Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Şubat '15

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
146
 

Yine yeni yeniden

Yine yeni yeniden
 

Uzun zamandır kitap okumaya fırsat bulamıyordum. Okumak isteyen vakit yaratır diyenlerinizi duyar gibiyim… Okumak için vakit kendinden geliyor. Vakit vardı da okumadık mı yani!

Ortaokul ve lise çağlarımda okuduğum kitapları anımsamıyorum. İsimlerini anımsasam da içerikleri  kör. Yaşlanmaya başlıyorum galiba bu genç  yaşımda. Şöyle bir döndüm geçmişe. Hep aynı eksiklikler ...

Her konuda ama her konuda ezbere gitmişiz. Anlamak filan yok. Kendimce söylüyorum. Ben tarihi, coğrafyayı ve diğer birçok dersi ezbere götürmüşüm. Yıllar sonra sevdim ve öğrendim bu dersleri. Matematikte ise her zaman diplerdeydim. Şu an şaka gibi gelir, muhasebe yapıyorum. Hayatın mantığı anlamakmış. Okuduğunu anlamak gibi… Yaşadığını anlamak gibi… Çok sonraları anladığım ve uyguladığım bir gerçek. Sözün kısası : İnsan bu yaşlarında okumalıymış.

Radikal bir kararla klasikleri baştan sona okumaya başladım. İnsanın çocukluktan çıkıp gençliğe adım attığı yıllarda yani kendini anlamaya ve çevresini sorgulamaya (!) başladığı yıllarda okuduğu her şeyi unutuyormuş diye düşünüyorum. O yaşlarda okumak hak getire! Aşk, eğlence, gezmek, tozmak, kakara kikiri yapmak varken okumak da neymiş... Fırsatınız varsa klasikleri şimdi bir de orta yaşlarda okumayı deneyin. Çok keyifli. İşe gidip gelirken devamlı bir kitap, hatta durakta otobüs beklerken bile devamlı elimde. Bir de çocuk yetiştiriyorsanız her daim okumanız ve bilgilerinizi taze tutmanız gerekiyor. Ana model sizsiniz. Onun idolü olmalısınız. Öz eleştiri yapın.(Sonuçlarını kabullenebilirseniz) gerçekten bilmediğinizi, en basit sorulara bile bazen cevap veremediğinizi göreceksiniz. Her alanda ama her alanda okumak ve bilgilenmek şart. Hep aradığımız mutluluk olmamalı.  Bu hayattan tek beklentimizin para ve buna bağlı mutluluk olması gerekmiyor. Din konusunda bile Çocuklara bu yaşta verilen din eğitiminden ileride akıllarında kalan sadece ‘İnna ateyna Kel Kevser ’ olacaktır… Fazlası yok... Doğrudur! Çocuk bir kayıt cihazıdır. Ne verirseniz onu alır. Ama çocukken… ama anlamadan…Çocuklar önce ezberler sonra unuturlar. Bizler gibi… Şu gerçeği es geçmemek gerekir. Zihinsel hafıza  ezberlenenleri unutabilir ama görsel hafızada işler değişir. Özellikle çocukların görsel hafızası oldukça iyidir. Hiç unutmam misal kopya hazırlardık küçük küçük kağıtlara özene bezene. Sınavda ise yazdığım kağıdı gözümün önüne getirirdim. Sonuç süper. İyi güzel de madem görsel hafızan bu kadar iyi sormazlar mı adama neden hatırlamıyorsun okuduğun onca kitabı diye…

Ben kendime sordum ve cevabın kendimce eğitim sitemine, bizi ezberciliğe alıştırıp en güzel çağlarımızı yanlış seçimler ve kişilerle harcattıran egomuza ve yaşadığımız ağır olayların bildiklerimizi unutturduğuna yani ötelemesine bağladım. Ezberlediklerinizi unutur ve tekrar yaşadığınızda hatırlarsınız. Okuduğumu ve yaşadıklarımı anlayarak tekrar bir başlangıç yaptım bu yaşımda hayatıma.

Başınıza gelen her şeyi,  iyi veya kötü,  anlamlandırın. Yine yeni yeniden, okuyun ve yaşayın.

Çekirge olmadığınızı hatırlayın. Allah’ın hakkının üç olmadığını da…

Hayatın ezberi olmadığını da!

 

Melike ÇELİK

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 78
Toplam yorum
: 47
Toplam mesaj
: 27
Ort. okunma sayısı
: 285
Kayıt tarihi
: 02.07.11
 
 

1980 yılının buhranlı Ankara' sında gözlerimi dünyaya açmışım. Babamın işi nedeniyle çocukluk yılla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster