Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ocak '07

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
542
 

Yılbaşında insanlığın son durumları ( 4-Sonuç )

Yılbaşında insanlığın son durumları ( 4-Sonuç )
 

Türk İnsanının Olaylara Bakış Açısı ve Sonuç

Bu arada, Türk basınında, Türk halkının da olaya karşı tıpkı Amerikan tarzı bir duyarsızlıkla yaklaştığının haberlerini okudum. Yüreğime ikinci bir ateş daha düştü. Duydum ki, Türkiye’m, Küçük Teksas olmuş… Nerede kaldı bizim o soylu Türklüğümüz?

Nerede o, Yunus ve Mevlana gibi İNSANları bağrından çıkaran, dünyaya dinlerüstü bir İNSANLIK anlayışı sunan memleketimin evlatları? Hani nerede ‘Türk kültürünün ve insanlığın bir gereği’ olan, yaralı, acılı, mazlum, yoksul, sefil, kimsesiz, dul, öksüz ya da yetim kalmış, felaketlerde, savaşlarda varını yoğunu kaybetmiş insanlara şevkat duygusuyla yaklaşıp acılarına saygı gösteren ve yürekten yardım etmek için en önde koşan Türk milleti?

Nerede, o Tanrı’ya ibadet için inşa edilen lüks camilere ve dini amaçlı hayır kuruluşlarına giden paralar? Tanrı’nın yüce katında İNSANLIK’dan başka daha anlamlı ve sevap bir ibadet şekli var mı? Kendi helal paranızla, Güney Asya’daki felaket bölgesine gitmenin, Hacca gidip Kabe’yi tavaf etmekten, oradaki insanlara yardım etmenin, zekat verip kurban kesmekden ne farkı olabilir? Yoksa, Anadolu’nun ve dünyanın, Nuh’un Gemisi’ni Ağrı Dağı’nın tepesine oturtan bir felaketi daha mı yaşamasını bekliyoruz?

2004 yılında hayatta kalmaktan öte başka bir şey yapamamak gerçeğimize, ekonomik sıkıntılar ve işşizlikle ilgili olumsuz gelişmelere, Rusya’nın Kuzey Osetya bölgesindeki çocuk katliamına, Türkiye’nin AB’ye girmek uğruna Kıbrıs konusunda ve öteki bazı şartların kabulunde yaptığı harakiri gösterisine ve bir de Amerikan başkanlık seçimlerinin ibretlik sonuçlarına tanık olunca yeni yıla ümitle girmek, Amerika’da, gurbette yaşam mücadelesi veren Türkler için çok daha zor oluyor. Ancak, yine de İNSANLIK’a olan ümidimiz ve hayata olan inancımız sayesinde 2005’den bir şeyler beklememek kendimize ve yeni yıla haksızlık olur diye düşünüyorum.

Bu arada, felaketlerde ölenlere Tanrı’dan rahmet, sağ kurtulanlara daha mutlu bir yaşam dilerken derin bir burukluk duyuyorum. Bu burukluğum, yoksulların, fırsatçılar ve umut tacirlerinin yalancı şevkatlerine muhtaç kalıp en sonunda yine hayal kırıklığına uğramaları korkumdan kaynaklanıyor. O yüzden, felaketleri fırsat bilip olayı, kendini ön plana çıkarmak için malzeme olarak kullanan ve ‘İNSANLIK adına yapıyorum’ diyerek karşımıza çıkan, kendi menfaatinden başka bir şey düşünmeyen, melek görünümlü kötülük perilerini de Tanrı’ya havale ediyorum…

Sonuç olarak, insanca bir dünya beklentisi, ancak samimi, yapıcı ve olumlu düşüncenin, ortaklık ve uyum içinde uygulanmasıyla mümkün olacak. Yıkmak kolay, zor olan yıkılanı yeniden yapmak. Kırılan hiç bir şey, tamir edilince eskisi kadar iyi olamıyor. İnsanlar çok kırılgan canlılar; hayvanlar ve bitkilerden onları farklı kılan, onların yaşamlarına ve dünya görüşlerine yön veren duyguları ve düşünceleri. İşte bu yüzden, gönüller kırıldığında, itibarlar kaybedildiğinde tamir edilmeleri imkansız oluyor.

Yıkılan bir binanın yerine daha güzeli tekrar inşa edilebilir, ama yitirilen bir ömür ve kırılan bir kalbin yerine yenisini koymak, ne yazık ki, imkansız.

Artık bundan böyle insanlık ayıpları görmemek ümidiyle yeni yılın hepimiz ve bütün dünya halkları için İNSANLIK adına, olumlu ve güzel şeyler getirmesini ‘bütün kalbimle’ diliyorum…

Alp İçöz
Eğitimci Yazar

JOURNALTA
The Journal of Turkish Americans
Copyright©ALP ICOZ 2004-2007

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 52
Toplam yorum
: 108
Toplam mesaj
: 49
Ort. okunma sayısı
: 1720
Kayıt tarihi
: 11.11.06
 
 

"İnsan, aslinda gönül gözüyle görmeli dünyayı. Herşey, o iç dünyanin merkez olduğu kişiliğine şek..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster