Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Eylül '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
448
 

Yıllardır muhalefette kalmak ne kötü şey yahu!

Yıllardır muhalefette kalmak ne kötü şey yahu!
 

Bir parti kurmuş büyükleriniz. Ama o günler için bu kurum herkesin çünkü başka parti yok. Kurulan bu ilk partiden sonra Sovyetler Birliği'nin tehditi yüzünden "batı" dünyasına yaklaşıyorsunuz mecburen. Onlar sizden Truman aracılığıyla bazı şartları yerine getirmenizi istiyor. Çok partili hayatı hiç istemediğiniz halde, paşa paşa, diktatör diktatör yaşarken çok partili sisteme geçiriyorsunuz. Seçimlere gidiyorsunuz. (1946) Kazanıyorsunuz çünkü "binbir fırıldak" çeviriyorsunuz kazanabilmek için.

Yıllar sonra yeni bir seçime giriyorsunuz. (1950) Halk boyunuzun ölçüsünü çok anlamlı bir şekilde veriyor. Ne yapsanız çaresiz. Muhalefetin acı meyvesini istemeseniz de ilk defa tadıyorsunuz. Tam 10 yıl boyunca o tatsız tuzsuz meyveyi yiyorsunuz. Hazımsızlığınıza hiçbir "talcid" türü ilaç çare olmuyor. Göz kırpmaya başlıyorsunuz haki renkli takım elbiselilere. Tik sahibi olma pahasına bu göz kırpmalar sonunda meyvesini veriyor. (1960) Akabinde yapılan seçimlerde muktedir olacak oyu alamamanıza rağmen yürütme (iki kaşıklı da olsa) altın tepsi içinde size sunuluyor. Sonrası malum. Bir kere (yine tek başına olmamanıza karşılık) baş oluyorsunuz.

Sonra ortalık tam anlamıyla kızışıyor. Türkiye dediğimiz sevgili annemizin ateşi yükseliyor. Şekeri artıyor. Neredeyse yüksek tansiyon soldan vuracak ve annemiz felç olacak. Bunu fırsat bilen aynı dehlizden çıkan haki renkli takım elbiseliler annemizi sağlığına kavuşturma bahanesiyle çocuklarını öldürüyor ve/veya asıyor. (1980) Bu defa yine muhalefete düşüyorsunuz ama bu defa herkes muhalefette. Tam 3 yıl sürüyor bu durum. Sonrasındaki seçimlerde yine muhalefette kalıyorsunuz. Kaderiniz sanki bu durum. Makus talihiniz eski ifadeyle. Arada derede küçümen ortak olarak iktidar koltuğunun çivisi oluyorsunuz ama milletle bir türlü barışamadığınız için (daha doğrusu barışmayı bilmediğiniz için) muhalefete düşmekten kurtulamıyorsunuz.

Oysa her seçim öncesinde ne kadar heyecanlısınız. Halkın size bu defa teveccüh edeceğini sanıp ne hülyalar kuruyorsunuz. Ama Her seferinde hüsran üstüne hüsran. Tutun ki nakavt üstüne nakavt oluyorsunuz ama siyaset ringine havlu atmayı aklınıza getir(e)miyorsunuz. Çünkü siyaset virüsü girmiş bir kere o narin vücudunuza. Çıkmadık canda ümit vardır, sözünden hareketle yeni bir hamle yapıyorsunuz. Yine aynı akibet. Can çıkıyor da huy çıkmıyor bir türlü.

Son söz: Muhalif olmak omurgalılığın işaretidir de muhalefet kuyusuna düşmek "zor zanaat"tır. Ne akıl dayanır buna ne de beden. Allah kimseyi müzmin muhalefet yapmasın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 300
Toplam yorum
: 178
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 987
Kayıt tarihi
: 13.06.10
 
 

Tarih, edebiyat, şiir, dil ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster