Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Temmuz '18

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
318
 

Yirmi Bin Öğretmen Atandı: Gözyaşları Ne İçin!

Yirmi Bin Öğretmen Atandı: Gözyaşları Ne İçin!
 

Ülkemize dair hayal ettiğim gelecek ümitlerim ne yazık ki her geçen gün azalıyor. Hayalini kurduğum hiçbir konuda iyiye yönelik bir gelişme göremiyorum. Gün içinde işte, sokakta, trafikte kendi yaşadığımız olaylar. Haber mecraları ve sosyal medyadan şahidi olduğumuz toplumsal olaylar. Ülke siyasi ve ekonomik atmosferi içerisinde liderlerin ve kanaat önderlerinin tutumları, birbiri ardına yaptıkları tutarsız açıklamaları, çıkarılan yasa ve kanunların adalet, hak ve eşitlikten uzak olması;  bunların neden olduğu huzursuzluğun İnsan bedenini ele geçirmeye başlayan bir kanser hücresi gibi tüm ruhumu sarması! İnsanı mutsuzluğa doğru iten bir huzursuzluk! Ve kendini huzursuz hissetmeyen bir toplum içinde yaşamaya çabalamanın, içinde bulunduğun huzursuzluğu Nirvana’ya taşıması. Kendini huzursuz hissetmeyen bir toplum içinde huzursuz bir birey olarak o topluma yabancılaşman, farklılaşman, kendini soyutlaman, acı bir domino etkisi ve sonuç; huzursuzluk!

Burada uzun uzun beni ve benim gibileri huzursuzluğa iten nedenleri yazmayacağım. Herkes her şeyin farkında zaten ya da değil, inanın emin değilim. Bu aralar hiç bir konudan emin değilim. Güncel ve siyasi konular üzerine blog yazmamaya ne zaman karar versem, iki gün sonra dayanamayıp yazıyorum. Çünkü huzursuzum!

Beni bu bloğu yazmaya iten sebep ise bugün yapılan yirmi bin sözleşmeli öğretmen ataması haberi oldu. Atanan öğretmenlerin ailelerine sarılarak döktükleri sevinç gözyaşları ile haberin ayrıntılarını okurken Sayın Milli Eğitim Bakanımızın yaptığı konuşmada dikkatimi çeken bir cümle huzursuzluğumu tetikledi.

Devlet okullarında kadrolu, sözleşmeli ve ücretli olarak üç farklı statüde öğretmenler görev yapıyor. Farkları ne? Hepsi eğitim fakültesinden mezun olup öğretmenlik vasfını kazanmış mı? Evet. Peki, sen bu yeterli değil deyip KPSS puanı istemişsin, onu da almışlar mı? Evet. Peki, hepsi aynı derslere giriyor aynı görevleri icra ediyor mu? Evet. Peki, hepsi aynı haklara mı sahip? Hayır. Neden HAYIR? Size sözleşmeli ve kadrolu öğretmenlerin hakları arasındaki onlarca farktan bir kaçını belirtmek isterim; sözleşmeli öğretmenlerin tayin isteme ve atama yeri seçme hakları bulunmamaktadır. Maaşlarından SSK kesintisi yapılmaktadır. Kadrolu öğretmenlere göre daha az maaş almaktadırlar. Yönetici, müdür ve müfettiş kadrolarına atanamazlar. Sözleşmeleri her yıl yenilenmektedir. Herhangi bir kıdem tazminatı ve kademe ilerlemesi bulunmamaktadır. Yirmi yıllık sözleşmeli öğretmen ile bir yıllık sözleşmeli öğretmen aynı haklara ve mevkiye sahiptir. Bunlar sadece birkaç örnek, daha onlarcası var. Tabii bunlar özlük hakları konusundaki farklar. Ruhsal ve manevi tatmin konusundaki farkları saymıyorum bile. Bir de ücretli öğretmenler var ki onların durumu içler acısı; aynı görevi yaptıkları halde aylık kazançları çoğu zaman bin lirayı zor geçmekte! Öğrenci ve velilerin gözünde öğretmen olarak bile görülmemekte.   

Devletin özel sektör çalışanlarını patronların pençelerine bırakmasına artık alıştık ama haksızlığın, hukuksuzluğun devlet eliyle yapılmasına alışamıyorum. Sen devletsin! Halkının güvenle sığınabileceği tek limansın. Kaldı ki bahse konu olan meslek; öğretmenlik. Geleceğimizi inşa edecek olan insanlar. Öğretmenin ayrımı olamaz. Öğretmen; öğretmendir. Hepsinin hakkı eşit olmalıdır. Ya hepsini kadrolu yaparsın ya sözleşmeli ya da daha farklı bir sistem kurarsın. Ne olursa olsun adil olmalısın.

Gelelim atanan öğretmenlerin sevinç gözyaşlarına; onları çok iyi anlıyorum. Aslında o gözyaşları sevinçten değil; içinde bulundukları hukuksuz sistemde adil olmasa da kendilerini bir yere konumlandırabilmelerinden kaynaklanıyor. Ne diyelim. Hayırlı olsun.

Gelelim Sayın Bakanımızın konuşmasından bir bölüme; “Öğretmen arkadaşlarımdan hassaten ricam şudur. Hepiniz okullarına gideceksiniz derslerinize başlayacaksınız. Derslerinize başlamadan önce bir şeye dikkat edin lütfen. Sınıfınızdaki bütün çocukların gözüne gözünüz değmeden derse başlamayın ve lütfen onların gözünden kalbine akan bir şeyler olduğunu hissedin. O zaman sizin öğretmenliğiniz başlamıştır. Eğer sadece bilgi paylaşımı ile derse başlarsanız bilin ki siz hiçbir zaman onların öğretmeni olmayacaksınız. Onların devlet memuru olarak oraya atanan ya da öğretmen olarak o sınıfta bulunan resmi kişi olacaksınız. Benim bu bağlamda söyleyeceğim aslında çok şey var ama heyecanınızın farkındayım. Ama çocukların sesi olmaktan da onların heyecanını size iletmekten de geri duramıyorum.  Öğrencilerinizi lütfen ama lütfen, aslında lütfen bile değil, muhakkak surette ayırmayın. Eğer onları ayırırsanız gökteki yıldızları ayırmış gibi olursunuz.’’

Bakanımızdan benimde küçük bir ricam olacak; Sayın bakanım, öğretmenlerinizi lütfen ama lütfen, aslında lütfen bile değil, muhakkak surette ayırmayın. Eğer onları ayırırsanız gökteki yıldızları ayırmış gibi olursunuz.

Sen öğretmen misin diye sorabilirsiniz. Hayır değilim.

Peki, seni neden bu kadar rahatsız etti bu konu diye de sorabilirsiniz. Çünkü huzursuzum! Ve ileride huzursuz insanların sayısının artmasını engelleyecek olanlar ise öğretmenlerdir.

Benim de size bir sorum olacak. Siz huzurlu musunuz?

Saygıyla... 24 Temmuz 2018 - Denizli / Özkan SARI

Matilla bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sormayın bu konuyu ya duydukça moralim bozuluyor...

Kerim Korkut 
 28.07.2018 22:12
Cevap :
Hepimizin bozuluyor. Ve çok daha uzun bir süre bozulacağa benziyor. Saygıyla...  01.08.2018 9:42
 

Adalet, hak, hukuk... Bunların birçok dünya ülkesinde olmadığını görüyoruz. Bu sebeple huzurlu olmak mümkün değil. Ama birey olarak mücadelemizi yapıyor, gücümüzün yetmedikleri içinde yazı ve şiirlere sığınıyoruz işte...

EMEL BALI 
 26.07.2018 13:34
Cevap :
Haklısınız Emel hanım. Goethe'nin dediği gibi; ''Werther'i intihar ettirmeseydim kendim ederdim.'' Bizde kendimizce dertlerimizi yazılara şiirlere akıtıyoruz. Saygıyla...   27.07.2018 12:21
 

Ben hiç huzur içinde yaşamadım, eşitlik ve adaleti hiç görmedim. Demokrasi varmış, belirli aralıklarla seçim sandığına gidip oyumu atıyormuşum, bana ne ne? Alın işte, aynı koşullar ve şartlar arasında eğitim alan öğretmenler arasında bile ayrım yapılıyorsa, daha neyi tartışacağız ki? Keşke hiç demokrasi olmasa ama eşitlik ve adalet içinde yaşayabilseydim, yaşayabilseydik diyorum. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 25.07.2018 10:17
Cevap :
Yazdıklarınızın üzerine yorumda bulunmak fazlalık olur diye düşünüyorum. Dediğiniz gibi keşke demokrasi olmasa da adalet ve eşitlik olsa. Teşekkürler. Saygıyla...  27.07.2018 12:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 83
Toplam yorum
: 187
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2502
Kayıt tarihi
: 05.09.15
 
 

Hayat denilen yolculuğuma Denizli'de başladım. On dört yaşımda çıktığım Denizli'ye Balıkesir, İzm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster