Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Eylül '09

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
502
 

Yıldız Kenter ve toplumsal sorumluluk

Yıldız Kenter ve toplumsal sorumluluk
 

Her hizmetin karşılığı vardır. Devlet kurumlarında, özel sektörde nerede çalışırsanız, sigortalı ya da emekli sandığından emekli olup ya bir kenara çekilirsiniz ya da eliniz ayağınız tuttuğu sürece bir yerlerde çalışmayı sürdürürsünüz.

Emekli olmak da güzel bir duygu. Onlarca yıl çalışıp emekli olmak neden kötü olsun. Ancak emeklilikte yapılacak işler, uğraşlar vardır. Yazan, çizen, eli zanaata yatkın insanlar, boş durmayı sevmezler. Hele yazar, şair, sanatçı iseniz üretmekten geri durmazsınız. Tiyatro, sinema, sanatçıları sağlıkları elverdiğince oynamaya devam ederler. Ağaçlar Ayakta Ölür diyerek…

Yıldız Kenter de onlardan biri elbette. 81 yaşında olmasına karşın hâlâ ayakta, hâlâ oynuyor. Geçtiğimiz günlerde Sabah Gazetesinde (21 Eylül) irkildim. Başlık bile haberi özetliyordu:”600 liralık devlet 'Yıldız'ı” Haber Yıldız Kenter üzerine kurulmuş, Devlet Sanatçısı Yıldız Kenter’in 600 lira emekli maaşıyla geçinmeye çalıştığını (!) anlatıyordu. Haberden bir bölümü daha okuyalım:"67 yaşını geçtiğim için konservatuvardan aldığım maaşı kestiler. Bankaya gittiğimde 'Size para yok' dedikleri an yıkıldım. Parasız kaldım! Parasız kalan insanlar ne hissederse, onu hissettim. Şu an 600 lira emekli maaşıyla geçinmeye çalışıyorum"

Haberin bir çok gazetede de yer alması, bazı köşe yazarlarının da yorum yapması üzerine Yıldız Kenter bu kez haberin doğru yansıtılmadığını, çarpıtıldığını söyledi (Cumhuriyet 23 Eylül) “Kimse gerçeği araştırmıyor, sormuyor. Herkes soru sormadan, gazetede gördüğü bir şeyin üstüne atlıyor ve satırını bile değiştirme gereği duymadan yazıyor. Gerçekle ilgisi olmayan bir yazıydı.

Ben de açıkçası bu haberi okuduğumda, inanasım gelmedi. Buna benzer sanatçıların yaşlandıktan, emekli olduktan sonra yaşadıkları travmayı basından, televizyonlardan da okumuş ve izlemiştik. Ancak tiyatrosunu kapatmayan, oyunlar oynayan, hazırlayan bir sanatçının böylesine acıklı bir habere malzeme olmasını da yadırgadım elbette.

Bu arada bir köşe yazarı Mustafa Mutlu Vatan’da (21 Eylül) yorumunu sundu okurlarına: Mustafa Mutlu yazısında Hayatınızı tiyatroya adadınız ve bugüne kadar yüzlerce oyun sergilediniz... Peki; bu oyunların kaçında, herhangi bir konuda toplumsal sorumluluk üstlendiniz?” diye de sormuş sanatçıya. Mutlu’nun haklı olduğu yanları olabilir. Böylesi soruları hak eden sançtılar bulunabilir.Ancak bugüne dek sergilediği oyunlar, rol aldığı filmler de Kenter’in sergilediği toplumsal içeriği, iletiyi de göz ardı edebilir mi?

Yılların deneyimli yazarı Hakkı Devrim de Radikal’deki köşesinde (23 Eylül) “Bana göre, çok laf gerekmeden insanı dehşete düşürecek, kahredecek bir haber ve milletçe yüzümüzü kızartacak bir durumdu bu.” diyor ve Mustafa Mutlu’ya serzenişte bulunarak, şu sözlerle bitiriyordu yazısını: “Meslektaşlara dair bildiklerim var elbette. Ama köşeyazarı seçiminde kullanılan eleğin, bu kadar delik deşik, böylesine pejmürde ve perîşan-hâtır olduğunun inanın farkında değildim.
Haddini aşıp da Yıldız hakkında ahkâm kesmeye kalkmasa, Tanpınar Hocam gibi, Vah vah nesi var acaba? der geçerdim.”

Hürriyet Gazetesi yazarı Doğan Hızlan’a mektup yazan Yıldız Kenter “kimseyle ne konuştum, ne dertleştim, yazıyı yazan adamla -kimse o adam- ne karşı karşıya geldim, ne de konuştum. Böyle birini tanımıyorum bile. Basınımız birçok gerçeğe göz yumarken nasıl böyle bir yalana ilgi gösterdi ve bana tek kelime sormadan yazıyı gerçek kabul ederek benimsedi ve yayınladı, inanamıyorum.” diyerek sitemlerini iletiyordu. Doğan Hızlan’ın yorumu ise. “Yıldız Kenter, bütün dünyayı Güngör Dilmen’in Ben Anadolu’su ile dolaştı, kimsenin haber yapmakta birbiriyle yarıştığına tanık olmadım.

(…) Basına güven kavramını tartışırken, bu tür ihmallerin yapılmaması gerekir.

Mesleğinize, çalıştığınız gazeteye kötülük ediyorsunuz, bir büyük ustaya da saygısızlık.”

Sanatçı olmak bir sorumluluktur elbette. Her ne üretiyorsanız; resim, yontu, tiyatro, sinema… Topluma karşı sorumluluğunuz vardır mutlaka. Çağını algılayan, yaşadığı toplumun duyarlıklarını, kültürel düzeyini bilen, çağdaşlık bilincine sahip olan her sanatçı yapıtlarında da bunu gösterecek, sunacaktır halka. Yıldız Kenter de oynadığı oyunlarda, filmlerde toplumsal konulara, sorunlara duyarsız bir sanatçı kimliği sergilemedi bildiğim kadarıyla. Altmış yıla yakın emek verdiği tiyatroyla ilettiklerini, söylediklerini de es geçemeyiz herhalde.

Elbette bir ülkenin aydınları, sanatçıları, yazarları, şairleri; “yoksulluğun, sömürülmenin, itilip kakılmanın yazgı olmadığını” gerektiğinde söyleyecekler, yazacaklar, yansıtacaklar. Ancak bu laf ola beri gele değil; gerçekçi, içten, duyarlı biçimde seslendirildiğinde insana inandırıcı gelecektir. Bu sözleri edip arkasını dönünce tersi davranışlar sergileyecekse, bu tür insanları bağrımıza basamayız. Kendini topluma kabul ettirmiş, yapıtlarıyla kanıtlamış sanatçıları da alkışlayacağız. Onların yaşlandıktan, elden ayaktan düştükten sonra da bu yaşamdan silinip gitmelerine seyirci kalmayacağız. Devlet bunu sanatçısına, yazarına çok görmemeli elbette.

Yıldız Kenter’e dönersek, 1928 doğumlu sanatçı bugüne dek yüzlerce yerli yabancı oyunlarda rol aldı, çok sayıda filmde oynadı. 1959’da Devlet Tiyatrosu’ndan ayrıldı. Muhsin Ertuğrul ile bir yıl çalıştı. Kardeşi Müşfik Kenter ve eşi Şükran Güngör ile Kent Oyuncuları Topluluğunu kurdu. 1981’de “Devlet Sanatçısı” olarak ödüllendirildi. 1984’te Roma’daki İtalyan Kültür Birliğince “ Adalaide Ristori ” ödülüne layık görüldü. Profesör unvanını da alan Yıldız Kenter, 40 yıla yakın bir süredir Sahne Hocalığı da yapıyor. Yurtiçi ve yurtdışında sayısı oldukça fazla ödülün de sahibi Kenter.

Onun sanat yaşamından kısa bir kesit bunlar. Kuşkusuz Yıldız Kenter’i fazla tanıtmaya gerek var mı? Yıllarını bu sanata adayan, başarısını kanıtlamış bir sanatçıyı bitmiş, tükenmiş, yıkılmış, zavallı konumuna düşürecek haberlerden, yazılardan, yorumlardan da kaçınmalıyız diye düşünüyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Yıldız Kenter'in bir sanatçı olarak sahnelerde olması bile, kadınlarımıza bir toplumsal içerikli mesajdır diye düşünüyorum. saygılar.

Ezgi Umut 
 29.11.2009 2:23
Cevap :
Duygularınıza aynen katılıyorum. Sanatçıları, üstelik bu yaşına değin üreterek, toplumsal duyarlığa katılım sağlayarak,kadın duyarlığını saygın konumda tutarak sanatçıları hep alkışlamalıyız, hep destek olmalıyız. Yıldız Kenter'i ve diğer üretken,savaşımcı kadınları saygıyla anıyorum.  29.11.2009 17:40
 

Oğuz Bey, yazınızı ilgiyle okudum, röportajın gerçek olmaması durumundan, adı geçen gazetenin yazarını ayıplarız. Röportajın gerçek olması halinde ise, sanat yaşamına son noktayı koyan sanatçıların son demlerindeki maddi zorlukları gözler önüne serilir genelde. Peki yazınınızdaki Sanatçımız, en popüler olduğu, turneden turneye koştuğu, hasılatları gişe rekorları kırdığı dönemlerdeki sanatsal faaliyetlerinin nemalarından hiç mi birikim yapmamıştır? Sorumun cevabını sizlere bırakıyorum. Selamlarımla...Gül Alkan

Yurdagül Alkan 
 25.09.2009 10:48
Cevap :
Gül Hanım, önce teşekkür ederim yazıma karşı gösterdiğiniz duyarlılığa. Yıldız Kenter’in yanlışı,eksiği,hatası varsa, onları da yazmak bir gazetecinin görevi elbette. Ancak yalan yanlış haberler yapmak, haberi sulandırmak, kamu oyunu yanlış bilgilendirmek hiç etik değil. Ben bunu vurgulamak istedim. Köşe yazarları da tek yanlı değil, gerçekçi, tutarlı, düzeyli olmak zorundadır. Yoksa kasıtlı bir davranış sergilemeyi, yanlı olmayı doğru bulmuyorum.Zaten Yıldız Kenter de daha sonraki günlerde habere açıklık getirdi, yanlışın altını çizdi. Ülkemizin yüz akı sanatçılarına,yazarlarına karşı “toplumsal duyarlılığın” gereğini yerine getirmeliyiz diye düşünüyorum. İlginiz, düşünceniz,yorumunuz, paylaşımınız için ben de teşekkür ederim.Saygıyla.  26.09.2009 12:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 178
Toplam yorum
: 278
Toplam mesaj
: 85
Ort. okunma sayısı
: 1430
Kayıt tarihi
: 01.06.08
 
 

1946 yılında Gaziantep’in Oğuzeli ilçesinde doğdum. İlkokulu aynı ilçede, ortaokulu Ceyhan’da, li..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster