Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Kasım '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1919
 

Yılmaz Güney!

Yılmaz Güney!
 

İnsanımızda sanallıkla gerçekliği ayıramama hastalığı var.

Mesela Erol Taş yarattığı kötü karakterler yüzünden kötü bir insan olarak görülmüştür.

Birkaç misal var böyle!

Mesela Yılmaz Güney!

Mesela Ahmet Kaya!

Ben Ahmet Kaya’nın tüm parçalarını dinledim ve dinlerim. Müziğini ayrı bir kefeye koyarım, kişiliğini ayrı kefeye!

Yılmaz Güney de öyle!

Hiçbir filmini kaçırmadık. Annem zorlardı bizi bir kere!

Ama bir de kefenin öbür tarafı var!

Yansıttığı karakterle kefenin diğer yanı uyuşuyor mu?

Burada sorun!

Doğan Yurdakul’un Dündar Kılıç’ı anlattığı “Abi” adlı kitabında Yılmaz Güney’le ilgili birçok hatıra var. Devlet, hapiste olduğu halde birçok defa öteye beriye gezmesine göz yummuş!

Yılmaz Güney’in düşünce suçundan dolayı hapiste olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Yumurtalık Hâkimini öldürdü o.

Hiçbir gerekçesi yokken!

Oturdukları bir restaurantta kendisini uyardı diye!

Nasıl öldürebildi?

Nasıl eli silahına gitti?

Nasıl kıyabildi?

Hani sanatçı ruhu?

Bunları düşünün bence!

Senaryolar geçicidir!

Kişilik kamera arkasında ortaya çıkıyor. Belli oluyor!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sanata saygının koşulu olmaz amma sanatçının kişiliği ile sanatı bir tutulmaya.

Muharrem Soyek 
 12.09.2020 6:03
 

Olay başlı başına çarpık. Diyelim savcı Yılmaz Güney'in yanındaki kadına küfür etti. Hasmı Güney'se, hiç bir suçu olmayan kadına niye küfrediyor? Bu ne zavallı bir durumdur! İkincisi ise Güney'in tavrı. Vay! Sen benim kadınıma nasıl küfredersin diye silaha sarılıyor, çat diye adamı vuruyor:) Orada kadının incinmesi değil sorun olan; Yılmaz Güney'in kadını olması asıl problem. Yani onun eşyası, hatta mütemmim cüzü! Hani adama gıcıklık olsun diye arabasını çizmeye kalkarsın da o da iner aşağı, demir sopa ile (levye mi onun adı?) saldırır ya; onun gibi. O zamanın değerleri ile bunlar normaldi belki ama en azından ortada ilkel bir durum olduğu bariz. Allah rahmet eylesin ikisini de...

vakayinüvis 
 24.11.2010 1:48
Cevap :
Savcı, Yılmaz Güney'in hanımına niye küfür etsin. Şahit uydurması bu. Kendini kaf dağında gördüğü için uyarılmayı kendine yediremedi çekti vurdu. Katile katil derim ben! Kediye kedi!!  24.11.2010 20:04
 

''Canlı şahidiyim ben'' diyordu,''oradayadım''...tüm mahalenin delikanlıları toplanmıştık başına ve nasıl da pür dikkat dinlemiştik hiç unutmam...Ve olayın gelişimi''Yeşilsoğan'' ile ''Hazandagüzeldir''in anlattıklarıyla uyuşuyor...Aynı durumu yaşayan kaç kişi aynı eylemi gerçekleştirirdi bilinmez tabii ki,adamına göre değişir bu işler...karıncayı bile incitmeyen bir insan bile belki de o durum da katil olurdu...cinayeti meşrulaştırmak için söylemiyorum bunları ''katil'' ''katildir'' gerekçesi her ne olursa olsun...AMA dünya siyasi tarihini Fransız İhtilali'nden hiç bahsetmeden anlatmak gibidir Türk Sineması'nı Yılmaz Güney'siz anlatmak...bencesi de bu...her neredeysen ''bol şanslar Kömür Abii''...eyvallah...

nedim üstün 
 22.11.2010 10:40
Cevap :
Anlatılanlar doğruysa birşey diyemem. Ama koca savcı bunu nasıl yapar anlayamıyorum. Allah taksiratlarını affetsin.  22.11.2010 13:50
 

"Gerçek kişilik kamera arkasında yaşar" deyişinizi çok beğendim. Biz sanatsal kişiliği ne kadar yüceltsek de ki bunda bir sakınca yoktur, gerçek kişinin kamera arkasında yaşadığını hatırlamalıyız.

Muharrem Soyek 
 21.11.2010 20:10
Cevap :
O tür kurgular siyasette de var Muharrem Bey. Hayallerle doldurulmuş bir dünya. Masalla başladı herşey!!  21.11.2010 22:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1640
Toplam yorum
: 13554
Toplam mesaj
: 82
Ort. okunma sayısı
: 459
Kayıt tarihi
: 27.01.07
 
 

Doğum tarihim değişmedi ama çok şey değişti bu güne kadar. En başta, dede oluyorum! Evet; şaşırdı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster