Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Şubat '10

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
260
 

Yine, yeni, yeniden: Biraz nasihat, biraz ikilem...

Yine, yeni, yeniden: Biraz nasihat, biraz ikilem...
 

Kütüphanede çalışmak önemli... (imiş) Geç farkettim!


Yeni bir döneme daha merhaba. Belki de çoğunuzdan "kıdemli" bir öğrencilik yaşamım oldu. Kıdemden kastım, dönem olarak. İTÜ'ye giren en genç öğrenci sıfatına sahipken galiba İTÜ'den çıkan en yaşlı öğrenci sıfatını da, aynı üniversite macerası boyunca kazanmış olacağım.

Farkettiğim bir şey var ki o da okulu uzatmanın, aslında insanın hem aklında hem de kalbinde bazı izlerbıraktığı. Akılda izler bırakıyor çünkü 5 yıl sürmesi gereken hazırlık ve lisans eğitimini, yasal sınırlarına taşıyarak mezun olmak pek de akıl kârı bir iş değil.

Bu "akıl" kapsamına tabi geçinme, aileye yük olmama (hatta aileye destek olma gerekliliği), her dönem katlanan harç ücretleri, yaşlılık duygusu, dönem arkadaşlarının olmaması gibi pek çok durum giriyor. Tabi okul uzatırken insan aklı ile değil kalbi ile hareket ediyor. En azından benimki biraz öyle başladı. Uzun hikaye...

"Kalp" kapsamına giren izler ise belki de daha derin. Anneye hesap verememe, mezun bir yaşıtını ancak uzaktan sevme, başkalarına yük olmanın ağırlığı, kendine olan güvenin azalmaya başlaması ve dahası...

Bunları şu an doruklarda yaşıyorum ve artık bu tuzlu mu tatlı mı olduğunu anlayamadığınız bir kurabiyenin lezzetsizliği gibi bir kıvamda geziyorum. Çok şükür arkadaşlarım var. Uzatma durumuna gelip, okulda hiç tanıdığı kalmayan arkadaşlarımın yaşadığı depresyonu da bildiğim için, çok da hayıflanmıyorum.

Ancak, akıl başa geldiğinde ortaya çıkan "hayatsal gerekler" üniversitenin ilk yılındaki beklentilerden önemli ölçüde ayrışıyor. Bu yüzden belki de üniversiteye gelmeden bir plan, program, çizelge hazırlamak lazım. Bunun çok önemli olduğunu kavradığım için içim rahat rahat nasihat verebilirim.

Özellikle lisans öğrenimine yeni başlayan arkadaşların, bu "planlı programlı çalışma" mevzusunda ilk günden gayretli olmalarını tavsiye ederim. Bunun çok faydasını görürsünüz.

Eğer benim gibi "sadece derslerle ilgilenmeyeyim, biraz da faydam olsun, farklı meselelerle de uğraşayım"diyenlerdenseniz, diğer tabiri ile "sosyal" bir öğrenciyseniz yine de planlı programlı çalışın. Belirli bir düzende çalışırsanız, azar azar çalışsanız bile, son iki haftadaki "tam zamanlı çalışma"ya göre oldukça ileride bir performans sergilersiniz, kuşkunuz olmasın. Üniversite eğitiminin gerektirdiği ciddiyeti, birkaç yıl geçince farkedenler bilir, mide ağrısından uyuyamadığınız olur. Buna fırsat vermemeniz sizin yararınıza.

Bir de, ders planınızdan kopmamaya gayret gösterin. Sırf bu yüzden normal zamanda bitirecek bile olsanız, okulunuz bir yıl uzayabilir. Önşartlar ise ayrıca ehemmiyet gerektiren nazik konulardan. Hele ki düzensiz (irregular) öğrenciler daha dikkatli olmalılar.

Doldum, taştım, biraz paylaşayım dedim. Okul durumunuzu, yapmak istediklerinizi, yapamadıklarınızı, ruh halinizi siz de paylaşırsanız memnun olurum.

Şu da bir gerçek ki, bazı konularda takipçi olmazsanız şansınıza yenik düşebilirsiniz. Üniversitenin internet sayfasındaki duyuruları takip edin. Üniversite, özel bilgilendirme yoluna gitmiyor. Böyle bir durumda sorumluluk size ait oluyor. Sırf bu takip etmeme yüzünden doktorası düşenler var, söyleyeyim.

Fatih Avcı

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 3
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 363
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

İstanbul Teknik Üniversitesi'nde öğrenciyim. Basın yayınla ilgileniyorum. Okulda bir gazete çıkartıy..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster