Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Mart '09

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
815
 

Yine sevişelim mi?

Yine sevişelim mi?
 

Diyelim ki fırtınalı bir havada otomobilinizle yol alıyorsunuz. Yolunuzun üzerinde ki durakta bekliyen üç kişiyi görüyorsunuz.

bir tanesi en yakın dostunuz
bir tanesi hasta yaşlı bir bayan
bir tanesi hayatınızın aşkı

otomobilinize yalnız bir kişi alabilirsiniz. Kimi alırdınız?

Hayatımız da çoğu zaman seçimler yapmak zorun da kalırız. Ergenlik dönemlerimizde başlayan kariyer planlamalarımız bizi stresli sıkıntılı ve mide sancıları yaşatan bir yarışa sürükler. Eğitim yani okullar yani sınavlar. Öğrenci olmak ve hedef belirlemek, disiplinli ve uzun soluklu bir çalışma gerektirir. Eğitim kurumlarında ki eğitmenlerimizin, ebeveynlerimizin yapmamızı istediklerini harfiyen uygulamalı, bir çalışma programı hazırlamalı, adımlarımızı planlı atmalıyız. Ek dersler, dersaneler, odamız da çözülmesi gereken ders kitapları. Üniversiteyi kazanmak, diplomamızı almak, iş hayatın da kariyer sahibi olmak için bazı fedakarlıklar yaparız. Amacımız; belirli yaşlara geldiğimiz de iyi kazanmak, kazandıklarımızla istediklerimize sahip olmaktır. Mesela bir otomobil.


Daha ilkokul çağlarındayken kendimize yakın karakterler belirleriz. Her an iyi geçinmek mümkün olmasa da bir empati oluşur aramız da. Sevdiğimiz şeyleri onlarla paylaşmaya başlarız bir süre sonra. Aynı haylazlıkları yapar aynı oyunlardan keyif alırız. Ailemiz dışın da birileriyle sevgimizi paylaşmak farklı bir keşiftir; eğlencelidir. Artık hayatımız da bizi gülümseten, sırlarımızı saklayan, haylazlıklarımız da bizi yalnız bırakmayan üzüntümüzü paylaşacağımız birileri vardır. Yaşımız, mekanlarımız, paylaşımlar da bulunduğumuz karakterler değişsede bu kişilerin tanımı hiç değişmez. Onlar dostlarımızdır. İlk derbi heyecanını yaşadığımız, yutta ki oda arkadaşımız, asker de devremiz, ilk kavgamız da yanımda sırtımızı kollayan, bizimle kahkahalar atan, bizimle ağlayan onlardır. Bizi anlayabilen. Bence en huysuz en geçimsiz olanımızın bile en azından bir tane dostu vardır. Her zaman yanyana olmasa da bir gün mutlaka hayat denen yolda mesela bir otobüs durağın da karşılaşır.


Annem her zaman zekanın öneminden bahseder. Zeki olmak problemler çözmek demektir. Problemleri çözebilmek iyi bir eğitim almayı sağlar ki iyi eğitim iyi bir iş demektir. İyi bir iş yerinde her zaman kazanırsınız. Kazanmak istediklerimizi satın alabilme özgürlüğüdür.

Ablam ise her zaman bir insanın akıllı olması gerektiğini söylerdi. Aklını kullanmak doğru ve yanlışı ayırmayı kolaylaştırır. Seri katillerden bahsederdi örneğin; 'insanın kanını donduracak cineyetler işleselerde zeki oldukları için yakalanmamışlar.' Aklını kullanan insanların zekalarını kullanarak problemleri çözemeseler de doğru seçimler yaptıkları için doğru insan olduklarına inanırdı.

İkisinin de ortak görüşüncesi; 'Bir insanın hem akıllı hem zeki olması iyi bir şeydir'

Babama göre önemli olan şey saygıydı. Saygılı olmak insanı insan yapardı; ' Birbirlerine saygılı davranan toplumlar vatanı oluşturur.' Bir insanın zeki yada akıllı olması yada zeki yada akıllı olmaması saygısız olmasına mazeret değildi; ' saygısızlığın mazereti yoktur' Dedim ya bir insanın inançlı yada inançsız olması kadın yada erkek olması, zengin yada fakir olması vb. tanımlamaların hiç biri mazeret olamazdı. Gençler öncelikle kürtürlerine sahip çıkmalı ve büyüklerine saygılı olmalıydı. 'Saygı sevgiyi besleyen şeydir, büyüklerine saygılı olmak küçüklerini de sevmeyi öğretir.' Babama göre bir gencin unutmaması gereken iki sey vardı; Geçmişte okul bahçesinde haylazlıklar yapan yaramaz bir velet olduğu, gelicekte zamanı kontrol edemeyip yaşlanacağı. Hepimiz çocuk olmuştuk dimi. İddaya girerim bir çoğumuz haylaz bir afacan dı. Bir gün hepimiz zamanı kontrol edemeyip yaşlanacağız, ne kadar zeki ve akıllı olsakta. Hayat denen yolculuğumuzu tamamlarken, bir gün bir durakta, elimiz de bastonumuzla birilerinin yardım etmesini bekleyeceğiz.


Hiç aşık oldunuz mu? İçiniz de farklı bir sevgi hissettiniz mi? Farklı bir heyecan; tutku ve mutluluk. Aşk.

Onunla olmak, gözlerinin derinliğin de kaybolmak, dizlerin de uyumak. Günü geceyi birlikte geçirmek, aynı havayı solumaktan keyif almak ve tenine dokunmak.

Yanınız da olmadığında zaman durur. Kum saatinin çölündesinizdir, dakikalar geçmez, saniyeler ağır ağır sayılır. Ömrünü düşünmeyiz bu tutkunun, bir kelebeğin kanadın da pembe panjurlu yaşam alanları inşaa ederiz. Gece ne kadar kısadır ona sarılıp uyurken, gün ne kadar uzundur yanınız da yokken.

Bazen aşk sınır tanımaz. Çünkü nedenlerimiz vardır artık biz sevgi arsızıyızdır.

Hayat kısa bir yolculuk ve seyahatımızın kalan kısmını onunla tamamlamak. O hep bir yerler de bekliyordu ve siz artık onu buldunuz. Sevince her şey güzel değil mi? ...

Hayatımız da çoğu zaman seçimler yapmak zorun da kalırız.

Sanırım zekamızı, aklımızı kullanarak saygılı olduğumuz da doğru insan olmayı başarıyoruz. Bu arada yazının başın da sorduğum soruya yanıtınız neydi. Durun tahmin edeyim; arabanın anahtarını dostunuza verir yaşlı bayanı hastaneye götürmesini rica edersiniz. Durakta bekleyen aşkınızın yanına oturup yağmurun kefini çıkartırsınız. O yanınızdayken herşey düzelcektir.


Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 151
Toplam yorum
: 852
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 902
Kayıt tarihi
: 16.02.08
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk öğretim, üniversite, askerlik ve evlilik hazırlıkları sıralamasında stan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster