Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Şubat '08

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
574
 

Yıllar sonra

Yıllar sonra
 

“Esmer tenden bir kefen biçin bana / Ya da çıkarın üstümden bu deli gömleğini!”

A. Hicri İzgören

Bu gömleği ilk ne zaman giydim? Hatırlayamıyorum.

Gözlerimin seni seçtiği gün müydü?

Elini ilk kez tuttuğum ayaklarımın ilk yerden kesilişinde mi?

İlk ayrılığımız da olabilir, tenime saplanan ilk koca diken.

Acının yüzbinlece çeşidi var. Ama, “ üçüncü bir şahsın” bitememiş bir aşka dahil olması kadar yakıcı olanı var mıdır?

O gün müydü yoksa?

“İhanetin zaferi!”

Ayışığının kana bulandığı bir gecede sadakatin giyotinden sarkan yüzü.

Bu gömleği ilk ne zaman giydim bilmiyorum. Bildiğim… tenime kazınmış “doğum lekesi” gibi, o gün bugündür bir daha asla çıkaramadığım…

Sen kapıyı yüzüme kapatın ve ben aslında içerde kaldım ya da ne içerde ne dışarda…

O gün bugündür çıktığım her yolculuktan kırık kanatlarla döndüm.

Şimdi yıllar sonra, “beni özlüyor musun?” diyorsun ya, “özlemek unutmanın ilk adımıdır.” diyorum ben de…

Seni son görüşümü unutmuyorum hiç. Islak, dumanlı bir kent akşamıydı gözlerin. Hem küskün, hem suçlu; hem “failiydin bu aşk cinayetinin, hem de maktulü”…

Ne zaman, ne mesafeler… Aramızda bir adam vardı.

Daha külleri soğumamış bir aşkın enkazından evler kurmaya çalışan.

Bana düşense artık “kara bir sevda”nın “gizli öznesi” olmaktan başka şey değildi.

Yalnızdım ve anlamsızdım. Nedensiz bir sonuç gibi cevapsız bir soru gibi, orada, öylece, boşlukta asılı kaldım.

Uğruna ölünecek bir aşk da kalmamıştı.

Yanlıştı belki. O an orada olmam yanlıştı.

Belki daha bir sürü şey yanlıştı.

Ben bu aşkın biteceği paranoyasını daha ilk günden koymuşum içime… Hırçınlığım da bundan dı zahir.

En çok sevip en çok hata yapan olmam da.

Ne tuhaf değil mi? Ayrılıktan en fazla söz edenin en son gitmesi...

Emel Bahadır bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Boş ver be yaşı başı! Gönlün ne kadar şık sen ondan haber ver?.. Şöyle atıp koyu grileri-siyahları sabahtan, Sarı bir kaşkol atabiliyor musun boynuna Hem ona geçmezse kime geçer sözün?.. Büyü büyü…. Bak ellerin ayakların kocaman, Aklın da maşallah yerinde, E, ne diye tutarsın yüreğini uçmasın diye. Akıllı ol, yüreğin gelir peşinden, Boş ver yaşı başı, Aşk var mı aşk, sen ondan haber ver?.. Takılmışsın yüzündeki gözündeki çizgilere. O çizgilerin yüreğine neler kazıdığını düşün, Atmak mı istiyorsun kendini bir dereye soğuk bir kış günü. Öl gitsin… Parayı pulu savurup, Bir balıkçı köyünde balık tutmak mıdır istediğin, Savrul gitsin… Boş ver be yaşı başı, Kim tutar seni kim, Kendi yüreğinden başka kim?.. Aklını da al öyle git, İster bir duvara, ister bir odaya, ister kıra bayıra vur da git. Dert etme ellerini, onlar da gelir seninle bırakmadıkça birine. O biri de gelir gerçekten istediğin oysa, Seveceksen ve öleceksen uğruna… Yaşa be, yaşa da öyle

Mehmet Sağlam 
 13.02.2008 13:18
 

O kadar samimi dökülmüş ki cümleler yüreğinizden, kaleminizden...İnsan ister istemez kayboluyor hüznünde cümlelerin. Gerçekten çok güzel bir yazıydı okuduğum.

Emel Bahadır 
 12.02.2008 18:25
Cevap :
Teşekkür ederim. Övgüleriniz beni çok gururlandırdı. Sevgiyle..  12.02.2008 18:30
 

Kelimeleri o çok basit hallerinden çıkarıp onları süsleyip onlara hayat vermişsiniz.Benzetmeleriniz çok güzel çok yerinde.Tebrik ederim...

Çiğdem AÇABEY 
 12.02.2008 17:57
Cevap :
Yorumlarınız çok sevindirdi beni. Sağolun. Sevgiyle..  12.02.2008 18:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 748
Kayıt tarihi
: 11.02.07
 
 

Arkeoloji eğitimi aldım. Bir inşaat firmasında gayrimenkul satış temsilcisiyim...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster