Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Eylül '12

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
744
 

Yıldız Sarayı

Yıldız Sarayı
 

Yıldız Sarayı


Sultan III. Selim'in (1789-1807) annesi Mihrişah Sultaniçin yaptırılmış, özellikle Osmanlıpadişahı II. Abdülhamit(1876-1909) süresinde Osmanlı Devletininana sarayı olarak kullanılmış olan saray.

Günümüzde Beşiktaşİlçesi’nde yer alır.

Dolmabahçe Sarayıgibi tek bir yapı halinde değil, Marmara denizisahilinden başlayarak kuzeybatıya doğru yükselip sırt çizgisine kadar tüm yamacı kaplayan bir bahçe ve koruluk içine yerleşmiş saraylar, köşkler, yönetim, koruma, servis yapıları ve parklar bütünüdür.

Yıldız Sarayı, Avrupa şehircilik ve saray kompleksine göre biçimlendirilmiştir. Sarayda birbirini izleyen avlular, bu avluların çevresinde yapılar sıralanmıştır. Oldukça geniş bahçenin çevresinde de küçük köşkler, tiyatro, kütüphane sıralanmıştır.

Sarayın I.Avlusunda Büyük Mabeyn Köşkü, Yaveran Dairesi, Çit Kasrı, Silahhane, Marangozhane bulunmaktadır.

Sarayın II. Avlusunda ise Harem binalarının yanı sıra kültürel ve sanatsal yapılar bulunmaktadır.

Has Bahçe adı ile bilinen yerdeki Harem Dairesi’nden başlayan saray Cihannüma Köşkü’ne kadar devam etmektedir.

İç Bahçenin değişik yerlerine birbirlerinden bağımsız, Ata Köşkü, Kameriye Köşkü ve Cihannüma Köşkü gibi köşkler yapılmıştır.
Sarayın en görkemli yapısı olan Abdülaziz’in Balyan ailesine yaptırdığı Büyük Mabeyn Köşkü’nün yanında Seyir Köşkü ve Çit Kasrı, onların karşısında da Yaveran Dairesi bulunmaktadır.

Sultan Abdülhamid’in tahttan indirilmesinden sonra yerine geçen Sultan Mehmet Reşat (1909–1918) buradaki Hususi Daire denilen köşkün Dört Mevsim Salonunda ameliyat edilmiştir.

Sultan VI. Mehmet Vahdettin ise (1918–1922) Dolmabahçe Sarayı’nda ikamet etmiş zaman - zaman da Yıldız Sarayı’na gelmiştir. (alıntı)

Yıldız Sarayı İstanbul, Beşiktaş’ta deniz kıyısından kuzeye doğru yükselen yamaçları, çeşitli ağaçlarla süslü, koruluk ve bahçeler, içindeki köşklerden, saraylardan, çeşitli yapılardan oluşan muazzam bir yerdir.

Buranın aslında Padişahların Kanuni Sultan Süleyman devrinden itibaren avlandıkları yer olarak biliniyormuş.

Buranın nasıl oluşturulduğunu, hangi dönemlerde hangi padişahlar kimler için neler yaptığını anlatan yazıyı aktarıyorum…


Bu araziye ilk kasrı Sultan I. Ahmet (1603–1617) yaptırmıştır.

Sultan IV. Murad (1617–1640) bu alana avlanmaya geldiğinde bu kasırda dinlenmiştir.

Bunun ardından XVIII. yüzyılda önce Sultan III. Selim (1789–1807) annesi Mihrişah Sultan için bir başka kasır daha yaptırmış ve bu kasra Yıldız ismini vermiştir.

Bunun yanı sıra sarayın iç bahçesine de rokoko üslubunda bir çeşme eklemiştir.

Sultan III. Selim’den sonra Sultan II. Mahmud (1808–1839) Yıldız Sarayı bahçesinde düzenlenen ok atışları ve güreş oyunlarını seyretmek için buraya gelmiştir.

Bu nedenle de 1834–1835 yıllarında yeni bir köşk yaptırarak çevresine yeni bir bahçe düzenlemiştir.

Sultan II. Mahmud “Asakir-i Mansure-i Muhammediye” ismi ile kurduğu yeni ordusunun talimlerini Yıldız Sarayı bahçesinde yaptırmış ve onları izlemiştir.

Sultan II. Mahmud’un oğlu Sultan Abdülmecid (1839–1861) burada yapılmış olan köşkleri yıktırmış ve onlardan daha güzel olan “Kasr-ı Dilküsa” isimli köşkü 1842 yılında annesi Bezm-i Âlem Valide Sultan için yaptırmıştır.

Sultan Abdülaziz’in (1861–1876) ise, Osmanlı İmparatorluğu’nda bir yüzyılı aşkın süre mimari yapıları ile hâkim olan Balyan ailesine Büyük Mabeyn Köşkünü yaptırmış ardından dış bahçede Malta ve Çadır Köşkleri ile asıl sarayı oluşturan Çit Kasrını onlara eklemiştir.

Böylece Yıldız Sarayı, Osmanlı padişahlarının yaptırmış olduğu köşklerle saray kompleksine dönüşmüştür.
 (alıntı)

Yıldız Sarayı Osmanlı İmparatorluğu’nun sona ermesinden sonra bir süre hiçbir şey yapılmamış, daha sonra Harp Akademileri binası olarak kullanılmış.

Sarayın bazı bölümleri; TBMM Milli Saraylar Daire Başkanlığı’na,

İslam Tarih Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi’nce (IRCICA) Yıldız Üniversitesine bağlanmış.

Bir bölümü de kültür bakanlığına devredilmiş.


Sultan Abdülaziz’in tahttan indirilmesinden sonra yerine geçen Sultan V. Murad (1876) üç aylık saltanatını Yıldız Sarayı’nda sürdürmüştür.

Sultan Murad’ın akli dengesizliğinden ötürü tahttan indirilmesinden sonra kardeşi Sultan II. Abdülhamid (1876–1909) Dolmabahçe Sarayı’nın deniz kıyısında bulunması ve sarayın herhangi bir ayaklanmada denizden kuşatılma olasılığını göz önünde bulundurarak Yıldız Sarayı’na taşınmıştır.

Bundan sonra sarayın yeniden yapılanmasına başlanmış, çevredeki araziler satın alınarak bugün Yıldız Parkı denilen dış bahçeler genişletilmiş ve bunun içerisinde de yeni imar çalışmaları yapılmıştır.

Böylece saray bahçeleri ile birlikte 80 dönümlük bir araziye yayılmıştır.

Yıldız Sarayı Hümayunu ismi verilen bu yapı topluluğunda sultanların, şehzadelerin ikamet olarak kullandıkları, resmi görevlilerin görev yaptıkları köşkler, tiyatro, müze, kitaplık, eczane, hayvanat bahçesi, mescit, hamam, tamirhane, marangozhane, demirhane, kilithane gibi çeşitli yapılar bulunuyordu.

Ayrıca sarayın hemen dışında da Osmanlı I.Ordusuna bağlı bir hassa tümeni de konuşlanmıştı. (alıntı)
&

Saray arazisi ile ne oranda örtüştüğü kesin olarak bilinmese de "Civan Kapucıbaşı Bahçesi", "Kazancıoğlu Bahçesi" adını taşıyan bahçe ve koruluklar büyük olasılıkla Yıldız Sarayı arazisini de içermekteydi.

Bu bahçeler I. Ahmeddöneminde (1603-1617) padişah bahçeleri arasına katıldı.

Bundan sonra bölgeye değişik zamanlarda, gereksinim oldukça birçok yapı eklenmiştir.

Devrinin en özenle yapılmış yapıları arasında sayılabilecek olan bu yerler, burayı yapı bakımından bir yaşam alanı haline getirmiştir.

II. Abdülhamit'in 1876'da iki devrime sahne olan Dolmabahçe Sarayı'nı duygusal nedenlerle terkederek daha korunaklı olan Yıldız'a çekildiği anlatılır.

Bu dönemde Yıldız siyasi yönetimin ana odağı haline gelmiş, hükümet biriminin bulunduğu ve Tanzimatdöneminde siyasi yaşamın asıl eksenini oluşturan Bab-ı Ali'yi gölgede bırakmıştır.

1882'de Mithat Paşave Mahmut Celaleddin Paşa'nın idamını buyruk eden saray mahkemesi Yıldız Sarayında gerçekleşmiş ve bu nedenle Yıldız Mahkemesi adını kazanmıştır.

Bu tarihten sonra Yıldız Sarayı, II. Abdülhamit'in yönetimine istinaden bir korku ve dalavere merkezi olarak ünlenmiş ve bir dönem "yıldız" sözcüğünün Osmanlı basınında kullanımı, siyasi çağrışımları olabileceği gerekçesiyle, II. Abdülhamit'in sansür idaresi tarafından engellenmiştir.

Sultan Abdülhamit'in 1909 yılında 31 Mart Vakası'ndan sonra tahttan indirilmesi üzerine saray bir halk kalabalığı tarafından yağmalanmış ve kısmen yakılmıştır.

Bu yağmalama eylemi sırasında, Abdülhamit'e bildiri vermiş veya polis ajanı olarak çalışmış olan kişilerin kendilerine ait belgeleri arayarak yoketmeye çalıştıkları anlatılır.

II. AbdülhamidYıldız Camii'ni 1885-1886yılları arasında yaptırılmıştır.

Gerek kitlesi ve plan şeması, gerekse dekorasyonu ile son dönem Osmanlı mimarisinin en tipik örneklerindendir.

Yıldız Camii Beşiktaş, Barbaros Bulvarı'nın kuzey kesiminde, Yıldız Sarayı yolu üzerinde yer alır.

Asıl adı Hamidiye olmasına karşılık daha çok Yıldız Camii olarak bilinmektedir.

Saray karmaşık bir yapıya sahip olup yönetim yapıları Büyük Mabeyn, Şale Köşkü, Malta Köşkü, Çadır Köşkü, Yıldız Tiyatro ve Opera Evi, Yıldız Saray Müzesi ve İmparatorluk Porselen Üretimevi'ni kapsıyordu.

Yıldız saray Bahçesi ayrıca İstanbul'da herkesçe tanınan bir dinlenme yeriydi.

Bir köprü Yıldız Sarayı ile Çırağan Sarayı' nı Boğaz üzerinde bu bahçeye bağlıyordu.

Yıldız Sarayı saat kulesi; Yıldız Camii avlusunun güneybatı köşesinde bulunur.

1890yılında yaptırılmıştır.

Oryantalist ve neogotik karması olan bir tasarımı vardır.

Köşeleri kırık bir kare plan üzerinde yükselen, üç katlı kuledir.

Sivri ve dilimli bir kubbe ile örtülüdür.

Örtü kısmında yine dilimli kemerli çatı pencereleri bulunur.

1895 yılında açılan üretimevi üst sınıfın Avrupa biçimi seramik gereksinimini karşılamak için üretim yapıyordu.

Kâseler, vazolar ve tabaklar üretildi.

Bunlar sıklıkla Boğaz manzarasını resmediyordu.

Yapı Orta Çağ şatolarını andıran bir görünüme sahipti.(alıntı)

İstanbul’da çok güzel saraylar var. Fırsat buldukça sizlere iki satırda olsa onlardan söz edeceğim…

Nazan Şara Şatana

http:// http://www.facebook.com/nazansara.satana.5

http:// https://twitter.com/#!/nazansarasatana

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1092
Toplam yorum
: 112
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 2052
Kayıt tarihi
: 09.12.10
 
 

Nazan Şara Şatana (d. 1957, İstanbul), Türk yazar. Eğitim hayatından sonra; Günaydın Gazetesi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster