Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ocak '14

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
75
 

Yılın başı

Yılın başı
 


Bak gördün mü hiçbir şey değişmedi işte.

Yatcaz kalkcaz hooop yeni bir dünya yeni bir hava oluşacak diyenler nasıl da şaşırdılar.

- 'Meğer bir yalana kurban gittik' diye hayıflanıp durmaktan gayrı ne yapabilirler. Beklentileri çoğaltıp karşılığını alamadıklarını görenlere haliyle üzülüyorum. Bu kadar değişimi bir günden beklemek ne kadar da acı.

 

*Bu dünya düzeninde bütün günler böyle şişirildi. Sevgililer gününden tutun anneler gününe varıncaya kadar herşey ve bu yılbaşı gecesi de aynı muameleye tabi tutuldu.

Ticari kaygıların gereği reklam araçları en aktif hale getirilip insanlara yön verildi. Işıl ışıl sokaklar, renkli ambalajlar, vitrin camları, eğlence mekanları, yiyecek ve içeceklerin çeşitliliği, hediyeler, noel diye bir yaratığın yalanları, zehirli batıl inanışlar vesaire vesaire.

 

*Hayvan hakları savunucularının(!) her Kurban Bayramında vicdandan, merhametten dem tuttukları eylem ve söylemleri nedense culuk (hindi) kesimine gelince tıp demeleri neticesinde her yerde gulu gulu sesleri susturulup culuklar en süslü halde sofralarda yerini almakta. Her yılbaşında öğreniyoruz ki(!) culuk hayvan değil ve hiçbir hakka sahip olamaz...

 

*Ağaç kesme fiili olmasa bile üzerinden prim yapmak adına sokaklara dökülenler nedense çam ağacını bitki saymamaları neticesinde binlerce çam ağacı ormanlardan kesilerek evlerin ortasında süslenerek kurumaya terkedilebiliyor. Anlıyoruz ki ağaç kesilemez ama çam ağacı ise durum değişiyor.

 

*Televizyonlar müstehcen, şiddet içeren, gayriahlaki yayın yaptıklarında cezai müeyyideyle karşılaşırlar yargısı doğrusu bu yılbaşlarında değişiyor ve alabildiğine yasaklar ihlal ediliyor.Cezayı belirleyen kurum o güne özel bir kanun varmış gibi maalesef susuyor.Susunca da çıplaklık, küfürler normal karşılanıyor.

 

*Tacize uğrayacağını bile bile magandaların oluşturduğu kalabaklıklara karışanlar, özgürüz ayaklarıyla kendini alkole, dansa teslim edenler; bile bile lades demekten geri durmuyorlar ardından aman efendim özgür bir şekilde kutlama yapamıyoruz diyorlar. Oysa ki kaçırdıkları şu; o magandalarda özgürce kutlamak için oralara geliyorlar.Yani özgürlüğü savunup özgürlüğe karşı gelmek oluyor sizin yaptığınız.Yapmayın böyle kırılıyorum ama.

 

*Kendi inanış değerleri cezbetmiyor elbette bazılarını.O gece felekle beraber zil takıp oynamak varken kim düşünceye, hissetmeye, duaya, ibadete odaklanır ki. Her ramazan aslında batıya gitmeli. Orada ki insanları pide kuyruğunda pide alıp sofralarını donatıp, çadır kurup, hoş geldin ya şehri Ramazan yazısını ışıklarla sokaklarına asmış görebilir misiniz?Tamam kırismis kutlanmıyor bizde, dini inancımız gereklerinde yok ama nedense kırismisteki kültürün çok parçası yılbaşında aynen yapılıyor. Ben de diyorum ki batıdakiler ramazan orucu tutmasınlar ama Ramazan'ı şeklen yaşasınlar.

 

Eğrilerin doğrulduğu, renklerin alacalı bulacalı hale dönüştüğü, sözün değersiz, özün yüreksiz kaldığı günlerde bir gecede dünyasının değişeceğine inanıp ya da bu duyguları bilinç altına öteleyerek inkar edip bu geceyi bir sınır kabul edenlerle ya da bilincini kullanmayıp istemsiz hizmet edenlerle mümkünse aynı pencereden baktığımız gibi bir yanlışa düşmeyelim.

 

Köşe Yazısı: DENİZHAN BURHAN
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 55
Toplam yorum
: 25
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 124
Kayıt tarihi
: 19.02.13
 
 

Basın Danışmanı. Medya tanıtım uzmanı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster