumunuz için sağolun. Ama diğer yorumlara ve verdiğim cevaplara baksaydınız, dahası yazıyı gerçekten özümseyerek okusaydınız kimin nasıl kutladığına karışmak amacında olmadığımı, farklı bir noktaya değindiğimi anlardınız. Eleştiriler beyni ve ufku geliştirir. Saygılarımla...  07.01.2012 15:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1114
Toplam yorum
: 258
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1627
Kayıt tarihi
: 10.04.10
 
 

İstanbul'da başlayan yaşamım, eski İstanbullu ailemden edindiğim kültürle gelişti. Birinciliklerl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster