Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Aralık '07

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
2474
 

Yitik bir şehrin eski zaman eskiciyim, aşkı arıyorum, bulan var mı ? :)

Yitik bir şehrin eski zaman eskiciyim, aşkı arıyorum, bulan var mı ? :)
 

Yitik bir şehrin eskicisiyim ben. Eskileri topluyorum, tek tek çıkarıyorum onları içlerine gizledikleri yerlerden. Dağların arasında kalmış şehrin duvarları çatırdıyor, çattırdayan duvarlardan, duvar diplerine maskeler düşüyor. Kireçten maskelerin gözlerinden kan sızıyor. Üzerinden adımlıyorlar birbirlerinin maskelerini.
Venedik; ikinci el pazarındayım. Ruhlarını; yaşadıkları zamanın şeytanlarına teslim etmiş ruhsuz maskeleri görüyorum tezgahların üzerinde. Soğuk ve donuk maskeler. Yaşadıkları dönemin karanlığını ikinci el Venedik pazarına taşıyorlar. Bu pazar başka pazar; onur alınır, onur satılır oysaki adına nostalji diyorlar. Pazarın hemen yanı başında bir hapishane.

Yükselen suların altında kalmış tarihten insanların mezarı olmuş bir hapishane bugün turistik bir virane. Hapishane ile ikinci el pazarı arsında bir köprünün üzerinde duruyorum. Ürperiyorum. Ellerinde maskeleri insanları görüyorum. Köprüden geçiyorum, bir kayığa biniyorum. Küreklerini çekenlerin yüzlerindeki kedere bakıyorum. Güneş; yavaş yavaş yükseliyor. Başka bir kıyıya geliyorum. Kıyısı ; özgürlük meydanına açılıyor. Meydanın ortasındayım bir gazeteci ve eşiyle selamlaşıyoruz. Entellektüel kısa bir sohbetin içinde meydanın ortasında özgürlük savaşçılarının büstlerine bakıyoruz.

Özgürlük savaşçısı olmak istiyorum. Güneş tepemizde neredeyse yanıyoruz. Bir yandan da; hapishanenin üzerinde durduğu yosuna boyanmış kalaslar üzerinde sallandığını izliyoruz. Bizde sallanıyoruz. Tutsaklar el sallıyorlar bize hapishane pencerelerinden. Biz; eski zamanların yolculuğundayız. Hapishane duvarlarından keder akıyor. Kedere akıyor yüreklerimiz, hava sıcak , biz en turistik kıyafetlerimiz ile resim çekiyoruz. Acı ve hüzne boyanıyor ellerimiz. Ellerimizde fotoğraf makinelerimiz. Tutsaklar özgürleştikçe bizde özgürleşiyoruz, kederimiz gömülüyor özgürlük savaşçılarının gözlerinde, büstlerine bakıyoruz.

İkinci el Venedik pazarında maskelerin içindeyiz yine bu kez özgürleşmiş ruhlarımız , maskelerin renklendirilmiş soğuk yüzlerinde dolaşıyor ellerimiz. Maskeleri almıyorum. Ellerimi bile sürmüyorum. Göz ucuyla bakıyorum onlara. Yan tezgahlarda duran broşlara uzanıyor ellerim, onlardan alıyorum sevdiklerime özgürlüğün elçileri üzerinde duruyor, ellerim onların yüzlerini okşuyor.
Yavaş yavaş ilerliyoruz , yolculuğumuz bir limandan devam edecek, gemiler bizi bekliyorlar. Gemideyiz. El sallıyoruz Venedik özgürlük meydanına. Ruhlarımız özgürleşmiş tutsakların keder dolu ellerinde. Maskeleri sevmiyoruz. Maskeler yırtılıyorlar biz uzaklaşırken limandan. Maskeler ; tek tek kırılıyorlar, parçaları duvar diplerinde. Görüyoruz.

Özgürüz. Güneş çırılçıplak gözlerimizde. Okyanusun ortasında birbaşımızayız aşk diliyoruz kendimize. Sesimizi duyuyor kılavuzumuz. Akşam üzeri dünyanın en uzun sahiline sahip Cinisello'dayız. Üzerimizi değiştirip, içimize mayo ve bikinilerimizi giyinip, üzerimize geçiriyoruz şile elbiselerimiz ve şortlarımızı. Sahildeyiz. Günbatımı, uçsuz bucaksız deniz. Aşk diliyoruz .Maskeleri sevmiyoruz. Çırılçıplak bakir bir manzaranın ortasında , ayaklarımız denizin içinde kafamızı kaldırıp gün batımından aşk diliyoruz. Özgürleşiyoruz.

Çılgınım, denize atlıyorum, arkadaşlarım çığlık çığlığa peşimden geliyorlar. Çocuklaşıyoruz , çocukça eğleniyoruz. Masumlaşıyoruz. Maskeleri sevmiyoruz. Maskelerin hayatı ne kadar kirlettiğini biliyoruz. İyice hava kararıyor. Otelimize gelip , üstü başımızı değitiriyoruz. Akşam yemekteyiz. Şaraplarımızı yudumluyoruz , aşk diliyoruz .Dans ediyoruz , gece ilerliyor, otelin bahçesinde sohbet ediyoruz. Gün ışıyor ; kederden arınmış gülümsüyoruz.
Roma'dayız. Aşk çeşmesinin önünde. Gülüşüyoruz, bozuklukları atarken yine aşk diliyoruz. ispanyol merdivenlerinde oturuyorum. Aman yaa ne aşkı diyorum. Para da atmıyorum aşk çeşmesine. Eğlenenlere bakıyorum. Sonra ısrar ediyorlar , aşk çeşmesine kadar kolumdan çekip getiriyorlar ellerime bozuklukları sıkıştırıyorlar , hadi at diye birde tezahürat yapıyorlar ; atıyorum , tanrım bir daha gelirsem yanımda sevgilim olsun diyorum :) Bir açıklama geliyor ; hikayesi şu ; para atıyorsanız aşk için değil, dileğiniz bir daha buraya gelmek oluyor bunun dışındaki dilekler kabul olmuyor :):) Neyse ben bir dahaki gelişe sevgiliyide sıkıştırmıştım :) hadi yine iyiydim.

Kayıp bir şehrin eskicisiyim ben aşkı arıyorum yitik bir şehrin içinde. Aşk duvarlara boyanmış, elimi sürüyorum, ellerim kana bulanıyor, maskelerden sızan kanlar ellerime bulaşıyor. Ellerimi toprağa sürüyorum. Ellerime bulaşan kanı toprakla temizliyorum. Koşuyorum, çıkmaz koridorlarda bir labirentin içinde kayboluyorum. İçinden çıkamıyorum. Korkmuyorum. Aşktan divane olup meydanın ortasında birbirleriyle kapışanlara bakıyorum. Düşüyorlar, düştükleri yerden kalkmalarını bekliyorum. Koşuyorum.

Ayaklarım toz koridor üzerinde kayıyor , sendeliyorum bir labirentin içinde aşkı arıyorum. Müzik çalıyor , müziğin sesi tarihi duvarları yerinden oynatıyor, biri ellerini uzatıyor, ellerimi uzatıyorum. Aşkı arıyorum. Aşk yok gözlerinde, dans ediyoruz. Bir labirentin ortasında dans ediyoruz aşkı arıyoruz, aşk bizden çok uzakta. Ellerimi kurtarıyorum, koşar adım uzaklaşıyorum bir pencerenin önünde buluyorum kendimi. demir parmaklıklar arkasında dışarıda duran bir tarihi bir mezarlığa takılıyor gözlerim. Biliyorum aşk orada diyorum .
Koşuyorum, labirentten çıkıyorum. Dışarıdayım. Özgürüm. Aşk sonralığın diyor birisi. Gülüyorum. Sonralıktan önce düşündüğün başka şeyler var senin diyor. Önce onları çözmen lazım, aşk sonra gelecek senin peşin sıra. Bak ; aşk orda duruyor, seni bekliyor. Aşk bir labirentin içinde değil bir mezarın içinde seni bekliyor. Aşk ; ölmüş seninle birlikte kendisinide sürüklüyor.

Mezarından çıkarmak için uğraşma, maskeler aşkın üzerinde duruyor. Aşk ne maskelidir ne de bir bir mezarın içindedir. Aşk senin önceliğin olduğunda senin hayatındır, hayattır. Şimdi aşk senin önceliğin değil. Öldürme kendini maskelerin ve labirentlerin arasında.

Yitik bir şehrin eski zaman eskicisiyim ben aşkı arıyorum, bulan var mı ? aşkı diliyorum herkes gibi, çağlar boyu dilendiği gibi. Labirentlerden ve maskelerden uzak, yalın ve şeffaf bir aşk, doğruluğunca, dolaysız.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 43
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1790
Kayıt tarihi
: 24.06.07
 
 

72 istanbul doğumluyum.  Yağmur yüklü buluttan pamuk şekeri, Yağmurdan sonraki gökkuşağı, to..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster