Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ekim '09

 
Kategori
Dostluk
Okunma Sayısı
651
 

Yıllar sonra yeniden

Yıllar sonra eskilere gittim birden. Şu facebook denen, insanda saklı gizli ve ulaşılmaz birşey bırakmayan site sayesinde yıllar öncesinden tanıdığım, hayatın akışı içinde birbirimizi kaybetmiş olduğumuz eski bir dostuma ulaştım bu akşam. "Yılllar" diye bir çırpıda çıkıveriyor ağzımızdan ama yaşarken her ayrıntı ciddi zaman ve enerji alıp götürüyor bizden. Sonrasında, yılların ardından yani; şöyle bir dönüp de baktığınızda her harfini ve vurgusunu hakettiğiniz bir "Vay be!" çıkıyor ağzınızdan. Ne ilginç değil mi? Tarih ya da bir süreci anlatan bir kitap okurken bir iki günde bütün olan bitene vakıf oluyorsunuz da yaşarken, ne oldu ne olacak derken inim inim inliyorsunuz. Neyse fazla uzatmayalım.

Efendim "Sevda" benim lise yıllarımın "ulaşılmaz"ıydı. Çocukluktan gençliğe geçtiğimiz o yıllarda içimizdeki kontrolü oldukça zor enerjiyi nerelere kanalize edeceğimizi kestiremediğimiz , öyle olunca da her allahın günü çuvalladığımız yıllardı. O zamanlar şimdiki gibi gençlerin özlük haklarına saygılı, onları birer "birey" olarak kabul eden bir zihniyet te yoktu. Enerjisini eğitimine yönlendirebilenler "okuyup adam oluyor", haytalıkta gözü olanlar ise ya siyasal odaklarca terör eylemlerinde kullanılıyor ya da çalışma hayatına atılıp karınca kararınca geçim derdine düşüyorlardı. Tabi bu arada gençliğin getirdiği o süreci kazasız belasız atlatabilmek başlı başına bir sorundu. İki arkadaşımızın intihar ederek kendi yaşamlarına son vermeleri beni hala kederlendirir. Böyle bir ortamda, daha o zamanın mahalle baskısına nasıl direneceğimizi kestiremediğimiz, kaşımızı gözümüzü eksik ve yetersiz gördüğümüz zaman karşı cinsten biriyle konuşurken dilimizin dolandığı, huzurun ipinin büyük olçüde başkalarının elinde olduğu yıllarda Sevda'yı tanıdım.

Onunla her karşılaşma ne büyük heyecandı Tanrım? Görünürde gayet sıradanmış gibi yapılan bir selamlaşma eylemi her salisesiyle tekrar tekrar gözlerimin önüne gelir, her ayrıntısını ezbere bildiğim yüzü, gülüşü, bakışları benim için birer mutluluk abidesi olurdu. Hafta sonları dersaneye gitmeden önce heyecan ve mutluluğumun tavan yaptığını dün gibi hatırlarım. Kankardeşim olacak aklıevvelle yirmi küsur yıldır "kızlar" başlıklı konuşmalarımızın konu mankeniydi Sevda.

O zamanlar onun hakkında "Ne yapmalı" başlıklı konuşmalarımı hatırlıyorum. Konuştuğum kızlar; "Bu kız ne kadar şanslı? Keşke bize de böyle ilgiyle yaklaşan olsa." diyerek için için kıskanırlardı ona olan ilgimi. Hiçbirini karşı cins olarak bile göremezdim. Tertemiz bir çocukluk aşkı işte. Ulaşılmazlığın daha da güzelleştirdiği bir aşk. Çünkü "ulaştığımız" sevgililerimizle ne iletişim sorunları yaşadığımızı, nasıl sahiplenip nefes alamaz hale getirdiğimizi ve tabi aynı yaralarla nasıl kanatıldığımızı ibretle hatırlıyorum. Tabi büyüyoruz, bedeli de bu. Ama konuşurken kolayca ağzımızdan kelimelerle dökülen kavramlar, yaşarken her ayrıntıda ciddi bedellere mal oluyor. Hayatın diyalektiği de burada saklı zaten. Mutlu olduğunuz ölçüde o insandan dolayı acı da çekersiniz. Ya da fazla kayda değer olmayan bir sevgiliden size acı anlamında bir zarar gelmez.

Neyse konumuza dönüp noktayı koyalım. Ben bu akşam yıllar öncesinden çok önemli bir dostum, ulaşılmazım ve gençliğimin güzel duygularını borçlu olduğum sevgili arkadaşıma facebook sayesinde ulaştım. Yılların ötesine sarkan bir telefon konuşması yaptık. Önümüzdeki günlerde kahve terapisi de yapacağız. Hayat ikimize de ufak elenseler çekmiş ama olsun. Bazı sıkıntıları çekmeden erdem yolunda ilerleyemiyorsun zaten. Sevincimi siz sevgili dostlarımla paylaşmak istedim. Ne güzel değil mi? İçinde "sevgi"nin olduğu birşeyleri paylaşıyorsunuz. Haddinizi bilerek, büyü bozulur diye ulaş-a-mamaya razı olarak. Alabildiğine sosyal kalıplar içinde kalıp. Ve içinizdeki o sıcacık duyguları belki bir kendisi dışında dostlarınızla paylaşarak...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"ulaşamamaya razı olmak" diye birşey yok. "günümüzde" demiyorum, çünkü hiçbir zaman olduğuna inanmıyorum.insanoğlu kafasında bir model çizer ve o modelin aşkı ömrübillah bitmez.ulaşmamayı da kendi tercih eder. çünk bilir ki ulaştığı vakit kafada çizilmiş karakterden çok farklı bir karakter vardır karşısında. ulaşmamanızı diliyorum. bu duyguları taze tutabilmeniz adına.

lale tuz 
 19.10.2009 15:05
Cevap :
Haklısınız. Teoride bir şeyin hayali, aslından daha güzeldir. Avuçtaki kartopu gibi ilişkiler artık; taşıdıkça erir ve parmaklarımızın arasından kaybolur gider. Bu olumsuzluğu sosyal zekayla telafi etmeye çalışır insanlar. Ama nereye kadar ve neye rağmen? Değerli yorumunuz için teşekkürler.  19.10.2009 18:30
 

sanırım bunca yıldan beri devam etmesinin sebebi de onun ulaşılmaz oldugudur. saf, masum tertemiz duygular beslenen, söylenmeden geçip giden aşklar.. adınıza sevindim:) selamlarımla..

sema öztürk 
 12.10.2009 10:46
Cevap :
Aşkları oyuncaklar gibi görürsek. İlle de benim olacak diye ısrarla ve inatla elde edip, bıkana kadar oynayıp, sonra da bir köşeye atarak sıradaki "oyuncağa" yönelirsek; onun adı başka birşey oluyor. Ulaşılmazlık Ferhat ile Şirin'in aşkını diri tutan bir kavram. Bedelini ödeyebiliyor, dayanabiliyorsak öyle güzellikler sunuyor ki dayanmaya değer diyorum. Yorumunuz için teşekkürler. Saygılarımla.  12.10.2009 10:55
 

Ne büyük mutluluktur değil mi eskilerden birilerini bulmak hayatınızın bambaşka olduğu bir dönemde. Sevda bir sevdalıymış anlaşılan. Facebook bazı kişiler tarafından yadsınıyor ama, insanı mutlu edebilen bir özelliğide var bakın :)

Nilay Yıldırım 
 12.10.2009 9:51
Cevap :
Aynen öyle. İçinde sevgi olan birşeylerin kolay kolay kirlenemeyeceğini düşünüyorum zaten. Herşey insanın kendi elinde. Ya da neresine bakarsanız orasını görüyorsunuz bu hayatın.. Katkınız için teşekkür ederim..  12.10.2009 10:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 68
Toplam yorum
: 164
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 638
Kayıt tarihi
: 17.11.08
 
 

1964 İstanbul doğumluyum. Bekarım. Çocuk hastalıkları uzmanıyım. Halkla İlişkiler ön lisans ve İk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster